Malatya, 6 Şubat depremlerinin ardından tarihinin belki de en zorlu sınavından geçerken, şehrin siyasi temsil noktalarındaki tıkanıklık artık gizlenemez bir noktaya ulaştı. Yıkımın büyüklüğü, sorunların derinliği ve beklentilerin aciliyeti ortadayken, özellikle ana muhalefet cephesinde yaşanan siyasal daralma dikkat çekiyor.

Bugün Malatya’da siyasetin, tek bir isim etrafında dönmesi; yerel teşkilatın ise bu ismin gölgesinde neredeyse “görünmez” hale gelmesi, şehrin geleceği adına ciddi soru işaretleri doğuruyor.

TEŞKİLAT MI, ŞAHSİ OFİS Mİ?

CHP Malatya İl Başkanlığı’nın son dönemde sergilediği görüntü, bir siyasi teşkilattan ziyade Veli Ağbaba’nın şahsi halkla ilişkiler ofisi gibi çalıştığı izlenimini veriyor. Oysa bir il başkanlığı; mahalle mahalle sorunları tespit eden, raporlayan, çözüm üreten ve bu çözümleri kurumsal bir kimlikle kamuoyuna sunan bir yapı olmalıdır.

Malatya’da ise karşımıza çıkan tablo çok farklı:Ağbaba’nın programlarını takip eden, açıklamalarını paylaşan, sosyal medya gönderilerini alkışlayan ve kendi özgül ağırlığını büyük ölçüde yitirmiş bir teşkilat…

Bu pasiflik, partinin Malatya’daki tabanını genişletmek yerine siyaseti “Veli Bey’in tweetlerinin retweet edilmesi” sığlığına hapsediyor. Teşkilat, siyaset üretmek yerine bir figürün etrafında refakatçi rolüne sıkışmış durumda.

BAĞIRMANIN KONFORU, ÇÖZÜMÜN AĞIRLIĞI

Veli Ağbaba’nın hakkını teslim edelim:

Sesi gür çıkıyor, kameraları seviyor ve her enkazın önünde söyleyecek bir cümlesi mutlaka var. Ancak Malatya seçmeni artık şu soruyu daha yüksek sesle sormaya başladı:

Bağırmak, bir konutun temelini atmaya yetiyor mu? Yıllardır sürdürülen bu “hırçın muhalefet” tarzı, bir noktadan sonra çözüm üretmeyen bir patinaja dönüşüyor. Meclis kürsüsünden atılan sert nutuklar, sosyal medyada paylaşılan yüksek prodüksiyonlu videolar elbette ulusal medyada karşılık buluyor. Ancak Malatya sokaklarında, tozun toprağın içinde yaşam mücadelesi veren vatandaş için bu gösteriler bir karşılık üretmiyor.Çünkü o vatandaş, kameraya değil çözüme bakıyor.

ALTERNATİF OLMA İDDİASINDAN UZAKLAŞMAK

Bir muhalefet milletvekilinin ve ona bağlı teşkilatın görevi yalnızca eksikleri sıralamak değildir. Asıl sorumluluk, şu soruya net yanıt verebilmektir:“Biz olsaydık nasıl yapardık?”

Bu sorunun cevabı; slogandan, öfkeden ve polemikten değil; somut, teknik ve bütçesi düşünülmüş projelerden oluşur. Ancak Ağbaba ve çevresindeki yapı, iktidarı eleştirmenin konforlu alanına o kadar sıkışmış durumda ki, Malatya’nın yeniden inşasına dair rasyonel bir yol haritası sunmak yerine polemiklerle zaman tüketiliyor.

Eleştiri var, evet…

Ses var, görüntü var…

Ama plan yok, proje yok, takvim yok.

Bu noktada siyaset, çözüm üretmeyen bir gürültüye dönüşüyor.

Siyaset Gürültü Değil, Yön Çizme Sanatıdır

Siyaset yalnızca rakibe yüklenmek üzerine kurulduğunda, yalnızca “yanlış yapıyorsunuz” demekle sınırlı kaldığında, ortaya somut bir gelecek vizyonu koyamadığınızda halkın gözünde sadece bir arka plan gürültüsü olarak kalırsınız.

Malatya gibi yıkımı derin, yaraları taze bir şehirde bu gürültünün kimseye faydası yok. İnsanlar artık slogan değil, yön görmek istiyor.

MALATYA’NIN BEKLENTİSİ NET

Bu şehrin ihtiyacı;

Bir ismin gölgesinde ezilen, refleksleri körelmiş bir il başkanlığı değil…

Liyakatli kadrolarla sahada olan, sözü kadar eylemi de olan bir yapıdır.

Malatya, sadece Veli Ağbaba’nın siyasi kariyer basamağı ya da sosyal medya içeriği değildir. Bu şehir, figüranlı bir “tek kişilik gösteriyi” değil, kolektif aklı ve kurumsal duruşu hak ediyor.

Eğer CHP Malatya teşkilatı bu yanlış tutumdan vazgeçip kendi kurumsal kimliğini yeniden hatırlamazsa, ilk seçimde Malatya seçmeni bu “tek adam tiyatrosuna” alkış tutmayı bırakacaktır.

Ve o gün geldiğinde, sahnede yalnız kalan sadece bir isim değil; yıllardır tüketilen bir siyasi fırsat olacaktır.