Son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri de gazetecilik mesleğinin geldiği nokta… Özellikle sosyal medya çağında, eline bir cep telefonu alanın kendini “gazeteci” olarak tanımlaması, mesleğin ciddiyeti açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Bugün sosyal medya platformlarına bakıldığında; siyasi analiz yapan, dış politika yorumlayan, spor uzmanı kesilen, hatta her konuda “uzman” kesilen çok sayıda profil görmek mümkün. Bir de işin en dikkat çekici yanı var: Hiçbir mesleki altyapısı olmayan bazı kişilerin “gazeteciyim” diyerek kamuoyuna içerik sunması…
Elbette teknoloji değişti, habercilik dijitalleşti. Artık haber sadece matbaadan çıkmıyor, cep telefonundan da yayılıyor. Ancak burada temel bir ayrım var: Habercilik yapmak ile gazetecilik mesleğini icra etmek aynı şey değildir.
Gazetecilik Emek, Sorumluluk ve Kurumsallık İster
Gerçek gazetecilik; matbaa kurmak, düzenli yayın çıkarmak, sigortalı çalışan istihdam etmek, vergi ve SGK yükümlülüklerini yerine getirmek ve en önemlisi meslek etik kurallarına bağlı kalmak demektir.
Basın kartı sahibi, kurumsal yapıda çalışan, günlük ya da düzenli yayın yapan gazeteler bu mesleğin gerçek temsilcileridir. Haberin doğruluğu, kaynak kontrolü ve kamu yararı gibi temel ilkeler bu yapının omurgasını oluşturur.
Ancak bugün tablo farklı… Savcılığa “haftalık mevkute çıkaracağım” diyerek başvuru yapıp birkaç sayı sonra ortadan kaybolanlar, düşük bütçelerle internet sitesi kurup kendi doğrularını mutlak gerçek gibi sunanlar, hatta reklam alamayınca “haber yaparım” diyerek baskı oluşturanlar… Tüm bunlar, mesleğin itibarını zedeliyor.
Kontrolsüz Alan, Dezenformasyon Riski
En büyük sorunlardan biri de kontrol mekanizmasının zayıflığı. Sosyal medyada veya dijital mecralarda içerik üreten herkesin denetlenememesi, yanlış bilgilerin hızla yayılmasına neden olabiliyor. Bu durum, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşmasını da zorlaştırıyor.
Oysa gazetecilik; doğruluğu teyit edilmiş bilgiyi kamuya sunma sorumluluğudur. Haber üretmek ile içerik üretmek arasındaki çizgi giderek bulanıklaşsa da, bu ayrımın korunması gerekiyor.
Mesleğin İtibarı Zedeleniyor
Bugün birçok kurumsal medya kuruluşu, matbaasıyla, muhabiriyle, editörüyle ciddi bir emek ortaya koyarken; sosyal medyada “gazeteciyim” diyen bazı kişilerin bu emeğin önüne geçmesi, meslektaşlar arasında da rahatsızlık yaratıyor.
Daha da önemlisi, bazı durumlarda bu kişilerin siyasi veya ekonomik çıkarlar üzerinden hareket etmesi, gazeteciliğe olan güveni zedeliyor. Bu da hem mesleğe hem de kamuoyuna zarar veriyor.
Sonuç: Her Elinde Telefon Olan Gazeteci Değildir
Teknolojinin gelişmesiyle herkesin içerik üretebildiği bir dönemdeyiz. Ancak bu durum, gazeteciliğin tanımını değiştirmemeli.
Gazetecilik; emek, etik, sorumluluk ve kurumsallık ister. Eline telefon alan herkesin “gazeteciyim” demesi, mesleğin değerini artırmaz; tam tersine aşağıya çeker.
Belki de en önemli soru şu:
Haber üretmek mi, yoksa gazetecilik yapmak mı?
Aradaki farkı koruyabildiğimiz ölçüde, hem meslek hem de kamuoyu kazanacaktır.