Hayatta sahip olabileceğimiz en değerli şeyin ne olduğunu hiç düşündünüz mü?Kimileri servet, kimileri makam, kimileri de şöhret der… Kimi içinse mutluluk, huzur ya da aile en kıymetli hazinedir. Şüphesiz her biri yaşamın önemli parçalarıdır. Ancak bir gün elimizden kayıp gittiğinde hepsinin anlamını yitirdiği tek bir değer vardır: sağlık.
Çünkü sağlığımız yerinde olmadığında ne zenginliğin, ne makamın, ne de şöhretin bir anlamı kalır. Dünya kadar malınız olsa da, en lüks evlerde yaşasanız da, en pahalı arabaya binseniz de yatağa mahkûm olduysanız tüm bu imkanlar gözünüzde anlamını yitirir. İşte bu yüzden atalarımız boşuna dememiş: “Sağlık varlıktan yeğdir.”
MODERN HAYATIN TUZAKLARI
Bugün hayatlarımız hız ve telaş içinde akıp gidiyor. Erken yaşta başarı elde etme hırsı, daha çok kazanma isteği, tüketim çılgınlığı… Tüm bunlar insan bedenini ve ruhunu yavaş yavaş tüketiyor.
Düzensiz beslenme, hareketsizlik, masa başında geçirilen uzun saatler, uyku düzensizliği ve stres; çağımızın en büyük sağlık düşmanları haline gelmiş durumda. Bir de üstüne teknoloji bağımlılığı eklenince tablo daha da ağırlaşıyor. Telefon ve bilgisayar ekranlarına kilitlenen gözlerimiz, hareketsiz kalan bedenimiz ve sürekli uyarılan zihnimiz, farkında olmadan bizi yavaş yavaş hasta ediyor.
Genç yaşlarda “bana bir şey olmaz” diyerek ihmal ettiğimiz bu alışkanlıklar, ilerleyen yıllarda yüksek tansiyon, diyabet, kalp-damar hastalıkları ya da obezite olarak karşımıza çıkıyor. Oysa unutmamak gerekir ki; sağlık bir anda kaybolmaz, yavaş yavaş elimizden kayar. Biz fark ettiğimizde ise çoğu zaman iş işten geçmiş olur.
RUH SAĞLIĞI DA SERVETTİR
Sağlık denildiğinde çoğumuzun aklına yalnızca beden gelir. Oysa ruh sağlığı da en az beden kadar önemlidir. İçinde bulunduğumuz çağda kaygı, depresyon, yalnızlık ve tükenmişlik sendromu, bedenimizi hasta eden fiziksel rahatsızlıklar kadar yaygın hale gelmiştir.
Görünürde sağlıklı olan pek çok insan, ruhen yorgun ve tükenmiş hissediyor. Oysa sağlıklı olmak sadece hastalık sahibi olmamak değildir; bedenen güçlü, zihnen dingin ve ruhen huzurlu olabilmektir. İç huzuru olmayan bir insanın sağlığından söz etmek mümkün değildir.
Bu nedenle sağlığımızı korurken ruhumuzu da beslemeliyiz. Sevdiklerimizle vakit geçirmek, doğada zaman geçirmek, sanata dokunmak, iyilik yapmak, şükretmek ve kendimize zaman ayırmak ruh sağlığının en etkili ilaçlarıdır.
SAĞLIĞI KORUMANIN ANAHTARI
Peki ne yapmalıyız? Formül aslında çok basit:
Düzenli beslenme: Doğal, dengeli ve ölçülü beslenmek; işlenmiş gıdalardan, aşırı şeker ve tuzdan uzak durmak.
Hareket: Her gün en az 30 dakika yürüyüş yapmak, bedenimizi hareketsizlikten kurtarmak.
Uyku: Düzenli ve kaliteli uyku, hem bedenin hem ruhun yenilenmesi için şart.
Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak: Sigara, alkol ve madde bağımlılığı sağlığın en büyük düşmanıdır.
Rutin kontroller: Erken teşhis, pek çok hastalıkta hayat kurtarır. Basit bir check-up, ileride büyük sağlık sorunlarının önüne geçebilir.
Bunlara ek olarak; gülümsemek, umutlu olmak, üretmek ve paylaşmak da sağlığın gizli anahtarlarıdır.
RİSK GRUPLARINA ÖZEL UYARI
Özellikle sigara kullananlar, obezite riski taşıyanlar ve ailesinde kronik hastalık öyküsü bulunanlar daha dikkatli olmalıdır. Unutmayalım ki; erken tanı hayat kurtarır. Bugün ihmal edilen küçük bir belirti, yarın geri dönüşü zor bir hastalığın habercisi olabilir.
TOPLUMSAL BİLİNÇ ŞART
Bireysel olarak sağlığımıza dikkat etmemiz kadar, toplumsal düzeyde de sağlık bilincinin artırılması şarttır. Çocuklara küçük yaşta sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak, okullarda spor faaliyetlerini yaygınlaştırmak, iş yaşamında çalışanların fiziksel ve psikolojik sağlığını gözetmek, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak büyük önem taşır.
Gelişmiş ülkeler yıllardır “önleyici sağlık politikaları” üzerinde çalışıyor. Çünkü biliyorlar ki: Hastalıkları tedavi etmektense, önlemek çok daha ucuz, çok daha etkilidir. Türkiye’nin de bu alanda atacağı her adım, hem bireylerin yaşam kalitesini artıracak hem de sağlık harcamalarını azaltacaktır.
SON SÖZ
Hayatta kaybettiğimiz pek çok şeyin telafisi vardır. Para yeniden kazanılır, makamlar değişir, fırsatlar yeniden doğar. Ama kaybedilen sağlık çoğu zaman geri gelmez.
Asıl servetimiz banka hesaplarımızda değil, bedenimizde ve ruhumuzdadır. Bu yüzden kendimize şu soruları sormalıyız: Daha sağlıklı olmak için ne yapıyorum? Kendime, aileme, bedenime ve ruhuma ne kadar özen gösteriyorum? Günlük koşturmacanın içinde sağlığımı ne kadar önceliyorum? Unutmayalım: En büyük servet sağlıktır. Onu korumak, hem kendimize hem de sevdiklerimize verebileceğimiz en büyük hediyedir.