Malatya’da art arda yaşadığımız sıkıntılar artık inkâr edilemez bir noktaya geldi. Deprem sonrası sadece binalar yıkılmadı; umutlar, bağlar ve şehirle kurulan gönül bağı da ciddi şekilde sarsıldı. Bugün gelinen noktada insanlar ikamet ettiği şehirden ayrılıyor, Malatya nüfusu her geçen gün eriyor.

Kısaca söylemek gerekirse: Malatya’da Malatyalı azaldı.

Bilindiği gibi Malatya 2014 yılında Büyükşehir statüsü kazandı. Aradan tam 10 yıl geçti. O gün 850 bin olan nüfusumuz bugün kaç, net olarak bilen yok. Ama herkes şunu biliyor: Giden çok, dönen az.

Peki bu gidişat böyle devam ederse ne olur?

Cevabı zor değil… Şehir kimliğini, ruhunu ve hafızasını kaybeder.

Geçtiğimiz günlerde “Malatya’da Malatyalı kalmadı” dediğimde bazıları bunu abartı sandı. Oysa bugün yaşananlar, ne kadar haklı olduğumuzu açıkça gösteriyor.

Malatyalı olmayan ama kendini Malatyalı gibi tanıtanlara bir çift sözüm var:

Malatyalı, Malatyalı’nın kuyusunu kazmaz.

Bizler il dışından geleni bağrına basan, şefkatle yaklaşan bir şehiriz. Ancak bugün bağrımıza bastıklarımız, bizi “el” gibi görmeye başladı. Hatta bazıları, “biz sizden daha iyi Malatyalıyız” diyerek bu şehrin gerçek sahiplerini beğenmez oldu.

Bu kabul edilebilir bir durum değildir.

Depremin üzerinden aylar geçmesine rağmen yaşanan sıkıntılar hâlâ devam ediyor.

Her çarşıya çıktığımda vatandaş aynı serzenişte bulunuyor:

“Yazın, gündeme getirin. Malatya’da basın yok. Herkes reklam peşinde, halkın sorunları dile getirilmiyor.”

En büyük sorunlardan biri ise hayat pahalılığı.

Bugün Malatya, neredeyse Türkiye’nin en pahalı şehirlerinden biri hâline geldi.

Çay: 15 TL

En küçük su: 10 TL

1,5 litre su: 7,5 – 20 TL

5 litrelik su: 24 – 50 TL

Gıda fiyatlarına girmiyoruz bile…

Fiyat konusunda neredeyse hiçbir denetim yok.

Esnaf “serbest piyasa” diyerek kendini savunuyor ama olan yine vatandaşa oluyor. Bu tablo bizleri derinden üzüyor.

Bu noktada yerel yöneticilere çok büyük görev düşüyor.

Fiyat denetimleri artırılmalı, fırsatçılığa göz yumulmamalı.

Malatya sahipsiz değildir.

Artık vakit kaybetmeden;

Yerel yöneticiler, odalar, sivil toplum kuruluşları, basın ve dernekler bir araya gelmeli, elini taşın altına koymalıdır.

Bu saatten sonra siyasi kimlikleri, küskünlükleri bir kenara bırakıp ortak akılda buluşmak zorundayız.

Kimse “ben daha iyi bilirim” demesin.

Allah herkese akıl, fikir ve deneyim vermiştir.

Büyüklerimiz ne demiş:

“Elin adamına ışık veren mum olur, kendi kentindekine takoz olur.”

Bir de eskilerin tabiri vardır:

“El âleme hayran, evindekine düşman.”

Bunun en somut örneği Malatyaspor’un yaşadığı sıkıntılar, esnafın yer problemleri ve vatandaşın yüksek fiyatlar nedeniyle çevre illere gitmesidir.

Vatandaş açıkça söylüyor:

“Malatya çok pahalı bir şehir oldu. Bu şehir bunu hak etmiyor.”

Ve acil önlem bekliyor.

Son söz olarak şunu açıkça ifade ediyorum:

Malatya’nın yeniden ayağa kalkması için Malatyalıların acilen bir araya gelmesi gerekiyor.

Aksi hâlde kaybeden hepimiz oluruz.