Malatya…

Adını duyduğumuzda bile içimizi sıcak bir rüzgâr kaplayan, bazen bir kayısının kokusunda, bazen kerpiç bir duvarın gölgesinde, bazen de bir annenin tencereye kattığı son umutla yeniden kurulan bir şehir… Bizim şehrimiz. Yıkılsa da ayağa kalkmasını bilen, acıya göğüs geren, her şeye rağmen “Biz buradayız” demeyi sürdüren kadim bir yurt.

Her şehrin bir hikâyesi vardır ama Malatya’nın hikâyesi biraz daha derindir, biraz daha kederli ama bir o kadar da gururludur. Çünkü bu şehir yalnızca binalardan, caddelerden, kavşaklardan ibaret değildir. Malatya’yı Malatya yapan; insanının yüreği, dayanışması, sabrı ve her şeye rağmen bitmeyen inancıdır.

BİR ŞEHİR DEĞİL, BİR YARADIR ARTIK: AMA YARALAR DA ŞİFA BULUR

6 Şubat sabahı Malatya’nın kalbine bir hançer saplandı. O günden sonra hiçbir sokak eskisi gibi kokmadı, hiçbir sabah aynı renkle doğmadı. Çocukların şen sesi bir anda sustu; kadınların, yaşlıların, gençlerin yüzüne hüzün yerleşti. Şehir, bir gecede yılların acısını yüklenmiş gibiydi.

AMA NE OLDU BİLİYOR MUSUNUZ?

Malatya yine de ayağa kalktı.

Titreyerek, sendeleyerek, acı içinde ama yine de kalktı. Çünkü Malatyalı olmak; her düştüğünde yeniden başlamak, her kaybın ardından omuz omuza vererek toparlanmak demektir.

Bugün şantiyelerde, sokaklarda, konteyner kentlerde, çarşıların yeniden örülen duvarlarında gezen her insan, aslında bu şehrin yıkılmadığını, yalnızca yeniden doğduğunu gösteriyor. Biz bu şehrin sevdalıları, acının içinde sevgiyi büyütmeyi öğrendik.

MALATYA SEVGİSİ BİR VEFA MESELESİDİR

Bu şehrin toprağına düşen her emek, her alın teri bizimdir. Malatya sevgisi yalnızca doğduğumuz yerle değil, yaşadığımız, nefes aldığımız, dostluk kurduğumuz, ekmeğini paylaştığımız bu şehirle olan bağımızla ilgilidir. Burada büyüyen çocuklar bilir:

Malatya’da bir kapı çaldın mı, “Buyur” derler.

Bir bardak su istedin mi, yanına kayısı koyarlar.

Yollara düştün mü, selamını alan herkes “Dikkat et, bir şeye ihtiyacın olursa ara” der.

İşte bu, Malatya’nın ruhudur.

Ve bu ruh, bizi biz yapar.

YENİDEN İNŞA EDİLEN SADECE BİNALAR DEĞİL, UMUTLARIMIZ

Bugün şehirde her köşede bir çalışma var. Toz kalkıyor, gürültü yükseliyor, vinçler göğe uzanıyor… Çünkü yeniden doğuş sancılıdır. Oysa bilirsiniz, her doğum umut getirir. Binalar yükseliyor, dükkanlar kuruluyor, yollar açılıyor; ama en önemlisi, insanların gözlerinde yeniden bir kıvılcım beliriyor.

Malatyalılar hayatın ağırlığını kabul etmiş ama aynı zamanda geleceğin ihtimaline de tutunmuş durumdalar. Yıkılan çarşı yeniden kuruluyor ama aslında yeniden kurulan bizim hikayemiz. Her taşın yerine konması, aslında bir yarayı biraz daha kapatıyor.

Kayıplarımız Bizimdir, Acımız Ortaktır

Bugün Malatya, iş kazalarıyla, kayıplarla yorgun düşse de, bir gerçeği değiştirmiyor:

Bu şehirde hiçbir acı yalnızca bir kişinin acısı değildir.

Toplu bir yas kültürümüz var. Bir işçi hayatını kaybettiğinde hepimiz üzülüyoruz. Bir bina yıkıldığında hepimiz altında kalıyoruz. Bir çocuk ağladığında hepimiz teselli arıyoruz.

Belki de bu yüzden Malatya sevgisi, yalnızca güzel günlerde değil; en ağır zamanlarda da görünür hale geliyor.

Malatya’nın Yarınına İnananlara Selam Olsun

Bugün bu şehri yeniden kuran ustalara, mühendislerden esnafa, işçilere, öğretmenlere, sağlıkçılara, çiftçilere kadar herkese bir söz borcumuz var:

Bu şehri seviyoruz.

Sevdiğimiz için eleştiriyoruz, sahip çıkıyoruz, daha iyisini istiyoruz.

Malatya’nın sokaklarının yeniden çocuk sesleriyle dolacağı günlere inanıyoruz.

Çarşısında alışveriş telaşının, mahalle arasında akşamüstü sohbetlerinin, parklarda gençlerin, bağlarda baharın sesinin yeniden yükseleceğini biliyoruz.

Bir Şehre Aşık Olmak Böyle Bir Şeydir

Malatya sevgisi;

bir kayısının altın rengine,

Battalgazi’nin tarihine,

Doğanşehir’in rüzgârına,

Yeşilyurt’un yeşiline,

Darende’nin suyuna,

Hekimhan’ın toprağına,

Arapgir’in taşına,

Akçadağ’ın ovaya yayılan kokusuna duyulan saygıdır.

Malatya’yı sevmek, aslında kendimizi sevmektir.

Çünkü bu şehir bize hem geçmişimizi hem geleceğimizi verir.

Malatya, yeniden ayağa kalkacak. Çünkü biz bu şehrin çocuklarıyız; düşsek de kalkarız, ağlasak da sabah olur, yıkılsak da yeniden kuruluruz.

Ve Malatya, hepimizin kalbinde, hiçbir zaman yıkılmayan bir şehir olarak yaşamaya devam edecek.