Malatyalı hemşire Berivan Kısacık’ın hikâyesi, erken teşhisin hayat kurtardığını bir kez daha kanıtladı. Kanseri yendi, yeniden işine döneceği günü umutla bekliyor.Küçük bir farkındalık, büyük bir kurtuluş
Hayat bazen küçücük bir farkındalıkla değişir. Kimi zaman bir ses, kimi zaman bir his, kimi zaman da bir cesaret adımı... Malatya Şehit Mehmet Kılınç Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan 46 yaşındaki Berivan Kısacık, bir yıl önce tam da böyle bir farkındalığın hayat kurtardığına tanıklık etti.
Bir sabah işe hazırlanırken göğsünde fark ettiği küçük bir sertlik, onun için bir dönüm noktası oldu. Önce önemsemedi, ardından içini bir endişe kapladı. Çalıştığı hastanede görev yapan KETEM standındaki meslektaşlarına durumu anlattı. Arkadaşlarının yönlendirmesiyle gittiği Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’nde (KETEM) yapılan mamografi ve ultrason sonucunda göğüs kanseri teşhisi kondu.
Kısacık, o anı şöyle anlatıyor:
“Sonuçlar geldiğinde dünyam başıma yıkılmış gibi hissettim. Hemşireydim, yüzlerce hastanın hikâyesine tanıklık etmiştim ama insanın başına geldiğinde bambaşka oluyormuş. İlk başta ‘neden ben’ dedim, sonra ‘neden olmasın’ dedim. Çünkü önemli olan yakalanmak değil, mücadele etmekti.”
Teşhisin ardından başlayan 10 aylık tedavi süreci, sabır, güç ve inançla geçti. Kemoterapi ve radyoterapiyle geçen aylar boyunca en büyük desteği ailesinden, arkadaşlarından ve hastanedeki meslektaşlarından gördü. Bugün ise o zorlu günleri geride bırakarak yeniden işine döneceği günü heyecanla bekliyor.
ERKEN TEŞHİS: HAYAT KURTARAN BİR ADIM
Kanserin en etkili tedavisinin erken teşhis olduğu artık tıp dünyasında tartışmasız bir gerçek. Ancak buna rağmen birçok insan, korku, ihmal ya da “bana bir şey olmaz” düşüncesiyle kontrollerini geciktiriyor.
Berivan Kısacık’ın hikâyesi ise bu ihmalkârlığın ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gösteriyor. “Eğer o gün KETEM’deki arkadaşlarımla konuşmasaydım, bugün bu satırları okuyor olmayabilirdim” diyor.
KETEM’ler Türkiye genelinde ücretsiz kanser taraması hizmeti veriyor. Kadınlarda meme ve rahim ağzı kanseri, erkeklerde kalın bağırsak kanseri için düzenli kontroller yapılabiliyor. Üstelik bu kontroller için ne hastanede sıra beklemek gerekiyor ne de ücret ödeniyor.
Ancak birçok kişi bu merkezlerin varlığından habersiz. Bazıları da “kötü bir şey çıkar” korkusuyla gitmekten kaçınıyor.
Oysa erken teşhis, korkulacak değil, yaşama tutunmanın en güvenli yolu.
“KANSERDEN KORKMAYIN, GEÇ KALMAKTAN KORKUN”
Berivan hemşire, yaşadığı süreci anlatırken en çok bu cümleyi vurguluyor: “Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun.”
Bu söz aslında bir yaşam rehberi. Çünkü kanser, erken evrede fark edildiğinde tedavi oranı yüzde 90’ın üzerine çıkabiliyor.
Kısacık,
“Beni kurtaran şey, hemşire olarak farkındalık sahibi olmamdı ama herkesin böyle bir şansı yok. Bu yüzden toplumsal bilincin artması şart. Her kadın, belirli aralıklarla meme muayenesi yapmalı, gerekirse KETEM’e gitmeli. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır”
diyor.
UMUT, DAYANIŞMA VE MÜCADELE GÜCÜ
Kanser tedavisi sadece fiziksel bir mücadele değildir; aynı zamanda ruhsal bir dayanıklılık sınavıdır. Kısacık da bu dönemde moralin tedavinin bir parçası olduğunu söylüyor:
“Bazen ilaç kadar etkili olan şey moraldi. Ailem, arkadaşlarım ve meslektaşlarım her an yanımdaydı. Gülümsemeyi hiç bırakmadım. Çünkü biliyordum ki pes ettiğim an hastalık kazanacaktı.”
Bu sözler, kanserle mücadelede yalnızca tıp biliminin değil, insan dayanışmasının da önemini ortaya koyuyor. Kısacık’ın yaşadığı süreç, “paylaşılan acının hafiflediği, paylaşılan umudun çoğaldığı” bir mücadeleye dönüştü.
Bugün, Berivan hemşire yeniden hastane koridorlarında çalışacağı günü bekliyor.
“Bir ay sonra yeniden görevime başlayacağım. Hayata ikinci kez başlamış gibiyim. Artık her sabah işe giderken, yaşadığım her günü bir hediye gibi görüyorum”
diyor.
TOPLUMSAL FARKINDALIK ŞART
Türkiye’de her yıl on binlerce kadın meme kanseri tanısı alıyor. Ancak erken teşhisle bu hastalığın büyük bir kısmı tedavi edilebiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre KETEM’lerde yapılan taramalar sayesinde binlerce kişi hastalığın erken evresinde teşhis edilerek sağlığına kavuştu.
Ancak bu rakamların daha da yükselmesi için toplumda farkındalık bilincinin artması gerekiyor. Okullarda, iş yerlerinde, kamu kurumlarında bu konuda bilgilendirme kampanyaları yapılmalı. İnsanlar, KETEM’lerin sadece hastalar için değil, sağlıklı bireyler için de var olduğunu öğrenmeli.
SON SÖZ: UMUDU SEÇMEK
Berivan hemşire, korkunun değil umudun tarafında durdu. Hastalığı kabullenip onunla savaşmayı seçti. Şimdi, kendi hikâyesiyle yüzlerce kişiye cesaret aşılıyor.
“Artık her kadına tek bir şey söylüyorum”
diyor:
“Erken teşhis hayat kurtarır. O yüzden kendinizi ihmal etmeyin. Bir kontrol, bir adım, bir umut...”
Kanseri yenmek bazen bir ilaçla değil, bir farkındalıkla başlar. Kısacık’ın hikâyesi de bunun en güzel kanıtı.
Sonuç olarak Erken teşhis, korkunun değil bilincin bir göstergesidir. KETEM gibi kurumlar yalnızca hastalıkla mücadelede değil, yaşamı savunmada da en büyük kalkanımızdır. Unutmayalım; kanseri yenmenin ilk adımı, kendini dinlemek ve vakit kaybetmeden harekete geçmektir.