Futbolun en saf, en gerçek hâlini hangi kuşak daha iyi bilir diye sorsanız, hiç şüphesiz 1950, 60, 70 ve 80 kuşağı derim. Çünkü onlar futbolu sadece izlemedi, yaşadı. Tozun, toprağın içinde büyüdü; dizleri yaralı, kalbi heyecan dolu bir şekilde sahaya çıktı.

O yıllarda Malatya’da futbol denildiğinde akla ilk gelen yerler Şeker Stadı ve Sümer Stadı olurdu. Bugünün modern tesisleri yoktu belki ama ruh vardı, mücadele vardı, dostluk vardı. Mahalleler arası turnuvalar düzenlenir, çocuklar ve gençler günler öncesinden o maçlara hazırlanırdı.

Çingenlik sahası, Kubilay Lisesi’nin karşısındaki tarlalar, Ordu Evi’nin arkasındaki toprak saha… Her biri birer futbol mabediydi adeta. O sahalarda sadece maç oynanmazdı; hayat öğrenilirdi. Düşmeyi, kalkmayı, kaybetmeyi, kazanmayı… En önemlisi de birlikte olmayı…

Toprak sahada futbol oynamak bambaşkaydı. Koşarken ayağınız kayar, düştüğünüzde dizleriniz parçalanırdı. Yaralar kabuk bağlar, acısı günlerce sürerdi. Ama kimse şikâyet etmezdi. Çünkü o acının içinde bir tutku vardı. Futbol sevgisi, her şeyin önüne geçerdi.

Bugün geriye dönüp o günlerin fotoğraflarına baktığımızda, insanın içinden sadece “Vay be…” demek geliyor. O yoklukların içinde nasıl bu kadar büyük bir ruh vardı diye düşünmeden edemiyor insan.

O dönemin önemli isimleri de bu kültürü yaşatmak için kaleme sarıldı. Rahmetli milli futbol hakemi Ramazan Kölük hocamız, anılarını kitaplaştırarak Malatya amatör futbolunun hafızasını ölümsüzleştirdi. Yine Erdal Karabağ gibi isimler, bu kültürü yazılarıyla yaşatmaya devam ediyor.

2000’li yıllara kadar Şeker ve Sümer statlarının çimlenmemiş hâli bile futbolcular için bir gurur kaynağıydı. Bugün belki daha modern sahalar var ama o sahaların ruhu yok. Çünkü mesele sadece zemin değil, mesele yürek…

Eskiden imkân yoktu ama kalite vardı. Arkadaşlık vardı. Büyükler küçükleri korur, kollardı. Küçükler de saygıda kusur etmezdi. Bir aile ortamı vardı. Aynı formayı giyen herkes, aynı duyguyu paylaşırdı.

Bugün ise tablo tersine dönmüş durumda. Tesis var, imkân var ama ne yazık ki ruh yok. Her şey maddiyata bağlanmış. Amatörlük yerini profesyonel hesaplara bırakmış. O eski samimiyet, o eski bağlılık artık yok denecek kadar az.

Peki neden?

Çünkü 2000’li yıllardan sonra Malatya’nın futbol hafızası adeta silindi. Şeker Stadı ve Sümer Stadı yıkıldı. Yerlerine hastane ve belediye binaları yapıldı. Ama o statların yerine aynı değeri taşıyacak yeni alanlar oluşturulmadı.

Evet, Yeşiltepe’de 1, 2 ve 3 numaralı sahalar yapıldı. Ancak bu sahalar, mahalle aralarındaki o doğal futbol kültürünün yerini tutamadı. Çünkü futbol sadece sahada oynanmaz; sokakta, mahallede, hayatın içinde büyür.

Bugün gelinen noktada, mahallelerde çocukların top oynayabileceği alanlar neredeyse yok. Her yer betonla kaplandı. Oyun alanları kayboldu. Bunun sonucunda da yeni yetenekler yetişmemeye başladı.

Bir diğer önemli sorun ise ekonomik yük. Malatya’daki amatör spor kulüpleri, artan malzeme fiyatları ve özellikle akaryakıt maliyetleri nedeniyle ayakta kalmakta zorlanıyor. Deplasmanlara gitmek, antrenman yapmak artık ciddi bir maliyet haline gelmiş durumda.

Kulüpler sahipsizlikten yakınıyor. Yerel yönetimlerden ve iş insanlarından destek bekliyor. Türkiye’nin birçok ilinde belediyeler amatör kulüplere ciddi destekler sağlarken, Malatya’da bu desteğin yetersiz kalması dikkat çekiyor.

Örneğin komşu ilimizde belediyeler, amatör spor kulüplerine her yıl düzenli olarak maddi ve malzeme desteği sağlıyor. Bu sayede spor hem yaygınlaşıyor hem de gençler kötü alışkanlıklardan uzak tutuluyor.

Malatya’da ise durum tam tersi. Kulüpler kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Pandemi süreci ve ekonomik kriz, zaten zor durumda olan kulüpleri daha da sıkıntıya sokmuş durumda.

Oysa amatör futbol, sadece bir spor dalı değildir. Aynı zamanda bir okul, bir terbiyedir. Disiplindir, saygıdır, paylaşmaktır.

Bugün eğer o eski ruhu yeniden canlandırmak istiyorsak, önce o ruhun ne olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Betonların arasında kaybolan sahaları, unutulan değerleri yeniden gün yüzüne çıkarmak zorundayız.

Çünkü futbol sadece para değildir.

Futbol, bir mahalle çocuğunun hayalidir.

Futbol, toprak sahada düşüp tekrar ayağa kalkmaktır.

Ve en önemlisi…

Futbol, amatör ruhla güzeldir.