Halk arasında söylenen bir sözde ‘Harcadığın tüm çabalar eğer bir kör içinse alacağın tek karşılık nankörlüktür’ der.
Gerçekten üzüyorlar…
Son günlerde duyduklarım, gördüklerim karşısında kime güvenip kime güveneceğim karşısında adımlarımı dikkatli atmaya başladım.
Şimdi, olayları sakin sakin izliyorum.
Bakıyorum, kimse kimseyi sevmiyor, oysa herkes herkesle samimi.
Dostuna küsen düşmanıyla oturup kalkıyor,
Menfaati biten masadan kalkıyor.
Çekemeyen arkadan konuşuyor. Yaşanmamışlar yaşanmış gibi anlatılıyor.
Herkes gerçekten samimi olsun, birbirinin kuyusunu kazmak, olmayan bir şeyi oldu gibi göstermek, bu gibi hadiseler geçmişte izlenilen filmlerdeki güzel aktris ve billur sesli dublaj sanatçıları yüzünden olduğuna kanaat getirdiğim için kime inanayım.
Oysa, bitmeyen ilişkilerde hep bir şeylerin eksikliğini hissedersin ya, sanıyorum, sevip sevememe dedikleri bu olsa gerek.
Başından beri içime sinmeyen gördüğüm olaylar yüzünden galiba.
İnsan doğduğu andan itibaren, annemiz ve babamız (ebeveynlerimiz) bizim için gece gündüz demeden mücadele ediyor; Konforlarından, isteklerinden vazgeçerek bize eğitim, barınak, giyecek ve yiyecek sağlıyorlar.
Ne var ki büyüyüp kendi ayakları üzerinde durmaya başlayan pek çoğumuz, bizi taşıyan o elleri unutuyor.
Kendi hedeflerine kapılıp, anne ve babalarının yaşlanışına sırt çeviriyor, arkalarına bile bakmıyorlar. Oysa hayat, er ya da geç, onları da bugün ebeveynlerinin bulunduğu o noktaya getirecek.