Son günlerde okullarda yaşanan silahlı saldırı haberleri hepimizi derinden üzmektedir. Bu olaylar, sadece eğitim kurumlarını değil, toplumun tüm dinamiklerini sorgulamamıza neden olmaktadır.

Bu noktada en önemli soru şudur: Aile olarak çocuk yetiştirebiliyor muyuz, nereye kadar?

Çocuğun sağlıklı gelişiminde aile takibi, öğretmen rehberliği ve uzman hekim desteği büyük önem taşımaktadır. Özellikle ergenlik dönemine giren çocukların yaşadığı agresif davranışlar karşısında ailelerin bilinçli olması, gerektiğinde psikolojik ve tıbbi destek alması gerekir. Bu süreçte okullar ve rehber öğretmenler de önemli bir sorumluluk taşımaktadır.

Ancak günümüzde ailelerin önemli bir kısmı, çocuklarını yeterince takip etmemektedir. “Kiminle gezdi, ne yapıyor?” gibi temel sorular çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Çocukların günlük yaşamı kontrol edilmediğinde, riskler de artmaktadır.

Değişen Zaman ve Dijital Tehlike

Devir değişti. Günümüzde herkesin elinde bir cep telefonu var. Hatta artık 2 yaşındaki çocukların bile tablet ve telefonla büyüdüğünü görüyoruz. Birçok ebeveyn, çocuklarına telefon vererek “sessiz kalsın, bana dokunmasın” anlayışıyla hareket etmektedir.

Ancak bu durum, çocukların kontrolsüz bir dijital dünyaya açılmasına neden olmaktadır. Doğru ile yanlışın ayırt edilmediği bu ortamda çocuklar, olumsuz içeriklere daha kolay maruz kalabilmektedir.

Geçmiş ve Bugün Arasındaki Fark

Geçmişte bizler, anne ve babamızın, dedemizin, büyüklerimizin sözünü dinleyerek büyüdük. Yokluğu ve emeği görerek yetiştik. Bu nedenle her şeyin kıymetini bilirdik.

Bugün ise birçok genç, her şeye kolay ulaşabildiği için emek kavramından uzak büyümektedir. Kolay elde edilen şeylerin değeri bilinmemekte, sorumluluk duygusu zayıflamaktadır. Bu durum bazı gençleri yanlış yönelimlere de sürükleyebilmektedir.

Aile İçi Disiplin ve Toplumsal Sorumluluk

Bazı aileler “Ben görmedim, o görsün” ya da “Biz yapmadık, o yapsın” anlayışıyla çocuklarını tamamen serbest bırakmaktadır. Bu yaklaşım, ilerleyen süreçte kontrolsüz bir gençlik profili ortaya çıkarmaktadır.

Sonuç olarak, aile ile çocuk arasında ciddi iletişim kopuklukları yaşanmakta, gençler otorite tanımamaya başlamaktadır. En küçük uyarılarda bile “Benim annem-babam karışmıyor, sen kimsin?” tepkileri ortaya çıkabilmektedir.

Bu durum zamanla toplumsal çatışmalara, aile içi ve çevresel sorunlara, hatta ciddi olaylara kadar gidebilmektedir.

Okul ve Aile İlişkisi Zayıfladı

Eskiden öğretmenler, öğrencinin hem eğitimcisi hem de yol göstericisiydi. Aileler ise öğretmene “Çocuğum sana emanet” derdi. Bugün ise en küçük uyarıda bile okullara müdahale eden, öğretmeni hedef alan bir anlayış ortaya çıkmıştır.

Bu durum eğitim sisteminin sağlıklı işlemesini de zorlaştırmaktadır.

Sonuç: Nerede Hata Yapıyoruz?

Çocuk yetiştirmek sadece doğurmak, büyütmek ve evlendirmek değildir. Asıl mesele, sağlıklı bir birey yetiştirebilmektir.

Eğer bugün gençlerimizi doğru yönlendiremezsek, yarın toplum olarak çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz.

Bu nedenle aile, okul ve toplum birlikte hareket etmek zorundadır. Aksi halde kaybedilen her çocuk, aslında kaybedilen bir gelecektir.

Allah sonumuzu hayır etsin.