Malatya son yılların en büyük yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Depremin ardından şehrin dört bir yanında yükselen inşaatlar, bir yandan umutları yeşertirken diğer yandan ciddi güvenlik sorunlarını da beraberinde getiriyor. Bugün Malatya’nın hemen her mahallesinde, her caddesinde ve hatta ara sokaklarında bile bir inşaat çalışmasına rastlamak mümkün. Elbette yeni konutların yapılması, şehrin ayağa kaldırılması ve vatandaşların güvenli yuvalarına kavuşması son derece önemli. Ancak bu çalışmalar yürütülürken insan hayatının ikinci plana atılması kabul edilemez. Hiçbir ölüm, hiçbir yaralanma sıradan değildir. Her kaybedilen canın arkasında yıkılan bir aile, sönen bir umut ve geride kalan büyük acılar vardır. Şehrin birçok noktasında devam eden inşaat alanlarına baktığımızda ise güvenlik konusunda ciddi eksiklikler göze çarpıyor. Bazı alanlarda yeterli koruma bariyerleri bulunmuyor. Yaya yolları işgal ediliyor. İnşaat malzemeleri gelişigüzel bırakılıyor. Uyarı levhalarının olmadığı veya yetersiz olduğu noktalar dikkat çekiyor. Özellikle yoğun insan trafiğinin bulunduğu bölgelerde bu durum büyük risk oluşturuyor. Daha da önemlisi, bu tehlike sadece inşaat işçilerini ilgilendirmiyor. Çocuklar, işe yetişmeye çalışan vatandaşlar, yaşlılar ve engelliler de bu risklerle karşı karşıya kalıyor. Kaldırımda yürüyen bir vatandaşın başına düşebilecek bir malzeme ya da yeterince sabitlenmemiş bir beton parçası telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir. Özellikle ailelerin bu konuda son derece dikkatli olması gerekiyor. Çünkü bugün çocuklarımızı parka götürürken, okula gönderirken veya mahallede yürüyüş yaptırırken birçok inşaat alanının önünden geçmek zorunda kalıyoruz. Çocukların merak duygusu yüksektir. İnşaat alanları onlar için ilgi çekici olabilir. Ancak bir anlık dikkatsizlik büyük felaketlere yol açabilir. Burada asıl sorumluluk elbette vatandaşta değil. İnşaat firmalarının, yüklenici şirketlerin ve denetim mekanizmalarının görevlerini eksiksiz yerine getirmesi gerekiyor. İş güvenliği sadece bir prosedür değil, insan hayatını koruyan en temel sorumluluktur. Baret takmak, emniyet kemeri kullanmak, güvenlik ağı oluşturmak, çevre bariyerlerini kurmak ve gerekli uyarıları yapmak bir tercih değil zorunluluktur. Yetkili kurumların da denetimlerini artırması gerekiyor. Kuralların uygulanıp uygulanmadığı düzenli olarak kontrol edilmeli, eksiklik tespit edilen alanlarda gerekli yaptırımlar gecikmeden uygulanmalıdır. Çünkü alınmayan her tedbir, yaşanabilecek bir facianın habercisi olabilir. Malatya yeniden inşa edilirken sadece binalar yükselmemeli, güvenlik kültürü de yükselmelidir. Yeni konutlar yapmak kadar insanların can güvenliğini sağlamak da önemlidir. Bir şehri ayağa kaldırmanın yolu sadece beton dökmekten değil, insan hayatına değer vermekten geçer. Unutmayalım ki kaybedilen bir işçi geri gelmez. Hayatını kaybeden bir çocuğun, bir annenin, bir babanın yerini hiçbir şey dolduramaz. Yapılan bina yeniden yapılabilir, kırılan beton yeniden dökülebilir ama giden can geri gelmez. Bu nedenle bugün herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor. Yetkililer denetlemeli, firmalar önlem almalı, çalışanlar kurallara uymalı ve vatandaşlar da dikkatli olmalı. Çünkü güvenlik ihmale gelmez. Bir anlık dikkatsizlik, bir ömür boyu sürecek pişmanlıklara dönüşebilir. Malatya'nın yeniden ayağa kalkmasını hepimiz istiyoruz. Ancak bu süreçte yükselen her binanın temelinde insan hayatına verilen değer de yer almalıdır.
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar