Depremin üzerinden aylar geçti… Yıkılan binalar, boşalan sokaklar, yerle bir olan anılar, kaybolan düzen ve bitmeyen bir belirsizlik… Ama tüm bunların yanında sessizce büyüyen bir sorun daha var: Malatya’da hayat, depremden sonra hiç olmadığı kadar pahalı hale geldi.

Deprem öncesi Malatya’da “lüks” kategorisine giren evlerin kira bandı en fazla 6-7 bin lira seviyelerindeydi. Şehirde sıradan bir ailenin rahatlıkla tutabileceği, madeni mutfağı olan, düzgün bir zemine oturan normal dairelerin kirası ise 2 bin ile 3 bin lira arasındaydı. Ev kiralamak da taşınmak da yeni bir düzen kurmak da bugünkü kadar korkutucu değildi.

Bugün ise Malatya’da kiralık ev arayan her vatandaşın yüzüne çarpan gerçek şu: Kira fiyatları 15 bin liradan başlayıp 35 bin liraya kadar çıkıyor. Evet, yanlış değil… Bir zamanların en iyi semtlerinde bile 6-7 bin bandındaki daireler, şimdi 20 bin liranın altında bulunamıyor. Üstelik bu rakamlar “lüks” kategorisi için değil, standart bir yaşam alanı için talep ediliyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN BEDELİ: ARTAN İNŞAAT MALİYETLERİ

Depremin ardından inşaat sektörünün üzerine düşen görev büyük. Yeni yapılacak her bina için daha güçlü bir altyapı, daha güvenilir malzeme ve daha sıkı denetim gerekiyor. Fakat bu gereklilikler, inşaat maliyetlerinin de hızla yükselmesine neden oldu.

Demirinden çimentosuna, kapısından boyasına kadar hemen her ürün deprem öncesine göre çok daha pahalı. Üretim maliyetleri arttı, nakliye maliyetleri yükseldi, işçilik fiyatlarında ciddi bir artış yaşandı. Bu tablo ister istemez yeni yapılacak evlerin maliyetine yansıyor. Maliyet arttıkça konut fiyatı artıyor; konut fiyatı arttıkça kiralar uçuyor.

Malatya’da bugün sokakta hangi inşaat ustasıyla konuşsanız benzer cümleleri duyarsınız:

“DEPREM ÖNCESİ 100 LİRAYA ALDIĞIMIZ MALZEME, ŞİMDİ 200 LİRAYA BİLE ZOR BULUNUYOR.”

İnşaat sektöründeki bu maliyet kıskacı, şehre yeni konut kazandırmayı geciktirirken mevcut evlerin kira değerini de astronomik seviyelere çekiyor. Böylece vatandaş hem barınma kriziyle hem de ekonomik yükle aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.

EV SAHİBİ OLMAK HAYAL, EV KİRALAMAK ÇİLE

Bugün Malatya’da geçimini asgari ücretle sağlayan bir vatandaşın kira ödemesi neredeyse imkânsız. Kiraların büyük bölümü çalışan insanların bir ayda kazandığından fazla. Yeni yerleşim alanlarında yapılan binalar da maliyet nedeniyle yüksek bedellerle satışa çıkıyor. Böyle olunca vatandaş için ev sahibi olmak “uzak bir ihtimal” haline geliyor.

Deprem sonrası barınma ihtiyacı daha da önemli hale gelmişken kira artışları, insanların sosyoekonomik dengelerini altüst ediyor. Bir zamanlar memur, işçi, öğrenci, dar gelirli için uygun seçenekler sunan Malatya, bugün barınma maliyetleriyle adeta bölgenin “en pahalı şehirlerinden biri” görüntüsünde.

DEPREM YALNIZCA BİNALARI DEĞİL, EKONOMİYİ DE YIKTI

Deprem bir şehri yalnızca fiziki olarak yıkmaz. Ekonomik, sosyal ve psikolojik dengeleri de kökten sarsar. Malatya bugün tam da bu sıkışmışlığı yaşıyor. Esnaf eski gücünde değil, üretici zorlanıyor, işçi zorlanıyor, memur zorlanıyor… Kira artışlarıyla da vatandaş daha da köşeye sıkışıyor.

Bu tabloyu değiştirmek için; yeni konut projelerinin hızlanması, inşaat maliyetlerini düşürecek devlet desteklerinin artırılması, kiracıların korunması için düzenlemelerin güçlendirilmesi, deprem bölgesine özel ekonomik teşviklerin uygulanması zorunluluk haline geldi.

Aksi halde sorunlar yalnızca büyüyecek, barınma krizi derinleşecek, Malatya’da yaşam daha ulaşılmaz hale gelecek.

SON SÖZ: BİR ŞEHRİ YENİDEN YAPMAK, YALNIZCA BETON DÖKMEK DEĞİLDİR

Bir şehri yeniden ayağa kaldırmanın yolu sadece binaları yükseltmekten geçmez. İnsanların yeniden güvenle, huzurla ve makul koşullarda yaşayabilmesini sağlamaktan geçer. Bugün Malatya’nın en acil ihtiyacı; ekonomik olarak nefes alabileceği bir düzenin oluşturulmasıdır.

Deprem yıkmış olabilir…Ama biz üzerine on kat daha yük bindirirsek, asıl o zaman şehir nefes alamaz hale gelir. Malatya’nın yeniden güçlü bir şehir olmasının yolu, vatandaşın evine, ekmeğine, yaşamına dokunan gerçek çözümler üretmekten geçiyor.