Türkiye’de gündem: futbol hakemleri ve şans oyunları

Bugün Facebook’ta gezinirken, 2024 yılında yazdığım bir yazı dikkatimi çekti. O yazıda da benzer şeylerden söz etmişim. 2024-2025 futbol sezonunda TFF ve MHK dışında konuşulan neredeyse hiçbir konu yoktu.

Televizyona bakıyoruz, hakem hataları…
Gazetelere bakıyoruz, hakem hataları…
Sosyal medyaya bakıyoruz, yine hakem hataları ve o pozisyonların görüntüleri…

Gerçekten öyle pozisyonlar var ki insan şaşırıp kalıyor. Aklına her türlü ihtimal geliyor.

Bunun bir örneğini dün bizzat yaşadım.

Malatyaspor maçında sahaya giriş kartım olmasına rağmen, maçın son dakikalarında yaşanan olayları kale arkasından görüntülemek istedim. Rakip takımın yedek oyuncuları çekim yapmamı engelleyince daha rahat görüntü alabilmek için polislerin bulunduğu noktaya geçtim. Ancak daha sonra bir hakem arkadaş, görüntü almanın yasak olduğunu söyleyerek sahadan çıkmamı istedi.

Oysa maç öncesinde, saha içinde fotoğraf çektirilmesine izin verilmişti.

Bu sezon yaşanan olumsuzluklar karşısında artık hakemler hakkında gerçekten söyleyecek söz bulamıyoruz.

Bölgesel Amatör Lig’de izlediğim bir müsabakada, bir oyuncu ceza sahası içinde gelen topu iki eliyle uzaklaştırdı. Açık bir penaltı pozisyonu… Hakem devam kararı verdi.

Şimdi sormak lazım:
Bu ne?

Bu penaltıyı vermeyen hakem hakkında ne düşünmeliyiz?
Gözlemci bu pozisyon için ne yazacak?
Yazdığı rapor gerçekten uygulanacak mı?

Belki de olumsuz rapor yazıldığı için o hakeme bir daha maç verilmeyecek. Ama mesele bir kişiye maç verilip verilmemesi değil; mesele güven.

Futbolda ne günlere kaldık…

İnsanlar futboldan giderek uzaklaştırılıyor. Deneyimli hakemler “Bu benim adamım, şu onun adamı” anlayışıyla küstürüldü. Hakemler arasındaki bu ayrışma bitmediği sürece her hafta sonu hakemleri konuşmaya devam edeceğiz.

Sorunun temelinde gruplaşma var. Hakemlerde, federasyonda, kulüplerde, hatta spor medyasında bile kamplaşma hissediliyor. Bu yapı değişmediği sürece adalet duygusu da tesis edilemez.

Öyle bir noktaya geldik ki Türkiye’de futbol, toplumsal barışı zedeleyen ve gerilimi artıran bir enstrümana dönüşmüş durumda. İnsanların sinir uçlarıyla oynayan, kutuplaşmayı derinleştiren bir alan hâline geldi.

Organize bir kötülükle karşı karşıya olduğumuzu düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

TFF’den hakemlere, kulüp yöneticilerinden teknik adamlara; spor medyasından taraftar gruplarına kadar kapsamlı bir özeleştiri ve ciddi bir temizlik şart.

Çok daha vahim olaylar yaşanmadan gerekli adımlar atılmalı.
Aksi takdirde ortaya çıkabilecek tabloyu düşünmek bile istemiyorum.

Bu memlekete gerçekten çok yazık.