6 Şubat depremleri Malatya’nın sadece binalarını değil, ticari alışkanlıklarını, mekânsal hafızasını ve ekonomik dengelerini de yerle bir etti. En ağır darbeyi alan yerlerin başında ise kuşkusuz Malatya Çarşı Merkezi geldi. Bir zamanlar şehrin kalbi olan bu alan, bugün hâlâ toparlanma sancıları yaşıyor. Ancak asıl tehlike, betonun değil, panik psikolojisinin yol açtığı tahribattır.

Malatya Emlakçılar Odası Başkanı Ali Özgül’ün yaptığı açıklamalar, tam da bu noktada dikkate alınması gereken ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Çünkü bugün çarşı merkezinde yaşanan kiralık iş yeri hareketliliği, sağlıklı bir talep artışından çok, aceleci ve kontrolsüz bir yönelimi işaret ediyor.

DEPREM SONRASI TİCARET YER DEĞİŞTİRDİ

Gerçeği kabul etmekle başlayalım. Depremden sonra Malatya’da ticari hayat tek bir merkezde toplanmadı; aksine mahallelere yayıldı. Küçük ölçekli esnaf konteynerlerde ayakta kalmaya çalışırken, kurumsal firmalar ve zincir markalar depremden zarar görmeyen bölgelerde hızla yeni iş yerleri açtı. Bankalar, büyük mağazalar, ulusal markalar üç yıldır mahalle aralarında hizmet veriyor.

Bu süreçte Malatya’da yeni bir ticari düzen oluştu. İnsanlar alışveriş alışkanlıklarını değiştirdi, esnaf müşteri portföyünü bulunduğu mahalleye göre yeniden şekillendirdi. Kısacası çarşı merkezinin “tek adres” olduğu dönem fiilen sona erdi.

Bugün çarşıda bazı iş yerlerinin teslim edilmeye başlanması, bu gerçeği değiştirmiyor.

KONTEYNER YORGUNLUĞU PANİK DOĞURUYOR

Konteyner iş yerlerinde üç yıldır faaliyet gösteren küçük esnafın yaşadığı yorgunluğu anlamak zor değil. Dar alanlar, geçici yapılar, mevsim koşulları ve belirsizlik psikolojik bir baskı oluşturuyor. Ancak bu baskı, sağlıksız kararlar alınmasına neden olmamalı.

Ali Özgül’ün de altını çizdiği gibi, bugün birçok esnaf “bir an önce dükkân bulmalıyım” düşüncesiyle hareket ediyor. Bu panik hali ise piyasada dengenin bozulmasına yol açıyor. Çünkü panik, her zaman fırsatçıyı besler.

FIRSATÇILIK PANİKLE BESLENİR

Çarşı merkezinde yaşanan ani kiralık dükkân talebi, bazı mülk sahiplerini harekete geçirmiş durumda. Gerçek piyasa koşullarıyla örtüşmeyen, astronomik kira talepleri konuşuluyor. Burada suçlu sadece fırsatçılık yapan mülk sahipleri değil; panikle bu talepleri normalleştiren kiracılar da bu zincirin bir parçası haline geliyor.

Oysa gerçek şu:

Çarşı merkezinde ihtiyaçtan fazla iş yeri var. Bu, bir tahmin değil; sahadan gelen net bir tespittir. Talep geçici, arz ise kalıcıdır. Bugün aceleyle yapılan sözleşmeler, yarın esnafın belini bükecek yükler haline gelecektir.

ESKİ ÇARŞI GERİ GELMEYECEK

En can alıcı nokta burası. Deprem öncesi Malatya Çarşı Merkezi, banka şubeleriyle, büyük mağazalarla, yoğun insan sirkülasyonuyla ayakta duran bir yapıya sahipti. Bugün bu tabloyu bire bir beklemek gerçekçi değildir.

Kurumsal firmalar geri dönmeyecek. Bankalar merkezde yoğunlaşmayacak. Mahallelere yerleşen esnafın büyük bölümü, kurulu düzenini bozup yeniden çarşıya taşınmayacak. Bu bir tercih değil, bir zorunluluk sonucu oluşmuş yeni gerçekliktir.

Dolayısıyla çarşıda dükkân açacak esnafın, geçmişin hayaliyle değil, bugünün şartlarıyla hareket etmesi gerekir.

SABIR, ESNAFIN EN BÜYÜK SERMAYESİDİR

Ali Özgül’ün çağrısı bu yüzden son derece yerindedir. Sakin olun. Sabırlı olun. Bekleyin. Piyasa kendi dengesini mutlaka bulur. Panik azalırsa, fırsatçılık da geri çekilir. Kiralar, gerçek seviyesine iner. Bugün aceleyle atılan adımlar, yarın kapanan kepenkler olarak karşımıza çıkabilir.

Unutulmamalıdır ki deprem sadece binaları değil, ekonomik reflekslerimizi de sınadı. Bu sınavdan geçmenin yolu, acele etmek değil; aklı, tecrübeyi ve sağduyuyu rehber edinmektir.

SON SÖZ

Malatya çarşısı yeniden ayağa kalkacak. Ancak bu dönüşüm, geçmişi bire bir kopyalayarak değil, yeni gerçeklerle barışarak mümkün olacak. Esnafın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; yüksek kira altında ezilmek değil, doğru zamanda doğru yerde doğru kararı verebilmektir.

Panik, kaybettirir.

Sabır, kazandırır.