İnsanları futbolla yatıp futbolla kalkar, hafta sonlarını heyecanla bekler, takımının maçını izlemek için sabırsızlanır. Malatyaspor'un maçları sadece bir spor etkinliği değil, aynı zamanda şehrin sosyal hayatının önemli bir parçasıdır. Futbol, burada birleştirici bir güçtür; farklı yaşlardan, mesleklerden ve sosyal sınıflardan insanları bir araya getirir.

Tribünlerde yaşanan coşku, şehrin futbol sevgisinin bir yansımasıdır.

İnönü Stadyumu 1970 yılında inşa edildi.

Malatya'nın spor ve kültürel hayatının merkezi hâline geldi. Sayısız futbol müsabakasına ev sahipliği yaptı, dünyaca ünlü futbolcuları ve teknik adamları ağırladı. Stadyumun tribünleri, taraftarların heyecanını ve coşkusunu taşıyan, şehrin hafızasına kazınmış bir semboldü.

2018 yılına geldiğimizde, İnönü Stadyumu'nun yıkılması kararı alındı. Bu karar davul zurna eşliğinde gerçekleşse de Malatya için derin bir üzüntü ve kayıp anlamına geliyordu. Çünkü İnönü Stadyumu sadece bir beton yığını değil, şehrin tarihi ve kültürel mirasının bir parçasıydı.

Her bir tribünü, her bir koltuğu, milyonlarca futbolseverin anılarını, sevinçlerini ve hüzünlerini barındırıyordu.

Stadyumun yıkılmasıyla birlikte kent hafızasında da bir boşluk oluştu. Ulusal bayramlarda yapılan gösterilerden unutulmaz futbol müsabakalarına kadar birçok önemli anı artık sadece fotoğraflarda ve hatıralarda yaşıyor.

Sonradan yaşanan bazı hadiseler, Malatya'nın futbol şehri kimliğine zarar verdi ve taraftarlar arasında hayal kırıklığı yarattı.

İnönü Stadı'nın yıkıldığı gün çektiğim fotoğraf, sadece bir anı değil, aynı zamanda bir dönemin tanığı.

Bir şehrin hafızası sadece binalardan ve yapılardan ibaret değildir.

O şehirde yaşayan insanların anıları, duyguları ve yaşanmışlıklarıyla şekillenir.

Onların ruhunu oluşturan, içinde yaşayan insanların anılarıdır.

Malatya'nın futbol tutkusu ve bu tutkunun sembolü olan İnönü Stadyumu'nun yıkılması, bu hafızada büyük bir boşluk bıraktı.

Çünkü şehirler sadece binalardan ibaret değildir.

Malatya'da TOKİ evleri yapılıyor, teşekkür ederim.

Ama şu ana kadar gördüğüm kadarıyla, hiçbir TOKİ'nin yapıldığı yerleşim yerlerinde semt sahaları yok.

Kısaca, vatandaşların spordan uzak bir yaşantı içerisine girdiği gözlemleniyor.

Malatya'da son günlerde yalnızca bir spor yatırımı değil, aynı zamanda şehir kimliği ve hafızası üzerinden yürüyen bir tartışmaya sahne oluyor.

Yerel basında yer alan haberlerde, Malatya Stadı'nın şehre çok uzak olduğu, örneğin İkizce'den Malatya Stadı'na nasıl gidileceği, araç probleminin olduğu, özellikle şehir trafiğinin çok yoğun olduğu için çekilmez bir hâle geldiği dile getiriliyor.

Özellikle eski stadın yerinde yapılmaması planlanan stadyumun konumu üzerinden dikkat çekici sorular gündeme geliyor.

Şehrin kamusal alan anlayışına yönelik iddiaya göre, Malatya geçmişte yapılmış hatalı şehircilik kararlarının bedelini bugün hâlâ ödüyor.

Özellikle Malatya'da meydan ihtiyacının karşılanamadığı, mevcut alanların ticari projelere dönüştürülerek kamusal kullanımın geri plana itildiği dile getirilerek...

Bir şehir meydanı yokken eski stadını kaybetmiş ve eski stadyumun yerine park yapılmış; tüm Malatya'yı ilgilendiren İnönü Stadı şehir dışına kaydırılarak sporseverlerin spor yapmaktan ve spor faaliyetlerinden uzaklaştırıldığı görünüyor.

Özellikle stadyumların yalnızca bir spor alanı olmadığı, aynı zamanda kuşakları birbirine bağlayan bir sosyal aktivite olduğu; “çocukların babalarının elinden tutarak yürüyerek gidebildiği” bir stadyum fikri tartışmanın merkezinde yer alıyor.

Bu noktada eleştiri net:

Şehrin 10 kilometre dışına yapılan bir stat, gerçekten “şehir stadı” olabilir mi?

Özellikle kamu yatırımlarının ilerisi düşünülerek yapıldığı; stadyum, hükümet konağı, adliye, kütüphane gibi yapıların 6 Şubat depremi sonrasında bugün hâlâ işlevsel olduğu ve hatta o dönemin planlama anlayışının bugünden daha ileri olduğu ifade ediliyor.

Çevre illere baktığımız zaman Elazığ gibi şehirleri örnek gösterebiliriz.

Bu illerde yapılan yeni stadyumların, taraftar erişimi ve şehirle bütünleşme açısından iyi bir noktada olduğunu söyleyebiliriz.

Şimdi yanıt bekleyen sorular şunlar:

Stadyum şehir merkezinde mi, yoksa şehir dışında mı olmalı?

Modern tesis ihtiyacı mı öncelikli, yoksa erişilebilirlik mi?

Malatya geçmişin planlama anlayışından ders çıkaracak mı?