Bir zamanlar Malatya denince akla ilk gelenlerden biriydi o sarı-kırmızı forma. Malatyaspor, sadece bir futbol takımı değildi; Bu şehir için bir kimlik, bir tutku, bir aidiyet simgesiydi.
1966’da kurulduğunda kimse bu kadar derin bir sevda doğuracağını tahmin edemezdi belki.
Ama 80’ler ve özellikle 2000’lerin başı…
O dönemler başka güzeldi.
Stadyum dolardı her maçta.
İnönü Stadyumu’nun tribünleri, Malatya’nın dört bir yanından gelen hemşehrilerle dolup taşardı.
İşçisi, memuru, esnafı, öğrencisi kısaca, herkes oradaydı.
Kimi traktörle, kimi minibüsle, kimi yürüyerek gelirdi maçlara.
Soğuk kış günü bile forma giyilir, atkı sarılır, davul-zurna eşliğinde “Malatyaspor burada, başka takım nerede!” diye bağırılırdı. Kazanmak da önemliydi elbet, ama asıl mesele takımı desteklemekti, her şartta, her koşulda.
Ligde kalma mücadelesi verirken de Avrupa kupalarına göz kırparken de aynı coşku vardı.
O taraftarlar fanatikti gerçekten.
Takım küme düşse üzülürlerdi ama bırakmazlardı.
Borç batağında olsa, transfer tahtası kapalı olsa yine tribündeydiler.
Çünkü, Malatyaspor onların takımıydı. Malatya’nın takımıydı. Şehrin gururuydu.
Ah, o kardeş şehir Elazığspor'la oynanan maçlar…
Sanki milli maç heyecanı yaşıyorduk!
Malatya ile Elazığ arasındaki o tatlı-sert rekabet, sahaya yansıdığında bambaşka bir ateş olurdu. “Doğu Derbisi” derdik biz ona.
Tribünler dolmaz, taşardı.
İki şehir de birbirine “kardeş” derdi ama maç günü kardeşlik bir kenara bırakılır, saha savaş alanına dönerdi.
Malatya İnönü Stadyumu’nda oynanan maçlarda hava erken ısınırdı.
Sabahın köründe otobüsler, minibüsler, özel arabalarla Elazığ plakalı araçlar şehre akın ederdi.
Malatyalılar da boş durmaz, “Hoş geldiniz” der gibi atkılarıyla, bayraklarıyla stadyumu sarı-kırmızıya boyardı. Karşı tribün ise kırmızı-beyaz Elazığspor renkleriyle dolardı.
Tezahüratlar, davullar, karşılıklı laf atmalar… Maç daha başlamadan gerilim zirve yapardı.
Sonra ne oldu?
Mali sorunlar, kötü yönetimler, birbiri ardına gelen darbeler.
2006’da o büyük çöküş geldi.
Takım amatör liglere kadar düştü, borçlar altında ezildi.
Yeni Malatyaspor doğdu, o da bir süre Süper Lig’de parladı, ama o eski Malatyaspor’un ruhu başka bir şeydi.
Şimdi ne o eski Malatyaspor var, ne de o tribünleri inleten fanatik hemşehriler…
Bugün maç izlemeye gidenlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor bazen.
O eski ateş, o eski coşku kayboldu sanki.
Gençler başka takımları tutuyor, eski taraftarlar ya yaşlandı ya da küstü.
Stadyum sessiz, tribünler boş.
Çünkü ortada belli başlı takım yok.