Yıllarca yazılı basının ve görsel (TV) içinde olmam münasebetiyle Malatya halkı bizleri çok iyi tanıyor.

Bir Malatyalı olarak sürekli ekran karşısında program yaptığımdan, gazetede yazmamdan dolayı ve sürekli vatandaşlarla iç içe olmamızdan dolayı bizi çarşıda vs. yerlerde gördükleri zaman insanlar sıkıntılarını sorunları dile getiriyor.

Bizlerde gazeteci kimliğimizle bu sıkıntıları vs.  yetkili yerlere iletiyor bazen TV, gazetede ve sosyal medya aracılığıyla gündeme getiriyorum.

Bugün bana değerli bir büyüğüm çarşıda nasihat vererek, ‘Güzel Kardeşim! Malatya halkı seni çok seviyor, bende seni seviyorum, sana bir şey söyleyeceğim ama bana kızma, bu memlekette doğruları söylersen kimseye yaranamazsın. Ne yaparsan yap, hep bir memnuniyetsizlik, hep bir şikayetle gelecekler kapına. Kendini başkalarını memnun etmek için yorma. Bırak hak etmeyen insanları, onlar bildiği yoldan gider. O yüzden kendin için yaşa. Uğraşma boşuna sana şikâyet ile gelenler şikâyet ettiği insanın karşısında yalakalık eder. Yaptığın şeylere karşılık vermeyi bırak, teşekkür dahi etmeyecekler. Onlar değer nedir bilmezler. O yüzden senden hep daha fazlasını isteyecekler. Çünkü nankörler. Yani diyeceğim o ki seni kaybetmekten korkmayan, senin için oturduğu yerden konuşmak dışında hiç bir şey yapmayan, sana değer vermeyen ve anlam taşımayan hiç kimse için çabalama. Memnun etmeye çalışma. Kendine bu haksızlığı yapma. Kim sana ne veriyorsa sen de onu ver. Fazlası yok.’

Doğru ama? Bazı konular yetkililerin gözünden kaçıyor, bende gözden kaçan konuları uyarı, bilgi bazında yazarak bir nebze olsun yardımcı olmak istiyorum. Benim gayem bu, yoksa kimseyi yargılamak değil.