Malatya’da uzun süredir gökyüzüne çevrilen gözler, Şubat ayında yağan karla birlikte nihayet umutla doldu. Küresel iklim değişikliği, düzensiz yağışlar ve azalan su kaynakları nedeniyle her geçen yıl daha fazla hissedilen kuraklık tehdidi, bu yıl da kentin en önemli gündem maddelerinden biri olmuştu. Barajlardaki su seviyelerinin düşmesi, yer altı su kaynaklarının çekilmesi ve tarım arazilerindeki nem kaybı, özellikle kayısı üreticisini endişelendirmişti.

Tam da bu noktada yağan Şubat karı, sadece beyaz bir örtü değil; toprağa can suyu, üreticiye moral, kente nefes oldu.

KAR NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Kar, sadece bir yağış türü değildir. Özellikle karasal iklime sahip şehirlerde adeta doğal bir su deposudur. Yağmur gibi hızla akıp gitmez; toprağın üzerinde kalır, yavaş yavaş erir ve toprağın derin katmanlarına süzülür. Bu da yer altı su kaynaklarının beslenmesi açısından hayati bir rol oynar.

Malatya gibi tarımsal üretimi büyük ölçüde doğa koşullarına bağlı bir şehirde, kar yağışı aynı zamanda yaz aylarının su güvencesidir. Çünkü yazın kavurucu sıcaklarında kullanılan sulama suyunun önemli bir bölümü, kışın biriken kar sularından karşılanır.

Özellikle kayısı bahçeleri için Şubat ayında yağan kar, ağaçların kök sistemine derinlemesine nem sağlar. Bu durum, ilkbaharda çiçeklenme sürecine daha sağlıklı bir başlangıç anlamına gelir.

KAYISI İÇİN BEYAZ BEREKET

Malatya denildiğinde akla ilk gelen ürün kayısıdır. Dünya kuru kayısı üretiminin büyük bölümünü karşılayan kentimiz için su, sadece bir ihtiyaç değil; ekonomik bir güvence, sosyal bir istikrar unsurudur.

Son yıllarda ilkbahar geç donları kadar kuraklık da üreticinin kabusu haline gelmişti. Toprakta yeterli nemin olmaması, çiçek tutumunu ve meyve gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. İşte bu nedenle Şubat ayında yağan kar, kayısı üreticisi için adeta “beyaz bereket” anlamına geliyor.

Kar örtüsü toprağı bir battaniye gibi sararak ani sıcaklık değişimlerine karşı da koruma sağlar. Bu da özellikle kök sisteminin zarar görmesini engeller.

BARAJLAR VE YER ALTI SULARI

Malatya’nın su kaynakları açısından son yıllarda alarm verdiği biliniyor. Sulama barajlarındaki doluluk oranlarının düşmesi, çiftçinin ekim planlarını doğrudan etkiliyor.

Şubat karı, barajlara doğrudan doluluk sağlamasa da erime süreciyle birlikte akarsuları besler ve su havzalarına katkı sunar. En önemlisi ise yer altı su seviyelerinin desteklenmesidir. Çünkü bilinçsiz sondajlar ve aşırı su tüketimi nedeniyle yer altı suları her yıl biraz daha çekiliyor.

Karın yavaş erimesi sayesinde bu kayıp bir nebze de olsa telafi edilebilir.

İKLİM KRİZİ GERÇEĞİ

Ancak bu sevindirici tablo bizi rehavete sürüklememeli. Birkaç gün yağan kar, yıllık yağış açığını tamamen kapatmaya yetmez. Küresel iklim değişikliği artık bir teori değil, günlük hayatımızın gerçeği.

Yağış rejimleri değişiyor, mevsimler kayıyor. Kış aylarında beklenen kar yağışının gelmemesi, baharda ani ve şiddetli yağmurların yaşanması gibi düzensizlikler üretimi zorlaştırıyor.

Bu nedenle Şubat karını bir “kurtuluş” değil, bir “hatırlatma” olarak görmek gerekiyor. Doğanın bize sunduğu bu nimeti doğru planlama ve tasarruf bilinciyle desteklemek zorundayız.

SU YÖNETİMİ ŞART

Kar yağdı diye su sorununun çözüldüğünü düşünmek büyük hata olur.

Modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması

Damla sulama kullanımının artırılması

Kaçak su kullanımının önlenmesi

Tarımsal planlamanın su kaynaklarına göre yapılması

Artık bir tercih değil, zorunluluk.

Malatya’nın geleceği, suyu ne kadar bilinçli kullandığıyla doğrudan bağlantılı.

UMUT VE SORUMLULUK

Şubat ayında yağan kar, Malatya’ya moral verdi. Sokaklar beyaza büründü, çocuklar kartopu oynadı, çiftçi gökyüzüne şükürle baktı. Ancak bu manzara aynı zamanda bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. Toprağın kıymetini bilmek, suyu tasarruflu kullanmak ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yerelden başlayarak adım atmak zorundayız.

Evet, Şubat karı Malatya’ya umut oldu.

Ama bu umudu kalıcı kılmak bizim elimizde.

Çünkü su varsa hayat var.

Su varsa kayısı var.

Su varsa Malatya var.