Yıllarca sizler gibi Malatya sporunu takip eden biriyim. Bu süre içinde Malatya sporuna birbirinden değerli abilerim, kardeşlerim hizmet etti. Ben daha önce Malatya sporuna hizmet edenleri çocuk olduğum için hatırlamıyorum. 17-18 yaslarına geldiğim dönemlerde Malatya sporunu daha iyi takip etmeye başladım. O dönem Malatya spor ve Malatya amatör maçlarını hiç kaçırmazdım.
Cumartesi ve pazar günlerini iple çeker Sümer, Şeker Stadında Mehmet Dayının ciğerini yer ve Karagücü, Emniyet, Köy Hizmetleri, Orduzumarif, Sanayi, Gençlerbirliği, Dilek, Maksan, Battalgazi, Tekelspor, Şekerspor, Sümerspor, Boztepespor, Karakavak, Adafıspor, Ataköy, Malatya İdmanyurdu, Sancaktar (Cingenlik), Malatyagücü, Demirspor, Maliyespor vs. takımlarının maç saatlerini dört gözle beklerdim. Maç öncesi hakem ve takım kadrolarını alır fotoğraflarını çeker daha sonra, gazeteye gitmek için araç bulamadığımda yaya olarak çarşı merkezine gider çektiğim fotoğrafları baskıya yetiştirmek için fotoğraf banyosuna girerek karanlıkta çektiğim fotoğrafları inceler ve en güzel fotoğrafları kullanırdım. Bazen Malatyaspor maçlarını takip etmek için deplasmana gider, araç bulamadığımız zaman o ilde kalır, bir gün sonra ilimize dönerdik. Bazen de taraftarların araçlarıyla ilimize döner maçları gazeteye yetiştirmeye çalışırdık. Malatyaspor’un 1984 de namağlup olduğu dönemlerde hem kamera, hem fotoğraf çekimi ile bayağı zorlanıyordum. O dönemlerde televizyon olmadığı için bazen PTT aracıyla maçların skorlarını bildirir, PTT önünde Malatyasporlu taraftarlara skorları verirdik ve büyük emekler sonunda sabahlara kadar PTT'de sandalye üzerinde beklerdik telefoto ile İstanbul’a, ulusal gazetelere resim göndermek için acil resimler yaptırırdık. Dua ederdik, resim güzel çıksın diye çünkü çektiğimiz resimleri görmüyorduk.
Evet eskiden emek vardı, heyecan vardı mutluluk vardı, meslek aşkı vardı. Saygı vardı meslek dayanışması vardı. Şimdi kuyu kazma var. Meslek gitti kopyala yapıştır. Emek hırsızları var sonra takım elbise kravat ‘ben gazeteciyim.’ 1984 futbol sezonunda Malatyaspor namağlup olarak şampiyon oldu. Tabi ki o dönemlerde Malatya birlik ve beraberlik içerisinde bir bütün halinde şampiyonluğa ulaşmıştı. Rahmetli Nurettin Soykan’la yaptığım röportajda “İşte Malatya’nın gücü taraftar STK’lar, Belediye başkanları, ilçe başkanları ve gazetecilerin bütünleşmesiyle Malatyaspor şampiyon oldu” demişti.
Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde Bölge müdür yardımcısı olan, sevgili abim o dönemde Malatyaspor As Başkanı olarak görev yapan Nurhan Taştepe Malatyaspor için ailesinden uzak ve tüm yöneticiler tesislerde yatıp kalkarak bir aile içerisinde bir baba olarak görevini yapıyordu.
O kadar bir güven ortamı vardı ki futbolcu arkadaşlar paralarını yöneticilere teslim ederdi. Bu konuyla ilgili yazılacak o kadar şeyler var ki fazla zamanınızı almak istemiyorum. İşte şu dönemde siyasetçilerin kulüplere yönetim atadığı, teknik adam ve futbolcu gönderdiği, yönetimlerin teknik adamlara müdahale ederek kadro kurup taktik verdiği, teknik adamların sportif direktör getirdiği, futbolcuların teknik adam getirdiği ve transfer yaparak kadro kurduğu, futbolcu menajerlerinin teknik adam ve yöneticilerle ortak olduğu, yöneticilerin kulüpleri kendilerine borçlandırdığı içinden çıkılmaz çok bilinmeyenli denklemin olduğu bir futbol ülkesi olduk. O yüzden birçok kulüp borç batağından kurtulamayarak ya kulüp kapanıyor ya da borç içinde zor dönemler geçiriyor. İşte en büyük örnek Malatya spor ve bölgemizde bulunan illerin takımları. Son olarak; Herkes yaptığıyla anılır. Spor'da olsun, siyasete ve herhangi bir yerde, kendisini dev aynasında gören, kendisini bulunmaz hint kumaşı zanediyor. İşte bu tip yöneticilerden hiç birinden hazzetmiyorum. Sporda; Kulüpler varsa siz varsınız. Esas olan kulübün başarısıdır, siz değilsiniz. Kulüp başarılı değilse sizin varlığınızın anlamı yok. Kulüp yöneticileri gelip geçicidir. Bugün var yarın olmaz, kulüpler bakidir, eğer iyi bir yöneticiysen adın altın harflerle yazılır, Eğer başarısız isen arkandan olumlu bir şey söylenmez. O halde siyaset olsun, spor olsun adınız dilden dile dolaşsın hizmetiniz konuşulsun istiyorsan işini hakkı ile yapacaksın, hepimiz biliyoruz ki dünya ve makamlar gelip geçicidir. Mühim olan, bu dünyada hoş bir seda bırakarak hizmetinle kişiliğinle anılmaktır.