Her gün gazetelere düşen haberler, sosyal medyada paylaşılan görüntüler ve siren sesleri… Malatya son yıllarda deprem yaralarını sarmaya çalışırken bir başka görünmez sorunla daha yüz yüze: artan trafik kazaları. Neredeyse her gün en az bir ölüm haberinin, bir ailenin acısının, bir evin sessizliğe gömülüşünün ardında aynı kelime var: kaza. Fakat ortada sadece “kaza” diyerek geçiştirilecek bir tablo yok. Çünkü yaşananların büyük bölümü alınabilecek önlemlerle engellenebilir durumda.

Türkiye genelinde olduğu gibi Malatya’da da trafik kazalarını tetikleyen üç temel unsur öne çıkıyor: dikkatsizlik, hız ve altyapı eksiklikleri. Ancak şehrin son yıllardaki sosyolojik dönüşümü bu faktörlerin etkisini daha da artırmış durumda.

DEPREM SONRASI ARTAN TRAFİK YÜKÜ

6 Şubat depremlerinin ardından kentte trafik akışı ciddi şekilde değişti. Yıkılan yollar, kapanan sokaklar, ağır tonajlı araçların yoğunluğu, konteyner kentlerin kurulduğu bölgelerde artan insan ve araç hareketliliği… Tüm bunlar şehrin normalden çok daha ağır bir trafik yükü taşımasına sebep oldu. Özellikle Yeşilyurt, Battalgazi ve Doğanşehir güzergâhlarında sıklaşan kazalar aslında bu ağır yükün birer sonucu.

Şehir içi trafiğinde ise büyük bir problem var: Kuralsızlık artık bir refleks hâline gelmiş durumda. Emniyet kemeri takmamak, kırmızı ışık ihlali, kavşaklarda “ben geçerim” mantığı, motosikletlerde kask kullanımının hâlâ düşük olması… Bu tabloyu her gün trafikte görüyoruz, gazetelerde okuyoruz, sokakta hissediyoruz.

HIZ, KAZALARIN ORTAK PAYDASI

Malatya’da son dönemde meydana gelen çok sayıda kazanın ortak noktası: aşırı hız. Sürgü yolunda devrilen kamyonlardan, çevre yolunda savrulan otomobillere; Akçadağ ve Hekimhan’da ölümlere yol açan motosiklet kazalarına kadar hepsi aynı tehlikenin sonucu.

Bazı bölgelerde hız tabelaları bulunmuyor, bazı noktalarda var olan levhalar sürücüler tarafından ciddiye alınmıyor. Bu da kazaların şiddetini artırıyor. Hele ki genç sürücüler arasında hız tutkusu hâlâ önemli bir problem olarak duruyor.

ALTYAPI YETERSİZLİKLERİ VE UNUTULAN YAYA GERÇEĞİ

Malatya’da trafik kazalarının önemli bir bölümü yaya geçidi bulunmayan cadde ve sokaklarda yaşanıyor. Özellikle Fahri Kayahan, Çilesiz, İnönü Üniversitesi bağlantı yolları ve Beydağı eteklerindeki yeni açılan bölgelerde yaya geçitlerinin yetersizliği dikkat çekici boyutta.

Kaldırımların dar olması, bazı bölgelerde hiç olmaması, yolların daraltılması ve şehir içi otobüs güzergâhlarının yoğunluğu da kazalara davetiye çıkarıyor.Yayalar için en büyük risk ise şu: Yolun yayaya mı, yoksa araca mı ait olduğu hâlâ net değil.

MOTOSİKLET KAZALARINDA TEHLİKELİ ARTIŞ

Deprem sonrası ekonomik sıkıntılar nedeniyle motosiklet kullanımı ciddi oranda arttı. Fakat bu artış kask kullanımını aynı hızda artırmadı. Neredeyse her gün bir motosiklet kazası yaşanıyor; çoğu ağır yaralanmalarla ve maalesef can kayıplarıyla sonuçlanıyor.Ne yazık ki birçok genç, motosikleti bir ulaşım aracı değil, hız tutkusu ve özgürlük hissiyle kullanılan bir araç olarak görüyor.

ÇÖZÜM VAR MI? VAR. FAKAT…

Malatya’da trafik kazalarını sıfırlamak elbette mümkün değil; ancak azaltmak mümkün. Bunun için de birkaç temel adım gerekiyor:

Kritik noktalara hız koridoru ve radar denetimi

Kavsaklarda akıllı sinyalizasyon sistemi

Yaya geçitlerinin artırılması ve işaretlenmesi

Okullarda sürekli trafik eğitimi

Ağır tonajlı araçların şehir içi trafik saatlerinin düzenlenmesi

Motosiklet kullanıcılarına yönelik sıklaştırılmış denetim

Belediye ve Karayolları'nın ortak altyapı çalışmaları

Fakat buradaki en kritik unsur şu: Trafik yalnızca sürücülere bırakılmayacak kadar büyük bir sorumluluktur.

TOPLUMSAL TRAFİK KÜLTÜRÜ OLUŞMADAN SORUN BİTMEZ

Kurallar sadece levha değildir; levhayı anlamlı kılan toplumun o kurala verdiği değerdir. Malatya’da trafik kazalarının artışı sadece teknik değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Yani hem idarenin hem sürücünün hem yayanın üzerine düşen büyük bir görev var. Bugün bir haber olarak okuduğumuz her kaza, yarın bir annenin, bir babanın, bir evladın hayatının kararmasına sebep olabiliyor. Her kazanın ardında bir kader değil, alınması gereken bir önlem, gösterilmesi gereken bir dikkat yatıyor.

Ve biz bu şehirde yaşıyorsak, trafiğin sorumluluğunu da birlikte taşımak zorundayız.