Son günlerde maşallah sosyal medyada ne kadar siyasi analist, uluslararası ilişkiler uzmanı ve dış politika uzmanı var.

Tabii bir de anadan doğma spor uzmanlarını unutmayalım.

Adamların bilmediği hiçbir şey yok.

Bu beylere kalsa tüm sorunları klavye başında halledecekler.

Adamların ne becerileri varmış da biz bilmiyormuşuz.

Bir de sosyal medya mücahitlerini unutmayalım...

Düştüğümüz duruma bak.

Gazetecilik ayağa düşmüş. Herkesin elinde cep telefonu olduğu için gazeteci, yorumcu, moderatör olmuş.

Kısacası; Türkçede tam karşılığı yönlendirici, olay yöneticisidir.

İnternette sıkça karşılaştığımız bu mevki, standart olarak haber vermesi gereken adamları yorumcu yapmış.

Herkes “Bence!” diye başlıyor sonra...

Sonra “sabır edilmeli” diyerek onun bunun sözcülüğünü yapıyor, kadrodaki adamları güzelliyorlar.

Sonra da “Bu benim düşüncem” diyor.

Size fikrini soran oldu mu.…?

Niye hepsi birden yorumcu?

Bu işte bir gariplik mi var?

Yoksa….?

Gazetecilik (yani habercilik) öyle kolay değil.

Herkes ama herkes “basın mensubu” olabilir ama gazeteci olamaz.

Örnek; fotoğraf konusunda uzmandır, foto muhabiridir ama gazeteci değildir.

İyi bir dizgici-mizanpajcıdır ama basın mensubudur.

Fakat gazeteci değildir.

Basın-medya patronudur, reklamcıdır veya dağıtıcıdır ya da TV ve gazetelerde yorum yapıyordur. Onlar da basın mensubudur ama gazeteci değildirler.

Bu farkı “gazeteciyim” diye geçinen çoğu arkadaş dahi bilmez.

O nedenle kim gazeteci, kim değil bilinmez.

Öyle bir duruma gelmişiz ki bir fotoğraf paylaşıyoruz; çoğu insan korkusundan ne beğeni yapabiliyor ne yorum yazabiliyor...

Arkadaşlar, bir basın mensubu olarak bana sıkıntılarınızı söylüyorsunuz, ben de bunları (şikayetleri) gündeme getiriyorum.

Bana söylediğiniz sıkıntılara siz de destek olun ki çözüm bulunsun.

Öyle bir duruma gelmişiz ki doğruları yazıyorsun “algı haber”, “muhalefet” diyorlar.

Farklı yazıyorsun “kalemini satıyorsun” diyorlar.

Kısacası kimseye yaranamıyorsun.

Biri sıcak diyor, biri soğuk diyor...?

Şimdi TV’ler ve internet haber siteleri şu anda bülten haberi (görüntü) yayınlıyor.

Ben de buradan arkadaşlara diyorum ki; sadece bülten haberi yayımlamayın.

Bazı kurumlar ellerinde kamera, fotoğraf makinesi ve mikrofonla ekranda dile getiriyor.

Onlara lafım yok.

Şimdi kimse kusura bakmasın, alınmasın lütfen.

Fotoğraf makinanı, kameranı al; konuyu araştır, klavyenin başına geç, öyle yaz.

Nerede...? O da yok!

Bazı işler yanlış!

Bazen arkadaşlara “Şu konuyu gündeme getir, yaz” diyorum.

“Yok abi, reklam alıyorum yazamam” diyor.

O da haklı; tek gelir kaynağı reklam...

Pazara çıkıyorum, esnaf derdini bana söylüyor; sağı solu eleştiriyor.

Bir zaman sonra bakıyorum, eleştirdiği insanın yanında el pençe duruyor...

Sonra soruyorum:

“Abi, kardeşim, bu arkadaşları bana önce sen şikayet ettin.

Bu arkadaşları Malatya’ya hizmet etmeleri için sen buraya getirdin.” diyorum.

Soruyorum:

“Abi, kardeşim, niye seçilmişlerin önünde el pençe duruyorsun?

Bunları insanlar seçti, bu ortama getirdi.” diyorum.

“Haklısın” diyor. Sonuç...?

Allah sonumuzu hayırlı kılsın...

Demek ki biz her şeyi hak ediyoruz...

O yüzden şikayetçi olmayın.

Her doğruyu her yerde söylemeyin.

Gözünüz kör, kulağınız sağır, diliniz dilsiz olsun o zaman.

Bırakın bu işi...