İnsan ilişkilerinin en çok konuşulan ama en az anlaşılan iki kelimesi vardır: sevmek ve saymak.
Bu iki kelime, hayatın her alanına sızar; evde, işte, sokakta, dostlukta, hatta siyasette bile… Ancak ne yazık ki, zaman geçtikçe birbirinden uzaklaşan iki ayrı dünyanın kapısını temsil eder hâle gelmiştir. Oysa eskiden, birini seviyorsan aynı zamanda sayardın da. Şimdi ise ne yazık ki, sevgi çoğu zaman saygının gölgesinde değil, bencilliğin ışığında şekilleniyor.
SEVGİ ARTIK DAHA ÇOK BİR İDDİA
Eskiden sevgi bir emekti. İnsan, sevdiği kişiyi korur, gözetir, dinlerdi. Birlikte susmanın bile bir anlamı olurdu. Şimdi ise sevgi bir “gösteri”ye dönüştü. Sosyal medyada paylaşılan birkaç fotoğraf, birkaç romantik cümle... Sevgi, hissetmekten çok sergilemekle ölçülür oldu.
Oysa sevmek, birinin yanında olmayı değil, varlığını önemsemeyi gerektirir. Sevmek, “senin gibi düşünmüyorsan biter” demek değil, “sen farklı olsan da ben senin yanındayım” diyebilmektir. Gerçek sevgi, sahiplenmek değil, anlayabilmek sanatıdır.
SAYGI, SEVGİNİN SESSİZ KARDEŞİDİR
Saygı, yüksek sesle konuşmaz. Gözle görülmez ama yokluğu hemen hissedilir. Birine saygı duymak, onun sınırlarını bilmek, sözünü kesmemek, tercihlerine tahammül edebilmektir.
Bugün ilişkilerde, iş yerlerinde, toplumda en büyük eksikliğimiz belki de budur: saygı.
Seviyoruz ama dinlemiyoruz. Katılıyoruz ama anlamıyoruz.
Oysa sevgi geçici bir duygudur; saygı ise kalıcılığın temelidir. Birini sevmeden sayabilirsin ama sevip de saymadığında, o sevgi eninde sonunda tükenir.
BİR TOPLUMUN AYNASI: SEVGİ VE SAYGI DENGESİ
Toplumlar, bireylerin birbirine nasıl davrandığıyla şekillenir. Eğer sokakta insanlar birbirine tebessüm ediyorsa, orada sevgi vardır. Eğer trafik ışığında kimse kimseye bağırmıyorsa, orada saygı vardır.
Ama biz gün geçtikçe daha çok öfkelenen, daha az dinleyen bir topluma dönüşüyoruz. Kimi zaman bir yorum, kimi zaman bir farklı düşünce bile karşımızdakini “düşman” ilan etmemize yetiyor.
Sevgi, saygının olmadığı yerde yozlaşır; saygı, sevginin olmadığı yerde donuklaşır.
Bu iki değer, tıpkı su ve toprak gibidir — biri olmadan diğeri yeşermez.
SEVMEK CESARETTİR, SAYMAK OLGUNLUK
Sevmek, kalbini açmayı gerektirir; kırılmayı göze alırsın, çünkü samimidir.
Saymak ise kalbini kapatmadan sınır çizmektir; ölçülüdür ama soğuk değildir.
Birine “seni seviyorum” demek kolaydır; ama “sana saygı duyuyorum” diyebilmek, gerçek olgunluktur.
Bir çocuk için anne-baba sevgisi, bir öğretmen için öğrencisinin saygısı, bir toplum için farklı seslerin birlikte var olabilmesi… Hepsi aynı şeyin farklı yansımalarıdır.
SON SÖZ
Sevmek, insana umut verir; saymak, o umudu yaşatır.
Bugün birine sevgi gösterirken, onu kırmadan yapabiliyorsak; birine karşı çıkarken, onu küçümsemeden konuşabiliyorsak, işte o zaman gerçekten insan olmuşuz demektir.
Çünkü sevgi, kalpten gelir; saygı, vicdandan.
Ve insanı insan yapan şey, bu ikisinin bir arada var olabilmesidir.