İnsanın kalbinde filizlenen en saf istek, zihninde parlayan en sıcak ışıktır. Hayal kurmak, insanın kendini yeniden var etme biçimidir. Her şeyin bir başlangıcı vardır ama hiçbir başlangıç hayalsiz olmaz. Hayal olmadan hedef olmaz, hedef olmadan da yol alınmaz.

Ne yazık ki günümüzde birçok insan, hayal kurmayı gereksiz bir uğraş, çocukça bir meşgale olarak görür. “Gerçeklerle yüzleş,” derler, “Ayağını yere bas.” Oysa hayal kurmak, insanın ayağını yerden kesmeden gökyüzüne uzanma biçimidir. Gerçeklerle hayaller arasında bir köprü kurmaktır. Bizi yaşama bağlayan, sabah kalkmamıza sebep olan, zor günlerde bile gülümsememizi sağlayan şey, işte o küçük ama güçlü hayallerimizdir.

Bir düşünün; tarihteki bütün büyük buluşlar, keşifler ve devrimler birer hayalle başlamadı mı? Edison karanlığı aydınlatmayı, Wright Kardeşler gökyüzünde süzülmeyi, Atatürk çağdaş bir Türkiye’yi hayal etti. Hepsi önce düş kurdu, sonra inandı, sonra da çalıştı. Eğer o hayaller olmasaydı, bugün “gerçek” dediğimiz hiçbir şey olmazdı.

Hayal kurmak aslında cesarettir. Çünkü hayal kuran insan farklı bir dünyayı düşler, mevcutla yetinmez. “Daha iyisi olabilir,” der. Bu, pasif bir düş değil; içinde eylem barındıran bir inançtır. Bir insanın hayali varsa, o insanın umudu vardır. Umudu olan insan ise yenilmez.

Çocukken hepimiz hayal kurardık. Bir kutu, bizim için bir uzay gemisine dönüşür; bir tahta parçası sihirli asa olurdu. Ama büyüdükçe o sihir yavaş yavaş kayboldu. “Gerçekçi ol,” dediler. “Hayal etme, hayat zor,” dediler. Böylece içimizdeki o renkli dünya soldu.

Oysa insanın içindeki çocuğu yaşatmasının tek yolu, hayal kurmaktan geçer. Çünkü hayal kuran kişi asla tam olarak yaşlanmaz. Kalbi diri, ruhu genç kalır. Her sabah yeni bir ihtimale uyanır. Bir şeylerin değişebileceğine inanır.

Hayal kurmak sadece büyük işler için değildir. Bazen bir sabahın huzuru, bazen bir tebessüm, bazen de bir insanın iyi olması için kurulan küçük bir dilektir. Ama hepsi değerlidir. Çünkü hayal kurmak, iyiye, güzele ve insana inanmak.

Bazen insanlar “Ya olmazsa?” diye sorar.

Oysa asıl soru “Ya olursa?” olmalıdır.

Ya gerçekten hayal ettiğimiz o şey gerçekleşirse?

Ya düşündüğümüz kadar zor değilse?

Belki de tüm mesele, o ilk adımı atacak kadar inanmaktır.

Hayal kurmak, sadece düşlemek değil; aynı zamanda inanmaktır.

İnanmak da bir eylemdir. Çünkü inanan insan harekete geçer.

Bir fikir, bir düşünce, bir kelime, bir adım…

Hepsi bir hayalle başlar.

Dünyada en büyük değişimleri başlatanlar, en çok hayal kuranlardır. Çünkü hayal, insanı sınırlarının ötesine taşır. Ve bir gün o hayal, başka insanların da gerçeği olur.

Ne olursa olsun, hayal kurmaktan vazgeçmeyelim.

Çünkü hayal kurmak güzeldir. Hem de çok güzel.

Ve belki de bir gün, kurduğumuz o hayal, bir başkasının umudu olur.