Malatya’nın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey ne yeni bir tartışma ne polemik ne de kısır çekişmelerdir.

Bu şehrin en acil ihtiyacı birlik, beraberlik ve ortak akıldır. Özellikle siyaset kurumu ile sivil toplum kuruluşları arasında kurulacak sağlıklı bir iş birliği, Malatya’nın geleceği açısından hayati önemdedir.

Çünkü Malatya artık sıradan bir şehir değildir.

Deprem yaşamış, nüfusu yer değiştirmiş, ekonomik ve sosyal dengeleri sarsılmış, yeniden ayağa kalkma mücadelesi veren bir kentten söz ediyoruz. Böyle bir tabloda ayrışma lüksümüz yoktur.

Siyaset Ayrışırsa Şehir Kaybeder

Siyaset elbette farklı görüşlerin, fikirlerin ve eleştirilerin alanıdır. Ancak Malatya’da zaman zaman gördüğümüz tablo, sağlıklı bir siyasi rekabetten çok, şehrin ortak menfaatlerini gölgeleyen bir ayrışmaya dönüşüyor.

Oysa mesele şu kadar nettir:

Ankara’da Malatya’nın sesi ne kadar güçlü çıkarsa,

Yerelde Malatya’nın sorunları ne kadar ortak sahiplenilirse,

Bu şehir o kadar hızlı yol alır.

Bir yatırım, bir hastane, bir çevre yolu, bir sanayi alanı…

Bunlar parti rozetleriyle değil, şehrin ortak talebiyle hayata geçer.

STK’lar Vitrin Değil, Vicdan Olmalı

Sivil toplum kuruluşları bu şehrin vicdanıdır.

Ancak ne yazık ki bazı dönemlerde STK’ların bir kısmı ya sessiz kalmayı tercih ediyor ya da siyasi kamplaşmaların gölgesinde etkisizleşiyor.

 

STK’ların görevi alkışlamak ya da susmak değildir.

STK’ların görevi;

– sorun tespit etmek,

– çözüm önermek,

– gerektiğinde eleştirmek,

– gerektiğinde birleştirmektir.

Malatya’da STK’lar güçlü olursa, siyaset de daha sorumlu davranır.

Ama STK’lar bölünürse, şehir de bölünür.

DEPREM BİZE NE ÖĞRETTİ?

6 Şubat depremleri bize çok acı bir gerçeği öğretti:

Felaket anlarında ne parti kalıyor ne makam ne unvan…

O gün enkaz başında yan yana duranlar;

– farklı siyasi görüşlerden,

– farklı sosyal çevrelerden,

– farklı düşüncelerden insanlardı.

Demek ki birlik mümkün, yeter ki irade olsun.

Bugün de Malatya’nın ihtiyacı tam olarak budur.

Aynı masa etrafında oturabilmek,

Aynı sorun için ortak cümle kurabilmek.

Kişisel Hesaplar, Şehrin Önüne Geçmemeli

En büyük tehlike şudur:

Kişisel hesapların, makam beklentilerinin ve küçük çıkarların, şehrin geleceğinin önüne geçmesi…

Bu Malatya’ya yapılabilecek en büyük haksızlıktır.

Bugün Malatya’nın konuşması gereken başlıklar bellidir:

– Yerinde dönüşüm,

– Ekonomik toparlanma,

– İstihdam,

– Sağlık ve eğitim altyapısı,

– Tarım ve sanayi dengesi,

– Göç ve nüfus hareketleri…

 

Bu başlıkların hiçbiri tek bir kurumun ya da tek bir siyasi aktörün altından kalkabileceği meseleler değildir.

ORTAK MASA ŞART

Malatya’nın artık bir “ortak masa” kültürüne ihtiyacı var.

Belediye başkanları, milletvekilleri, STK temsilcileri, meslek odaları, üniversite, basın…

Herkes aynı masada olmalı.

Fikirler çatışabilir ama niyetler ortak olmalı.

Bu masa bir fotoğraf karesi için değil,

Gerçek çözüm üretmek için kurulmalı.

Basına da Büyük Sorumluluk Düşüyor

Yerel basın olarak bizlerin de sorumluluğu büyük.

Kutuplaştıran dili değil, birleştiren dili büyütmek zorundayız.

Kavgayı değil, çözümü görünür kılmak zorundayız.

Eleştireceğiz, sorgulayacağız, yanlışın karşısında duracağız.

Ama bunu yaparken Malatya’nın ortak menfaatini pusula olarak kullanacağız.

BİRLİK BİR TEMENNİ DEĞİL ZORUNLULUKTUR

Birlik ve beraberlik kulağa hoş gelen bir temenni değildir.

Malatya için bu artık bir zorunluluktur.

Aksi halde kaybeden;

– siyasetçiler değil,

– kurumlar değil,

– makamlar değil…

Bu şehir olur.

Malatya’nın yeniden ayağa kalkabilmesi için;

Siyasetin, STK’ların, kurumların ve toplumun aynı hedefte buluşması şarttır.

Çünkü bu şehir bunu hak ediyor.

Ve Malatya, ancak birlikte güçlüdür.