Şehirde artık boğuluyoruz.

Her çarşı merkezine gittiğimde psikolojik olarak etkileniyorum.

Hayatım boyunca psikolojik destek için psikiyatriste gitmeyen ben, şimdi 60 yaşımda psikolojik olarak destek alıyorum.

Nereye kadar?

Şimdi insanların dini imanı para olmuş.

Eskiden bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardı.

Şimdi bir fincan kahvenin 40 bin borcu oluyor.

Komşum açken ben de aç yatıyordum.

Akrabalık vardı, komşuluk vardı, yardımlaşma vardı.

Şimdi bunlar hayal oldu.

Ne oldu bize?

Biz Malatya olarak böyle değildik.

Oysa;

Mal da yalan,mülk de yalan,makam da yalan, mevki de yalan.

Hepimizin gideceği yer mezarlık.

Kimse oraya servetiyle gitmiyor.

Götürdüğü tek şey:

2 metre kefen bezi,

2 metre boş çukur (mezar).

O da nasip olursa…

Bunu bildiğimiz hâlde Müslümanız diye geçiniyoruz.

Ama dinimizin haram kıldığı işleri yapıyoruz.

Rabbim sonumuzu hayırlı kılsın, inşallah.

Geçmişi unutmadan, dostunu kaybetmeden, geçmişten ders alarak geleceğe emin adımlarla, hakiki dostlarla yürümek… İşte kalıcı olan budur.

Bu dünyada hoş bir seda, bir dua bırakmak.

Yeter artık!

Herkes maskesini çıkarsın, dik dursun.

Malatya’da Malatyalı kalmamış.

1 TL’lik mal 5 TL olmuş.

800 TL kira 10.000 TL olmuş.

Denetim yok.

Herkesin elinde davul, çal oyna.

Yazık oluyor Malatya’ma.

Memleket film fırıldaklardan, çiftetelli oynayanlardan geçilmiyor.

Malatya’da öncelikle fiyatlar konusunda önlem almamız lazım.

Başka şehirlere giden Malatyalı usta elemanların dönmesini sağlamak lazım.

Haydi Malatya, bir olalım.

Eski Malatya olalım.

Birbirimize sarılarak, el ele vererek içimizdeki hainleri, hırsızları, Allah korkusu olmayan, Müslümanım diye geçinen imansızları içimizden atalım.

Geçmişini unutanın geleceği olmaz.

Malatya’nın eski insanlarının samimiyetini, dürüstlüğünü, kadirşinaslığını, adamlığını özledim.

Geçmişte olan dürüstlüğü özledik.

Bulan varsa Allah rızası için söylesin…

Çünkü gidişat hiç iyi değil.

Hemşerilerimiz çok zor durumda.

Şu anda Malatya’da Malatyalı kalmadı.

Çarşı merkezine gittim.

Gördüğüm manzara sonrasında Malatya’da büyük bir başıboşluk olduğunu gözlemledim.

Vatandaş yolda yürüyemiyor.

Esnaflar için konteynerler yapılmış ama esnaflar taşınmamış.

Hangi esnaf nerede belli değil.

Diğer taraftan hasarlı binaların altında, can güvenliği olmadan herkes sergi dükkân açmış.

Allah muhafaza… Her gün artçı depremler oluyor. Böyle bir durumda kaldırımda yürüyen ya da sergi açan esnaf nereye kaçacak?

Yola kaçmaya kalksa her taraf araç…

Otoparklar dolu, trafik akışı yoğun.

Bir yandan yıkımlar devam ederken trafik karmaşası da sürüyor.

Çevrede açıkta köfte ekmek satanlar, sebze meyve satanlar…

Kısacası yazılacak o kadar çok konu var ki…

Benim bu konuda ricam şu:

Bu saatten sonra başta Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediye başkanları olmak üzere sivil toplum örgütleri ellerinden geleni yapıyor.

Sanki Malatya’da bir yetki karmaşası var.

İnsanlar şu anda geçim sıkıntısı içinde.

Malatya Valiliği’nin ihtiyaç sahiplerine gıda kolisi dağıttığını gördüm, sağ olsunlar.

Başta Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri olmak üzere personelleri iyi bir çalışma gösteriyor.

Bizler de yetkililere yardımcı olursak tez zamanda ayağa kalkarız.

Sevgili hemşerilerim, lütfen Malatya’yı terk etmeyin.

Zamanında rahmetli ustam, gazeteci ağabeyim Raşit Kısacık ve Erdal Karabağ Malatya’da Malatyalılar Derneği’ni kurmuştu.

Arkadaşlar, siyasete girmeden Malatyamız için ne yapılabilir?

Akıl akıldan üstündür.

Biliyorum hepimiz üzgünüz.

Allah sonumuzu hayırlı kılsın.

Rabbim bizi muhafaza etsin.

İnşallah…