İnsan hayatının vazgeçilmez kaynağı olan su, yeryüzündeki tüm canlıların yaşamını sürdürebilmesi için en temel ihtiyaçlardan biridir. Tarih boyunca medeniyetler su kenarlarında kurulmuş, toplumların gelişimi su kaynaklarının varlığıyla şekillenmiştir. Çünkü su; sadece içmek için kullanılan bir madde değil, aynı zamanda yaşamın devamını sağlayan en büyük nimettir. Bugün dünyada yaşanan kuraklıklar, iklim değişiklikleri ve bilinçsiz tüketim, suyun ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.

İnsan vücudunun büyük bir kısmı sudan oluşmaktadır. Sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için düzenli ve yeterli miktarda su tüketmek gerekir. Su, vücudumuzun dengesini sağlar, organların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve yaşam kalitemizi artırır. Susuz kalan bir insanın hayatını sürdürmesi mümkün değildir. Bu nedenle su, ekmek kadar önemli hatta çoğu zaman daha değerlidir.

Ancak ne yazık ki günümüzde insanlar suyun değerini yeterince bilmiyor. Çeşmelerin gereksiz yere açık bırakılması, tarımda bilinçsiz sulama yapılması ve sanayi atıklarıyla su kaynaklarının kirletilmesi geleceğimiz açısından büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bir zamanlar gürül gürül akan nehirlerin kuruması, göllerin küçülmesi ve barajlardaki su seviyelerinin düşmesi bunun en açık göstergesidir. Özellikle son yıllarda yaşanan kuraklık tehlikesi, su tasarrufunun artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu ortaya koymuştur.

Su yalnızca insanlar için değil; hayvanlar, bitkiler ve doğadaki tüm canlılar için hayat demektir. Yağmur yağmadığında toprak kurur, ürün yetişmez, ağaçlar susuz kalır. Tarımın temelinde su vardır. Eğer su olmazsa üretim azalır, gıda sıkıntısı baş gösterir ve ekonomik sorunlar ortaya çıkar. Bu nedenle su kaynaklarını korumak, aslında geleceğimizi korumaktır.

Eskiden büyüklerimiz “Su gibi aziz ol” derdi. Bu söz bile suyun toplumumuzdaki değerini anlatmaya yeterlidir. Çünkü su; temizliğin, bereketin ve yaşamın sembolüdür. Anadolu kültüründe suya her zaman saygı duyulmuş, çeşmeler yapılmış, yol kenarlarına hayratlar kurulmuştur. İnsanlar bir yudum suyun bile ne kadar kıymetli olduğunu bilmiştir. Günümüzde ise teknolojinin gelişmesiyle birlikte tüketim alışkanlıkları değişmiş, insanlar suyu sınırsız bir kaynak gibi görmeye başlamıştır. Oysa dünyadaki temiz içme suyu miktarı sanıldığı kadar fazla değildir.

Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren su tasarrufu bilinci verilmelidir. Diş fırçalarken musluğu kapatmak, gereksiz su kullanımından kaçınmak ve çevreyi temiz tutmak bu konuda atılabilecek basit ama önemli adımlardır. Belediyelerden çiftçilere, sanayi kuruluşlarından bireylere kadar herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Çünkü su sadece bugünün değil, yarının da emanetidir.

Unutulmamalıdır ki petrolün alternatifi olabilir, birçok maddenin yerine başka kaynaklar bulunabilir; fakat suyun alternatifi yoktur. Bir damla suyun bile boşa gitmemesi gereken bir dönemde yaşıyoruz. Gelecek nesillerin susuzluk yaşamaması için bugünden tedbir almak zorundayız. Eğer bugün bilinçli davranmazsak yarın çocuklarımız temiz su bulmakta zorlanabilir.

Sonuç olarak su, yaşamın temelidir. Sağlığın, üretimin, doğanın ve insanlığın devamı suya bağlıdır. Bu yüzden suyu korumak hepimizin ortak görevidir. Her damla suyun değerini bilmeli, israftan kaçınmalı ve doğaya sahip çıkmalıyız. Çünkü su varsa hayat vardır.