Depremin yaralarını sarmaya çalışan Malatya’da hayat yavaş yavaş normale dönmeye çalışıyor. Şehrin dört bir yanında yeni konutlar yükseliyor, altyapı çalışmaları sürüyor, mahalleler yeniden kuruluyor. Ancak Malatyalının günlük hayatını doğrudan etkileyen ve artık sabırları zorlayan bir sorun var ki neredeyse herkesin ortak şikâyeti haline gelmiş durumda: çukurlarla dolu yollar.
Bugün Malatya’nın birçok mahallesinde direksiyon başına geçen sürücüler, trafikte ilerlemekten çok adeta bir engel parkurunda araç kullanıyor. Bir çukurdan kaçarken başka bir çukura düşmemek için direksiyon kıran sürücüler, hem araçlarını hem de trafikteki diğer insanları riske atmak zorunda kalıyor. Özellikle deprem sonrası yoğun inşaat faaliyetlerinin olduğu bölgelerde yolların durumu daha da içler acısı bir hal aldı.
Depremle birlikte ağır tonajlı kamyonlar, iş makineleri ve beton mikserleri günlerce, haftalarca, aylarca aynı yolları kullandı. Bu yoğun yükün ardından zaten yıpranmış olan yolların büyük bölümü tamamen bozuldu. Asfaltın yerini derin çukurlar, kırık asfalt parçaları ve tozlu zeminler aldı. Birçok noktada sürücüler araçlarını yavaşlatmak zorunda kalırken, bazı bölgelerde araçların altının yere sürtmesi bile sıradan bir durum haline geldi.
Vatandaşın en çok dile getirdiği serzeniş ise oldukça net:
“Şehir yeniden yapılıyor ama yollar aynı hızla yapılmuyor.”
Gerçekten de Malatya’da yeni konut projeleri hızla yükselirken, bu konutlara ulaşımı sağlayan yolların büyük kısmı geçici çözümlerle ayakta tutulmaya çalışılıyor. Bir gün asfalt yaması yapılan bir çukur, birkaç hafta sonra tekrar açılıyor. Çünkü yapılan müdahale kalıcı bir çözüm değil, günü kurtaran bir uygulama olarak kalıyor.
Bu durum sadece sürücüleri değil, yayaları da olumsuz etkiliyor. Yağmur yağdığında çukurlar suyla doluyor, çamur oluşuyor ve yürümek bile zorlaşıyor. Özellikle yaşlı vatandaşlar ve çocuklar için bu yollar ciddi bir güvenlik sorunu oluşturuyor. Engelli bireyler için ise durum çok daha zor. Kaldırımların bozuk olduğu, yolların çukurlarla dolu olduğu bir şehirde günlük hayatın ne kadar zorlaştığını tahmin etmek hiç de zor değil.
Malatya’nın farklı mahallelerinde yaşayan vatandaşların ortak şikâyeti şu sözlerde özetleniyor:
“Her gün aynı çukurlara giriyoruz. Aracımızın rotu bozuldu, lastikler zarar gördü. Bu yollar artık yapılmalı.”
Gerçekten de bozuk yolların vatandaşlara maliyeti oldukça yüksek. Süspansiyon sisteminden lastiklere kadar araçların birçok parçası zarar görüyor. Araç sahipleri sık sık sanayiye gitmek zorunda kalıyor. Bu da zaten ekonomik olarak zor bir dönemden geçen vatandaş için ek bir yük anlamına geliyor.
Ancak mesele sadece maddi zarar değil. Çukurlarla dolu yollar aynı zamanda trafik güvenliği açısından da büyük risk taşıyor. Sürücülerin ani manevra yapması, çukurlardan kaçmak için şerit değiştirmesi ya da aniden fren yapması kazalara davetiye çıkarıyor. Özellikle gece saatlerinde fark edilmeyen çukurlar sürücüler için ciddi tehlikeler oluşturabiliyor.
Malatya gibi deprem yaşamış bir şehir için altyapı çalışmaları elbette kolay değil. Belediyelerin ve ilgili kurumların yoğun bir yük altında olduğu biliniyor. Ancak vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen bu sorunun daha planlı ve hızlı bir şekilde ele alınması gerekiyor.
Bugün Malatya’nın birçok noktasında yapılan yol çalışmaları çoğu zaman geçici düzenlemelerle sınırlı kalıyor. Oysa vatandaş artık geçici yamalar değil, kalıcı asfalt istiyor. Çünkü yapılan her geçici müdahale birkaç ay sonra yeniden aynı sorunun ortaya çıkmasına neden oluyor.
Malatya’nın yeniden ayağa kalktığı bu süreçte şehir planlamasının en önemli parçalarından biri de ulaşım altyapısı olmalı. Sağlam yollar, düzenli asfalt çalışmaları ve planlı altyapı projeleri bu şehrin yeniden toparlanmasında büyük rol oynayacaktır.
Unutmamak gerekir ki bir şehrin gelişmişliği sadece yüksek binalarla ölçülmez. O şehirde yaşayan insanların günlük hayatının ne kadar kolay ve güvenli olduğu da en az binalar kadar önemlidir. Eğer vatandaş her gün işe giderken çukurlarla mücadele etmek zorunda kalıyorsa, o şehirde yaşam konforundan söz etmek zorlaşır.
Malatyalılar bugün artık şunu söylüyor:
“Bu şehir ayağa kalkıyor ama yollar da ayağa kalkmalı.”
Çünkü yol, bir şehrin damarları gibidir. Nasıl ki damarlar sağlıklı değilse vücut düzgün çalışmaz, yollar düzgün değilse de şehir sağlıklı işlemez. Trafik aksar, ulaşım zorlaşır, insanlar yorulur.
Malatya’nın yeniden inşa edildiği bu dönemde, yolların da aynı ciddiyetle ele alınması gerekiyor. Geçici çözümlerle değil, uzun yıllar dayanacak kalıcı projelerle bu sorun çözülmeli. Çünkü Malatya’nın artık çukurlarla değil, düzgün yollarla anılmaya ihtiyacı var.
Ve açıkça söylemek gerekirse Malatyalı artık sabrının sonuna geliyor. Her gün direksiyon başında aynı çukurlarla mücadele eden vatandaşın beklentisi çok büyük değil:
Sadece güvenli, düzgün ve insanı yormayan yollar.
Malatya yeniden ayağa kalkarken, bu şehrin yolları da ayağa kalkmalı. Çünkü yolu bozuk olan bir şehirde hayat da sürekli sarsılır.