Kentler büyüyor, nüfus artıyor, dijitalleşme hayatın her alanına nüfuz ediyor. Artık cep telefonu yalnızca bir iletişim aracı değil; bankacılıktan sağlığa, eğitimden ticarete kadar günlük yaşamın merkezinde yer alıyor. Hal böyleyken baz istasyonları da bu iletişim ağının vazgeçilmez unsurları olarak şehirlerin dört bir yanına kuruluyor. Ancak şu soruyu sormadan geçemeyiz: Bu istasyonlar mahallelerin tam ortasında mı olmalı?
Son dönemde Malatya’da da bu konu yeniden gündeme geldi. Özellikle Beydağı’na ortak kule kurulması önerisi tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı. İstanbul’da örneğini gördüğümüz Çamlıca’daki ortak yayın kule modeli, dağınık anten görüntüsünü ortadan kaldırırken, şehir siluetine de düzen getirmişti. Peki benzer bir model neden Malatya’da uygulanmasın?
SAĞLIK ENDİŞESİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ
Bilim dünyasında baz istasyonlarının etkilerine ilişkin farklı çalışmalar bulunuyor. Uluslararası limit değerler, ölçümler ve denetimler elbette yapılıyor. Ancak toplumun kaygısını yalnızca “limitler içinde” açıklamasıyla geçiştirmek yeterli değil. İnsanlar çocuklarının, ailelerinin yaşadığı apartmanın çatısında bir baz istasyonu görmek istemiyor. Bu psikolojik etki dahi başlı başına önemlidir.
Mahalle aralarında, okulun, caminin, parkın hemen yanında yükselen antenler ister istemez soru işaretleri doğuruyor. Özellikle 500-600 metre çapında olası etkilerle ilgili kulaktan kulağa yayılan iddialar, vatandaşın endişesini büyütüyor. Bilimsel kesinlik ayrı bir tartışma konusu olabilir; ancak toplum sağlığı söz konusu olduğunda ihtiyatlı yaklaşım esastır.
ŞEHİRCİLİK AÇISINDAN DOĞRU MU?
Mesele yalnızca sağlık değil. Kent estetiği ve şehir planlaması açısından da mahalle ortasında yükselen direkler tartışmalıdır. Plansız şekilde farklı binaların çatılarına kurulan antenler hem görüntü kirliliğine yol açıyor hem de şehir siluetini bozuyor.
Oysa tek merkezli, ortak kule sistemi hem teknik açıdan daha verimli olabilir hem de şehir dokusunu koruyabilir. Beydağı gibi yüksek ve merkezi bir noktada kurulacak ortak bir kuleyle tüm operatörlerin hizmet vermesi sağlanabilir. Böylece mahalle aralarındaki çoklu anten görüntüsü de ortadan kalkar.
İLETİŞİM HAKKI MI, SAĞLIK HAKKI MI?
Elbette iletişim çağında yaşıyoruz. Kesintisiz internet ve telefon hizmeti artık bir lüks değil, ihtiyaç. Ancak iletişim hakkı ile sağlıklı yaşam hakkı arasında bir denge kurulması gerekir. Teknoloji insan için vardır; insan teknoloji için değil.
Baz istasyonları tamamen kaldırılsın demek gerçekçi değildir. Fakat yer seçimi konusunda daha hassas davranmak mümkündür. Özellikle yoğun konut bölgeleri yerine daha uygun, mesafeli ve merkezi noktalar tercih edilebilir.
TOPLUMSAL MUTABAKAT ŞART
Bu tür yatırımlar yapılırken mahalle sakinlerinin görüşü alınmalı, şeffaf bilgilendirme toplantıları düzenlenmeli, ölçüm sonuçları kamuoyuyla açıkça paylaşılmalıdır. İnsanlar bilgi sahibi oldukça kaygıları azalır. Ancak kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmalar, bina sahipleriyle bireysel sözleşmeler toplumda güvensizlik yaratır.
Muhtarların, belediyelerin ve ilgili kurumların burada aktif rol üstlenmesi gerekir. Yerel yönetimler yalnızca altyapı hizmeti sunan kurumlar değil, aynı zamanda toplum huzurunu koruyan yapılardır.
ORTAK KULE MODELİ ÇÖZÜM OLABİLİR Mİ?
İstanbul’da uygulanan ortak kule sistemi, hem anten karmaşasını azaltmış hem de teknik altyapıyı tek noktada toplamıştır. Benzer bir modelin Malatya’da Beydağı’nda uygulanması, mahalle içlerindeki yoğunluğu azaltabilir. Böyle bir proje hem modern hem planlı bir şehircilik örneği olabilir.
Elbette bunun teknik fizibilitesi, maliyeti ve kapsama alanı detaylı şekilde incelenmelidir. Ancak “imkânsız” demeden önce alternatifler masaya yatırılmalıdır.
Baz istasyonları hayatımızın gerçeği. Ancak yerleşim alanlarının tam ortasında, çocuklarımızın oyun oynadığı parkların yanında, apartman çatılarına kurulu bir şekilde olmaları zorunlu mu? İşte asıl tartışma burada başlıyor. Kentleşme plansız olmamalı. Teknoloji kontrolsüz yayılmamalı. Sağlık ve şehir estetiği ikinci plana itilmemeli.
Mahalleler insanların yaşam alanıdır; deney alanı değil.Eğer daha planlı, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir şehir istiyorsak, baz istasyonlarının konumunu yeniden düşünmek zorundayız. Beydağı gibi merkezi ve yüksek bir noktada ortak kule modeli ciddi şekilde değerlendirilmelidir. Çünkü mesele yalnızca sinyal meselesi değil; yaşam kalitesi meselesidir.