Ramazan ayı geldiğinde şehirlerin ruhu değişir. Sokakların ışığı, camilerin sesi, sofraların bereketi artar. Ama Ramazan’ın en güzel tarafı sadece iftar sofraları değildir. Asıl güzellik, kimse görmeden yapılan iyiliklerdir. İşte Malatya’da her yıl Ramazan ayında sessizce yapılan ve çoğu zaman kimsenin bilmediği bir iyilik var: Bakkalların veresiye defterlerini kapatan hayırseverler.

Bu şehirde yıllardır süregelen bir gelenek var. Mahalle bakkallarında duran o eski veresiye defterleri… İçinde kimi zaman birkaç ekmek borcu, kimi zaman bir litre yağ, kimi zaman da çocukların aldığı bir çikolatanın borcu yazılıdır. O defterlerde sadece rakamlar değil, hayatın zorlukları da vardır. Çünkü o defterler çoğu zaman geçim derdinin sessiz tanığıdır.

İşte tam da bu noktada, Malatya’nın vicdanı devreye giriyor.

Her yıl Ramazan ayında bazı hayırseverler mahalle bakkallarına gidiyor. Ama bunu kimseye söylemeden, kimseye duyurmadan yapıyorlar. Bakkalın yanına yaklaşıp tek bir cümle kuruyorlar:
“Veresiye defterindeki borçları kapatmak istiyorum.”

Ne fotoğraf çekiliyor…
Ne sosyal medyada paylaşılıyor…
Ne de isimlerinin yazılmasını istiyorlar.

Bakkalın defterinde yazılı borçları tek tek ödüyorlar ve oradan sessizce ayrılıyorlar.

Bu yapılan iyilik aslında sadece bir borcu kapatmak değildir. Bu, bir ailenin omzundan yük almaktır. Bir annenin mutfağında rahat bir nefes almasıdır. Bir babanın başını yastığa daha huzurlu koymasıdır.

Çünkü veresiye defterinde yazan o küçük rakamlar bazen insanlar için büyük bir yük olabilir.

Bir düşünün…

Mahalle bakkalına gidip “deftere yaz” demek çoğu insan için kolay değildir. İnsanlar bunu çoğu zaman mecbur kaldıkları için yapar. Ekonomik sıkıntılar, işsizlik, hayat pahalılığı derken bazı aileler günlük ihtiyaçlarını bile veresiye almak zorunda kalabiliyor.

İşte böyle bir zamanda hiç tanımadığınız birinin gelip o borcu kapattığını düşünün.

Belki o aile bunu hiçbir zaman öğrenmeyecek. Belki de kim olduğunu hiç bilmeyecek. Ama o gün evlerine biraz daha umut girecek.

İyiliğin en güzeli de zaten budur.

Bugün dünyada birçok yardım kampanyası yapılıyor. Büyük organizasyonlar, büyük bağışlar, büyük törenler… Ama bazen en büyük iyilikler en sessiz olanlardır. Gösterişsiz olanlardır. Kimsenin bilmediği ama kalplere dokunan iyiliklerdir.

Malatya’da yapılan bu güzel davranış aslında Anadolu’nun kadim kültürünün bir parçasıdır. Bizim kültürümüzde yardım ederken sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi gerektiği söylenir. Yani iyilik gizli yapılır, reklamı yapılmaz.

Bugün sosyal medyada yapılan birçok yardım paylaşılırken, Malatya’da bazı insanlar iyiliği sessizce yapmayı tercih ediyor. İşte bu yüzden o insanlar bu şehrin görünmeyen kahramanlarıdır.

Deprem sonrası zor günler yaşayan Malatya’da bu tür davranışlar çok daha büyük anlam taşıyor. Çünkü şehir sadece binalarla değil, dayanışmayla da ayağa kalkar. Bir şehirde insanlar birbirine sahip çıkıyorsa, o şehir asla yalnız değildir.

Mahalle bakkalları aslında mahallelerin kalbidir. Orada sadece alışveriş yapılmaz; insanlar hal hatır sorar, sohbet eder, komşuluk yaşar. İşte o bakkalların veresiye defterleri de mahallenin hafızasıdır.

Ve şimdi o defterleri kapatan insanlar, aslında sadece borçları değil, insanların içindeki mahcubiyeti de siliyor.

Bu yüzden bugün bu köşeden o iyilik sahiplerine teşekkür etmek gerekiyor.

İsmini bilmediğimiz…
Yüzünü tanımadığımız…
Ama kalbinin büyüklüğünü bildiğimiz o güzel insanlara…

İyi ki varsınız.

Sizler bu şehrin sessiz kahramanlarısınız.

Belki kimse sizi alkışlamıyor. Belki adınız gazetelerde yazmıyor. Ama yaptığınız iyilikler insanların dualarında yaşıyor.

Unutmayalım ki bir şehir sadece yollarıyla, binalarıyla, meydanlarıyla büyük olmaz. Bir şehir insanlarının vicdanıyla büyür.

Malatya’yı güzel yapan da işte tam olarak budur.

Mahalle bakkalına girip sessizce bir defter kapatan o insanlar sayesinde bu şehir hâlâ umut taşıyor.

Ve inanıyoruz ki iyilik bulaşıcıdır.

Bir kişi yapar, bir başkası görür, sonra bir başkası daha…

Belki yarın başka biri aynı iyiliği yapacak. Belki başka bir mahallede başka bir bakkalın defteri kapanacak.

İşte o zaman Malatya sadece kayısısıyla değil, insanlığıyla da anılan bir şehir olmaya devam edecek.

Bu nedenle bir kez daha söylüyorum:

Veresiye defterlerini sessizce kapatan o güzel insanlara teşekkür ediyoruz.

Sizler bu şehrin vicdanısınız.
Sizler Malatya’nın yüz akısınız.
Ve sizler sayesinde bu şehirde umut hâlâ yaşıyor.