Malatya önceki gün bir kez daha deprem gerçeğiyle güne uyandı.

Sabah saat 09.00 sıralarında Battalgazi merkezli meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki deprem, sadece Malatya’da değil çevre illerde de güçlü bir şekilde hissedildi.

İnsanlar panikle evlerinden dışarı çıkarken, sokaklarda korku ve tedirginlik hâkimdi. Her depremde olduğu gibi ilk sorulan soru yine aynıydı: “Can kaybı var mı?” İlk belirlemelere göre herhangi bir can kaybının yaşanmamış olması sevindirici olsa da yaşanan korku, özellikle 6 Şubat depremlerinin izlerini hâlâ taşıyan vatandaşlar için kolay atlatılacak bir durum değil.

Deprem artık bu şehir için yalnızca birkaç saniyelik bir sarsıntı değil; aynı zamanda hafızalarda derin yaralar açan bir travmanın yeniden canlanması anlamına geliyor. İnsanlar en ufak sallantıda kendini sokaklara atıyor, çocuklar korkuyla ağlıyor, yaşlılar çaresizce dua ediyor. Çünkü Malatya’da deprem sadece yerin sarsılması değil, aynı zamanda insanların güven duygusunun da sarsılması demek.

DEPREM GERÇEĞİYLE YAŞAMAYI ÖĞRENMEK ZORUNDAYIZ

O gün yaşanan 5.6 büyüklüğündeki deprem bir kez daha gösterdi ki deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Ancak bunu sadece korkarak değil, hazırlanarak yapmak gerekiyor.

SAĞLAM YAPILAŞMA, BİLİNÇLİ ŞEHİRLEŞME VE AFET BİLİNCİ ARTIK BİR TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK

Sağlam yapılaşma, bilinçli şehirleşme ve afet bilinci artık bir tercih değil zorunluluktur. Her deprem sonrası aynı cümleleri kurup birkaç gün sonra unutmak yerine kalıcı çözümler üretmek gerekiyor.

Malatya hâlâ yaralarını sarmaya çalışırken yaşanan bu yeni deprem, vatandaşların psikolojik olarak ne kadar yıprandığını da ortaya koydu. Özellikle konteynerlerde ve geçici barınma alanlarında yaşayan insanlar için bu tür sarsıntılar çok daha büyük bir kaygıya neden oluyor. Çünkü insanlar yalnızca depremden değil, yeniden belirsizliğin içine düşmekten korkuyor.

DEPREM DEĞİL, HAZIRLIKSIZLIK ÖLDÜRÜR

Bu şehir çok acı gördü. Ama her şeye rağmen ayakta kalmayı da başardı. Bugün yapılması gereken en önemli şey ise paniğe kapılmadan, dayanışma içerisinde hareket etmek ve deprem gerçeğini unutmadan yaşamı buna göre şekillendirmektir. Çünkü deprem değil, hazırlıksızlık öldürür.