İnsan dediğimiz varlık, sadece gördüğünden ibaret değildir. Gözün gördüğü ile kalbin gördüğü çoğu zaman aynı şey değildir çünkü. Aynı sokağa bakar iki insan; biri çamuru görür, diğeri çiçeği. Biri eksiklere takılır, diğeri güzellikleri fark eder. İşte bu yüzden herkes göremez güzeli… Çünkü güzel görmek, sadece bakmakla değil, hissetmekle mümkündür.
Günümüz dünyasında insanlar hızla yargılıyor. Bir fotoğrafa bakar gibi bakıyoruz hayata; büyütmeden, derinleşmeden, anlamaya çalışmadan… Oysa insan dediğin, bir kareye sığmaz. Bir davranışla ölçülmez. Bir hatayla tanımlanmaz. Ama biz ne yapıyoruz? En kolay yolu seçiyoruz: Eleştirmek, küçümsemek, yok saymak…
Oysa güzel görmek, bir meziyettir. Herkese nasip olmaz. Çünkü güzel görmek; sabır ister, anlayış ister, empati ister. En çok da kalp ister… Kırılmamış, kararmamış, körelmemiş bir kalp…
İnsan bazen kırılır, bazen yorulur, bazen hayata küser. Ama ne olursa olsun içinde bir yerlerde iyiliği yaşatabiliyorsa, işte o insan güzeli görebilen insandır. Çünkü güzellik, dışarıda değil, önce insanın içinde başlar. İçinde iyilik olmayan biri, dünyayı da kirli görür. İçinde sevgi olmayan biri, herkesi soğuk zanneder.
Bugün sokakta yürürken kaç kişiye dikkat ediyoruz? Kaç kişinin gözlerine bakıyoruz gerçekten? Kaç kişinin derdini anlamaya çalışıyoruz? Çoğumuz için insanlar artık bir kalabalıktan ibaret. Halbuki her yüzün bir hikâyesi var. Her sessizliğin içinde bir çığlık saklı…
Güzel görmek dediğimiz şey, tam da burada başlıyor işte. Birinin yüzündeki yorgunluğu fark etmek… Bir annenin gözlerindeki kaygıyı okumak… Bir çocuğun sessizliğinde gizlenen yalnızlığı anlamak… Bunlar kolay şeyler değil. Bunlar insanlık ister. Bunlar kalp ister. Bunlar vefa ister.
Vefa… Günümüzde en çok kaybettiğimiz değerlerden biri. Eskiden insanlar birbirine daha bağlıydı. Bir lokma ekmeği bölüşür, bir derdi birlikte taşırdı. Şimdi ise herkes kendi dünyasına kapanmış durumda. Kimse kimseye dokunmuyor, kimse kimseyi gerçekten görmüyor. Görmek istemiyor belki de…
Çünkü görmek sorumluluk getirir. Anlamak yük getirir. Hissetmek insanı yorar. Ama işte tam da bu yüzden değerlidir. Çünkü insan olmak, biraz da yük taşımaktır. Biraz da başkasının derdiyle dertlenmektir.
Bugün birine güzel bakabiliyor musun? Hatalarına rağmen sevebiliyor musun? Kırıldığı halde yanında kalabiliyor musun? İşte bütün mesele bu… Çünkü güzel görmek, kusursuz olanı sevmek değildir. Kusurlara rağmen vazgeçmemektir.
Herkes güzele bakar ama herkes güzel göremez. Çünkü güzel görmek, gözle değil, kalple olur. Kalbi olmayanın bakışı da eksik olur. Kalbi kararanın dünyası da kararır.
Bu yüzden belki de en çok ihtiyacımız olan şey, yeniden insan olmayı hatırlamak. Biraz daha yavaşlamak, biraz daha anlamaya çalışmak, biraz daha kalpten bakmak… Çünkü dünya, güzel gören insanların omuzlarında dönüyor hâlâ.
Ve unutmayalım…
Herkeste olmaz güzel görmek.
O, insanlık gerektirir…
Kalp ister…
Vefa ister…