İnsanoğlunun dünya yolculuğundaki en anlamlı menzillerden biridir. Belki de bu yüzden milyonlarca Müslüman için bir seyahat değil, bir çağrının karşılığıdır hac. “İbrahim’in davetine icabet” diye anlatılır kitaplarda; ama aslında o davet, her kalpte yankılanan bir teslimiyet çağrısıdır.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her yıl düzenlediği hac kayıt süreci bu yıl da tamamlandı. Binlerce hacı adayı, kutsal topraklara gitme umuduyla kuraların çekileceği günü bekliyor. Her biri heyecanlı, her biri umutlu… Çünkü o kura sadece bir liste değildir; bir ömür boyu edilen duaların belki de kabulüdür.

BİR YOLCULUKTAN FAZLASI

Hac, bir ibadet olmanın ötesinde bir dönüşümdür. Kâbe’nin etrafında dönmek, sadece bedensel bir hareket değil; kulun dünya etrafındaki kaygılarından sıyrılıp hakikatin merkezine yönelmesidir. Arafat’ta durmak, bir ömrün muhasebesini yapmaktır. Mina’da şeytan taşlamak ise, insandaki nefsin, öfkenin, kibirin taşlanmasıdır aslında.

Her yıl binlerce insan, farklı ülkelerden, farklı dillerden ama aynı kıbleye yönelmiş bir inançla buluşur Mekke’de. Beyaz ihramlar içinde zengin-fakir, kadın-erkek, genç-yaşlı herkes eşittir. Bu eşitlik, insanın Rabbine en yakın olduğu andır belki de. Çünkü orada ne unvan geçerlidir, ne servet, ne de makam… Yalnızca iman ve teslimiyet vardır.

KURALARIN ARDINDAKİ UMUT

Bu günlerde Türkiye’nin dört bir yanında hacı adaylarının gözü kulağı Diyanet’te. Henüz kura tarihi açıklanmadı ama geçtiğimiz yıl 31 Ekim’de yapılan çekilişin bu yıl da benzer tarihlerde gerçekleşmesi bekleniyor. Dijital ortamda yapılacak çekiliş, büyük bir heyecanla takip edilecek.

Kimi isimlerin listede yer alması sevinç gözyaşlarıyla karşılanacak, kimilerinin isimleri ise “nasip değilmiş” diyerek ertelenecek. Ama hiçbiri umudunu yitirmeyecek; çünkü bu çağrı, takvimle değil, nasiple ilgilidir.

Birçok kişi, yıllarca bekler o kura sonucunu. Her yıl yeniden kaydolur, yeniden dua eder, “Belki bu sene olur” diye umut taşır. O umut, sadece haca gitmenin değil; kulluğun, sabrın, teslimiyetin de bir göstergesidir.

HAZIRLIK: MANEVÎ BİR TEMİZLİK

Kura sonucunda hac hakkı kazananlar için yeni bir süreç başlar: kesin kayıtlar, belgeler, ücret ödemeleri, seyahat planları… Ama asıl hazırlık ne pasaportta ne valizde gizlidir. Gerçek hazırlık, kalpte başlar.

Hac yolculuğuna çıkan her Müslüman, önce gönlünü temizlemelidir. Kırgınlıklarını bırakmalı, affetmeli, helalleşmeli… Çünkü hac, affedilmenin yoludur. Oraya sadece bedenle değil, arınmış bir ruhla gitmek gerekir.

Kafileler belirlendikten, uçuş tarihleri açıklandıktan sonra Diyanet’in eğitimleri başlar. Bu eğitimler sadece bilgi değil, bir bilinç aktarımıdır. Zira orada her adımın, her sözün, her davranışın bir anlamı vardır.

HAC, DÜNYA İÇİN DE BİR DERSTİR

Belki de hac ibadetinin en büyük anlamı, insanlığa verdiği derstir. Onca kalabalığın arasında kimse kimseyi itmez, incitmez. Herkes bir düzen içinde, sabırla, sevgiyle hareket eder. Bu bile başlı başına bir mesajdır: İnsan, isterse kalabalığın içinde bile huzur bulabilir.

Dünyanın neresinde olursa olsun, barışın ve kardeşliğin mümkün olduğunun sembolüdür hac.

SON SÖZ: NASİP…

Kuralar çekilecek, bazı isimler sevinecek, bazıları hüzünlenecek. Ama her iki duygu da kutsaldır; çünkü hac, her şeyden önce nasip işidir. Kimi bu sene gider, kimi yıllar sonra. Ama önemli olan, o çağrıyı kalpte duymak.

Kutsal topraklara giden her hacı, döndüğünde başka biri olur. Çünkü orada insan, kendisini, Rabbini ve hayatın özünü yeniden tanır. Ve belki de en güzel dua şudur: “Rabbim, gitmeyi nasip etmedinse bile, kalbimi oraya yöneltmeyi nasip et.”