Dünya hızla değişiyor. Zamanın ritmi hızlandıkça, değerler de bu değişimden payını alıyor. Teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor, insanlar daha çok şey biliyor ama daha az hatırlıyor. İlişkiler hızla kuruluyor, hızla bitiyor. Bir şey ise yavaş yavaş kayboluyor: vefa. Oysa insanı insan yapan, dostluğu dostluk yapan, sevgiyi gerçek kılan şey, vefadır.

Ben vefalı insan seviyorum. Yanında olmadığınızda bile sizi unutmayanı… Telefon açıp “Nasılsın?” diyebilen, bir selamı esirgemeyen, dara düştüğünüzde sessizce el uzatanı. Hayatın telaşında kaybolmadan, kalbinin bir köşesinde sizi saklayan insanı… Çünkü vefa sadece hatırlamak değildir; değer vermektir, kıymet bilmektir. İnsan hatırlandığında mutlu olur, kıymeti bilindiğinde ise hayata tutunur.

En çok ihtiyaç duyduğumuz an, zor zamanlarımızdır. Herkes alkışlarken yanımızda olan çoktur; önemli olan sessizlik çöktüğünde, kalabalıklar dağıldığında, yalnızlık ağırlaştığında yanımızda kalabilendir. İşte orada vefalı insan kendini belli eder. Çıkar beklemeden, karşılık gözetmeden, gönlünden geldiği için sizinle olan kişidir o. Bugünlerde bu değerli tavrı görmek güçleşti. İnsanlar hızla tüketiyor; sevgiyi, dostluğu, hatta akrabalığı. O yüzden vefa, bulunmaz bir hazine gibi geliyor bana.

Vefa aslında bir gönül borcudur. İnsanın insana, sevginin sevgiliye, dostluğun dosta borcu… Unutmamaktır, hatırlamaktır, geçmişi inkâr etmemektir. İstanbul’da bir semt vardır, adı “Vefa”. Tesadüf değildir bu. Bir semtin ismi olmuş ama bir erdemin de sembolüdür. Sanki her sokak, her taş bize sessizce şunu fısıldar: “Vefasız olma.” Mevlana’nın dediği gibi, “Vefa, sözünde durmak ve hatırda tutmaktır.”

Ben vefalı insan seviyorum, çünkü vefasızlık insana en çok acı veren şeydir. Bir yabancının vefasızlığı değil, bir dostun, bir akrabanın vefasızlığı daha ağır gelir. Çünkü beklentimiz büyüktür, kalbimiz açıktır. Küçük bir vefa bile insanın kalbinde kocaman bir yer kaplar. Bazen sadece bir teşekkür, bazen küçük bir selam, bazen “İyi ki varsın” demek… Bunlar öyle izler bırakır ki yıllar geçse de unutulmaz.

Hayat yolculuğunda geriye dönüp baktığımızda elimizde kalan şey ne maldır, ne mülk… Kimi zaman un ufak olmuş hatıralar, kimi zaman yüzümüzde tebessüm oluşturan dostluklardır. Bir insanı yıllar sonra gördüğümüzde hâlâ içtenlikle sarılabiliyorsak, işte orada vefa vardır. Bir dost, en mutlu günümüzde yanımızda olmamış olsa bile, en zor anımızda yanımıza koşmuşsa, o an her şeyden kıymetlidir.

Bugünün dünyasında, belki de en çok ihtiyacımız olan şey işte bu vefadır. Çıkar ilişkilerinin, hızlı tüketilen dostlukların, günübirlik sevgilerin içinde vefa; hem bugünü anlamlı kılar hem de geleceğe umut bırakır. Çünkü vefa, insana güven duygusunu yeniden hatırlatır.

Ben vefalı insan seviyorum. Çünkü vefalı insan, yalnızca dostluğun değil, insanlığın da teminatıdır. O insan, hayatın en değerli hediyesidir. Vefanın olduğu yerde sevgi büyür, dostluk güçlenir, güven tazelenir. Belki de insanın en büyük mirası, geride bıraktığı vefalı dostluklarıdır.