Depremle sarsılan, yaralarını sarmaya çalışan bir şehir için sağlık hizmetleri sadece bir kamu hizmeti değildir; hayata tutunmanın, umut üretmenin ve yeniden ayağa kalkmanın en güçlü dayanağıdır. Malatya, son yıllarda sağlık alanında ortaya koyduğu tabloyla bu gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bir yılda 5 milyon 700 bini aşkın hastaya hizmet veren, nitelikli ameliyat oranı yüzde 50’ye yaklaşan, yoğun bakım ve yatak kapasitesinde Türkiye ortalamasının üzerinde bir şehirden söz ediyoruz. Üstelik bu tablo, 6 Şubat depremlerinin ardından büyük yıkım yaşayan bir ilde ortaya çıkıyor.

Bu nedenle Malatya’nın sağlık alanındaki başarısı, sıradan bir istatistik değil; toplumsal bir direncin, kurumsal bir kararlılığın ve fedakârca yürütülen bir mücadelenin sonucudur.

5,7 MİLYON HASTA: BU YÜK HAFİFE ALINAMAZ

2025 yılı verileri, Malatya’daki kamu hastanelerinin 5 milyon 729 bin 177 hastaya sağlık hizmeti sunduğunu gösteriyor.

Bunun yaklaşık 2 milyonu acil başvuru, 3 milyon 700 bini poliklinik muayenesi.

Bu sayı, Malatya nüfusunun katbekat üzerinde bir sağlık yüküne işaret ediyor. Yani Malatya sadece kendi vatandaşına değil, bölgeye de sağlık hizmeti sunan bir merkez konumunda.

Bu tablo bize şunu söylüyor:

Malatya’da sağlık sistemi çalışıyor.

Hem de yoğun, zorlayıcı ve yüksek tempolu bir yükün altında…

AMELİYATLARDA NİTELİK ÖNE ÇIKIYOR

Bir başka dikkat çekici veri ise ameliyatların niteliği.

Malatya’daki hastanelerde yapılan ameliyatların yüzde 48,5’i A-B-C grubu, yani yüksek riskli ve ileri uzmanlık gerektiren özellikli ameliyatlardan oluşuyor.

Bu ne demek?

Bu, Malatya’da artık “basit müdahalelerin yapıldığı” değil, ileri cerrahi işlemlerin güvenle gerçekleştirildiği bir sağlık altyapısının bulunduğu anlamına geliyor.

Yanık ünitesi, inme merkezi, tüp bebek, onkoloji, hiperbarik oksijen, robotik yürüme merkezi, yoğun bakım ve ileri görüntüleme olanakları…

Tüm bunlar sayesinde binlerce hasta başka illere sevk edilmeden, tedavisini kendi şehrinde olabiliyor.

Bu, sadece bir sağlık başarısı değil;

Aynı zamanda insani bir kazanımdır.

Çünkü hasta için en zor şey, hastalığının üstüne bir de “şehir değiştirme” yükü binmesidir.

YOĞUN BAKIMDA TÜRKİYE’NİN ZİRVESİNE YAKIN

Malatya’nın sağlık başarısını asıl taçlandıran alanlardan biri de yoğun bakım kapasitesi.

Toplam 214 yoğun bakım yatağı,

10 bin kişiye düşen yatak sayısında büyükşehirler arasında Türkiye ikinciliği…

Bu tablo, kriz anlarında ne kadar hayati bir avantaja sahip olduğumuzu gösteriyor. Deprem, salgın, büyük kazalar…

İşte bu tür olağanüstü durumlarda, sağlam bir yoğun bakım altyapısı hayat kurtarır.

Bu Başarının Arkasında Kimler Var?

Elbette bu tablo kendiliğinden ortaya çıkmadı.

Bu başarının arkasında:

– Gece gündüz çalışan doktorlar,

– Sabırla yük taşıyan hemşireler,

– Görünmeyen ama sistemi ayakta tutan sağlık emekçileri,

– Yönetimsel planlamayı sahaya yansıtan idareciler var.

Ve en önemlisi, deprem sonrası olağanüstü şartlara rağmen hizmeti aksatmayan bir kamu refleksi var.

Bugün Malatya sağlıkta güçlü bir noktadaysa, bu fedakârlıkların toplamıdır.

Eksikler yok mu? Elbette Var

Bu yazı bir övgü yazısı ama gerçekçi olmayı da gerektirir.

Randevu yoğunlukları, personel yorgunluğu, artan talep, yeni yerleşim alanlarının sağlık ihtiyacı…

Bunlar masada duruyor.

Özellikle nüfusu hızla artan bölgelerde yeni sağlık yatırımları artık kaçınılmaz.

 

Ancak şunu net biçimde söyleyelim:

Elde edilen tablo, sorunlara rağmen değil; sorunlara rağmen başarılmış bir tablodur.

Gurur Duyulacak Bir Şehir Tablosu

Bugün Malatya, sağlıkta:

– Yükü kaldırabilen,

– Nitelikli ameliyat yapabilen,

– Bölgeye hizmet sunan,

– Krizlere dayanıklı bir altyapıya sahip bir il konumunda.

Bu tabloyla gurur duymak abartı değildir.

Ama bu gururu rehavete çevirmeden, daha iyisi için çalışmaya devam etmek gerekir.

Çünkü Malatya bunu hak ediyor.

Çünkü bu şehir, en zor zamanlarda bile ayakta kalmayı başardı.

Ve sağlıkta ortaya konan bu başarı,

Malatya’nın yeniden ayağa kalkış hikâyesinin en güçlü sayfalarından biridir.