Bir zamanlar yetişkin alışkanlığı olarak görülen sigara, bugün ne yazık ki çocukların ve ergenlerin hayatına kadar girmiş durumda. Artık parkta oynayan çocukların yanında sigara içen yetişkinleri görmek sıradanlaştığı gibi, lise çağındaki gençlerin hatta daha küçük yaştaki çocukların ellerinde sigara görmek de toplumun kanıksamaya başladığı acı bir tablo haline geldi. Oysa sigara sadece bir alışkanlık değildir. Dünyada ve ülkemizde önlenebilir ölümlerin en önemli nedenlerinden biridir. İçeriğinde bulunan binlerce zararlı kimyasal madde, başta akciğerler olmak üzere neredeyse tüm organlara zarar verir. Akciğer kanseri, gırtlak kanseri, kalp ve damar hastalıkları, KOAH, felç ve solunum yolu hastalıkları sigaranın yol açtığı en ciddi sağlık sorunlarından yalnızca birkaçıdır. Bunun yanında bağışıklık sistemini zayıflatır, cilt yaşlanmasını hızlandırır, diş ve ağız sağlığını bozar, nefes darlığına neden olur ve yaşam kalitesini ciddi anlamda düşürür. Ancak sigaranın zararları yalnızca içen kişiyle sınırlı değildir. Pasif içicilik nedeniyle aynı ortamda bulunan çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar da ciddi sağlık riskiyle karşı karşıya kalır. Bir çocuğun temiz hava yerine sigara dumanı soluyarak büyümesi, aslında geleceğinin de zehirlenmesi anlamına gelir. Bugün üzerinde durulması gereken en önemli sorun ise sigaraya başlama yaşının her geçen yıl daha da düşmesidir. Eskiden üniversite yıllarında başlayan alışkanlık, bugün ortaokul ve lise çağlarına kadar inmiş durumda. Hatta zaman zaman ilkokul çağındaki çocukların bile sigaraya erişebildiğine dair haberlerle karşılaşıyoruz. Bu durum sadece bireysel bir tercih olarak değerlendirilemez; toplumsal bir alarmdır. Peki çocuklar neden sigaraya yöneliyor? Bunun tek bir cevabı yok. Akran baskısı, özenti, sosyal medya, rol model eksikliği, aile içindeki sigara kullanımı, stres, merak duygusu ve kolay ulaşılabilir olması en önemli nedenler arasında yer alıyor. Özellikle dijital platformlarda sigaranın "havalı" veya "özgürlük sembolü" gibi gösterilmesi, gençlerin bilinçaltını olumsuz etkiliyor. Bir çocuk, evinde anne ya da babasını sürekli sigara içerken görüyorsa, sigarayı normal bir davranış olarak kabul edebiliyor. Çünkü çocuklar en çok söyleneni değil, gördüklerini örnek alıyor. İşte bu nedenle mücadele önce ailede başlamalıdır. Anne ve babalar çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmeli, onları dinlemeli, arkadaş çevrelerini tanımalı ve sigaranın zararlarını korkutarak değil, bilinçlendirerek anlatmalıdır. Yasaklamak tek başına çözüm değildir. Güven ilişkisi kurmak, çocukların doğru karar vermesinde çok daha etkili olacaktır. Elbette sorumluluk sadece ailelerin omuzlarında değil. Okullarda sigara ve bağımlılık konusunda verilen eğitimlerin daha etkin hale getirilmesi gerekiyor. Rehberlik servisleri risk altındaki öğrencileri daha yakından takip etmeli. Spor, sanat ve kültürel faaliyetler artırılarak gençlerin boş zamanlarını verimli değerlendirebilecekleri ortamlar oluşturulmalı. Çünkü kendini bir spor salonunda, müzik atölyesinde ya da bilim merkezinde geliştiren bir gencin zararlı alışkanlıklara yönelme ihtimali çok daha düşüktür. Yerel yönetimlere de önemli görevler düşüyor. Mahallelerde gençlik merkezleri artırılmalı, ücretsiz spor alanları yaygınlaştırılmalı ve gençlerin sosyal hayata katılabileceği güvenli ortamlar oluşturulmalıdır. Devletin denetim mekanizmaları da aynı kararlılıkla işlemelidir. Özellikle 18 yaş altına sigara satışına yönelik denetimler tavizsiz uygulanmalı, yasağa uymayan işletmelere caydırıcı yaptırımlar getirilmelidir. Okul çevrelerinde yapılan kontroller artırılmalı, kaçak tütün ve elektronik sigara satışına karşı daha etkin mücadele yürütülmelidir. Toplum olarak da önemli bir sorumluluğumuz var. Bir çocuğun elinde sigara gördüğümüzde bunu "Bana ne?" diyerek geçiştiremeyiz. Çünkü o çocuk yalnızca kendi sağlığını değil, toplumun geleceğini de etkiliyor. Sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsak, bağımlılıkla mücadeleyi yalnızca sağlık kurumlarının görevi olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Unutmamalıyız ki sigara yalnızca bir paket tütün değildir; kimi zaman yarım kalan hayaller, bozulan sağlık, dağılan aileler ve erken yaşta kaybedilen hayatlar demektir. Çocuklarımızın elinde sigara değil; kitap, spor malzemesi, müzik aleti ya da hayallerini gerçekleştirecek fırsatlar görmek istiyorsak, bugünden harekete geçmek zorundayız. Çünkü bağımlılıkla mücadele, yalnızca bugünü değil, yarının sağlıklı toplumunu inşa etmenin de en önemli adımlarından biridir.
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar