Bir şehir düşünün… Sokaklarında çocuk kahkahaları yankılanması gerekirken, fısıltılar dolaşıyor: “Daha ortaokul çağında başlamış.” Ne yazık ki bu cümle artık istisna değil. Malatya’da uyuşturucuya başlama yaşı gözle görülür biçimde düşüyor ve bu durum sadece emniyetin ya da sağlıkçıların değil, hepimizin meselesi hâline gelmiş durumda.
Eskiden “uzak bir ihtimal” olarak görülen uyuşturucu, bugün bazı mahallelerde okul kapılarının, parkların, hatta apartman boşluklarının dibinde. Daha bıyığı terlememiş çocukların, neyi neden kullandığını bile bilmeden bu bataklığa çekildiğine dair anlatılar artıyor. Bu tablo, “bizim başımıza gelmez” rahatlığının artık iflas ettiğini gösteriyor.
SORUN SADECE GÜVENLİK DEĞİL, BİR TOPLUMSAL ÇÖKÜŞ MESELESİ
Uyuşturucu meselesini yalnızca polisiye bir başlık olarak görmek, sorunu kökünden ıskalamaktır. Elbette güvenlik önlemleri şart. Elbette zehir tacirleriyle mücadele kararlılıkla sürdürülmeli. Ancak asıl soru şu: Bu çocuklar neden bu kadar savunmasız?
Aile içi iletişimsizlik, ekonomik sıkıntılar, geleceğe dair umutsuzluk, dijital yalnızlık, denetimsiz internet kullanımı… Liste uzayıp gidiyor. Malatya gibi güçlü aile bağlarıyla bilinen bir şehirde bile, modern hayatın baskısı çocukları görünmez boşluklara itiyor. O boşluklar da çoğu zaman yanlış arkadaşlıklarla, yanlış alışkanlıklarla doluyor.
OKUL VAR AMA REHBERLİK YOKSA…
Eğitim kurumları sadece sınavlara hazırlık merkezleri değildir. Okul, çocuğun hayata tutunduğu en önemli dallardan biridir. Ancak sınıflar kalabalık, rehber öğretmen sayısı yetersiz, öğretmenler ise çoğu zaman bu tür sorunlarla nasıl baş edecekleri konusunda yalnız bırakılıyor.
Uyuşturucuya karşı mücadelede okullarda yapılan birkaç seminerle vicdan rahatlatmak yetmez. Sürekli, takip edilebilir, aileyi de içine alan bir sistem kurulmadıkça bu mücadele kağıt üzerinde kalır.
AİLELER: “BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ” DEMEYİ BIRAKMALI
Belki de en tehlikeli cümle bu. Çünkü uyuşturucu artık “problemli ailelerin çocuklarıyla” sınırlı değil. Her sosyoekonomik kesimden, her mahalleden çocuk risk altında. Ailelerin çocuklarıyla gerçekten konuşması, dinlemesi, sorgulaması gerekiyor. Telefonu elinden alıp odasına kapatmak çözüm değil. Kontrol ile ilgi arasındaki farkı yeniden öğrenmek zorundayız.
YEREL YÖNETİMLER VE SİVİL TOPLUM NEREDE?
Malatya’da bu alanda çalışan kurumlar elbette var. Ancak parçalı ve yetersiz. Gençleri sporla, sanatla, üretimle buluşturacak alanlar artırılmadıkça; akşam olunca gidecek güvenli bir yeri olmayan gençler sokaklara terk edildikçe bu tablo değişmez. Belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve üniversite el ele vermeden bu mücadele kazanılamaz.
Uyuşturucuya düşen her çocuk, sadece bir ailenin değil, bir şehrin geleceğinden kopan bir parçadır. Bugün görmezden geldiğimiz her vaka, yarın daha büyük sosyal sorunlar olarak karşımıza çıkacaktır.
Malatya alarm veriyor. Bu alarmı susturmak için kulaklarımızı kapatamayız. Daha fazla geç kalmadan, suçlu aramayı bırakıp sorumluluk almamız gerekiyor. Çünkü bu şehirde kaybedecek tek bir çocuğumuz bile yok.