Türk futbolunun geleceğini yalnızca profesyonel liglerde, büyük statlarda ve yüksek bütçeli kulüplerde aramak büyük bir yanılgı olur. Çünkü futbolun asıl temeli mahallelerde, semt sahalarında, toprak zeminlerde, mütevazı kulüp odalarında ve çocuklarının spor yapabilmesi için elinden geleni ortaya koyan ailelerin yanında atılıyor.
Bugün Türkiye'nin dört bir yanında faaliyet gösteren amatör futbol kulüpleri, yalnızca hafta sonu maç oynayan spor organizasyonları değil. Bu kulüpler, çocukların ve gençlerin sosyal hayata katıldığı, takım ruhunu öğrendiği, disiplin kazandığı ve kötü alışkanlıklardan uzak durduğu önemli yaşam alanlarıdır.
Ancak amatör futbol kulüpleri bugün ciddi bir ekonomik darboğazın içerisinde.
Kulüplerin önemli bir bölümü profesyonel şirketler gibi düzenli ve yüksek gelir kaynaklarına sahip değil. Yönetimlerin büyük kısmı gönüllülük esasına göre çalışıyor. Forma, top, ulaşım, saha, lisans ve diğer giderler çoğu zaman yöneticilerin kişisel çabaları, yerel esnafın desteği ve ailelerin katkılarıyla karşılanıyor.
Hal böyleyken amatör kulüplerin önüne getirilecek her yeni mali ve idari yükün, sahadaki karşılığını iyi hesaplamak gerekiyor.
Elbette futbolun belirli standartlara kavuşması, kulüplerin kurumsallaşması ve altyapı çalışmalarının güçlendirilmesi önemli. Fakat bunun yolu, ekonomik açıdan ayakta kalmakta zorlanan kulüplere bir anda profesyonel işletme mantığıyla yaklaşmaktan geçmemeli.
Çünkü amatör kulübün gücü, kasasındaki paradan önce mahallesindeki karşılığından gelir.
Önce saha, sonra şart
Amatör futbolun en temel sorunlarından biri yıllardır değişmiyor: Saha ve tesis yetersizliği.
Bir ilçede onlarca kulüp bulunmasına rağmen kullanılabilecek saha sayısı sınırlıysa, kulüplerden saha tahsisine ilişkin belgeler istemek sorunun çözümü anlamına gelmez. Tam tersine, mevcut kapasite yetersizliği nedeniyle bazı kulüpler daha sezon başlamadan yarışın dışında kalabilir.
Burada sorulması gereken temel soru şudur:
Kulüplerden istenen şartları yerine getirebilmeleri için gerekli altyapı gerçekten sağlanmış durumda mı?
Eğer bir kulübün antrenman yapabileceği uygun bir saha yoksa, o kulüpten düzenli saha belgesi beklemek ne kadar gerçekçidir?
Önce imkan oluşturulmalı, ardından standart talep edilmelidir.
Aksi durumda kriterler gelişimin aracı olmaktan çıkıp eleme mekanizmasına dönüşebilir.
Amatör kulüp, şirket değildir
Kulüplerin daha kurumsal bir yapıya kavuşması elbette desteklenmeli. Ancak amatör futbolun doğası ile profesyonel spor ekonomisinin gerçekleri birbirine karıştırılmamalı.
Bir semt kulübünden çok sayıda lisanslı antrenör çalıştırması, dijital süreçleri eksiksiz yürütmesi, bağımsız bir kulüp binasına sahip olması ve çeşitli idari şartları yerine getirmesi bekleniyorsa, bu şartların maliyetinin de kim tarafından karşılanacağı düşünülmeli.
Bugün bazı kulüpler çocuklarına forma alabilmek, deplasman ulaşımını sağlayabilmek veya antrenman malzemelerini tamamlayabilmek için destek arıyor.
Böyle bir tabloda kulüplerin üzerine yeni ve yüksek maliyetli sorumluluklar yüklemek, iyi niyetli bir kurumsallaşma hedefini dahi tersine çevirebilir.
Amatör futbolun kapısını daraltmak yerine, o kapıdan daha fazla çocuğun girmesini sağlamalıyız.
Asıl mesele çocuklar
Bir amatör kulübün bilançosunda görünmeyen ama toplum açısından çok daha değerli bir kazancı vardır.
O kulüp sayesinde bir çocuk akşamını sokakta geçirmek yerine antrenmana gidiyorsa, bir genç takım arkadaşlarıyla birlikte mücadele etmeyi öğreniyorsa, aileler çocuklarının güvenli bir ortamda spor yaptığını biliyorsa, o kulüp görevini yerine getiriyor demektir.
Bu nedenle amatör futbolu değerlendirirken yalnızca lisans, belge, bina ve bütçe üzerinden hareket etmek yeterli değildir.
Kulüplerin toplumsal işlevi de hesaba katılmalıdır.
Çünkü kaybedilecek olan yalnızca bir futbol takımı değildir. Bir mahallenin spor kültürü, gençlerin buluşma noktası ve çocukların geleceğe dair kurduğu hayaller de bundan etkilenir.
Kriterler kulüplerle birlikte belirlenmeli
Türkiye Futbol Federasyonu'nun amatör futbolu geliştirmek istemesi anlaşılabilir ve desteklenebilir bir hedeftir. Ancak sahadaki gerçekleri en iyi bilenler, yıllardır bu kulüpleri ayakta tutmaya çalışan yöneticilerdir.
Bu nedenle yeni uygulamalar hazırlanırken kulüplerin görüşlerinin alınması büyük önem taşıyor.
Masa başında belirlenen bir kriter ile sahada uygulanabilir bir kriter arasında ciddi fark olabilir.
Federasyon, yerel yönetimler, spor kulüpleri ve ilgili kurumlar aynı masada buluşmalı. Hangi ilçede kaç saha bulunduğu, kaç kulübün faaliyet gösterdiği, kulüplerin ekonomik kapasitesinin ne olduğu ve hangi şartların gerçekten uygulanabilir olduğu birlikte değerlendirilmelidir.
Böyle bir ortak akıl mekanizması oluşturulursa hem standartlar yükselir hem de küçük kulüpler sistemin dışına itilmez.
TFF'YE ÇAĞRI
Amatör futbolun sorunlarını çözmenin yolu kulüpleri yalnız bırakmak değil, onların elinden tutmaktır.
Saha ve tesis kapasitesi artırılmalı.
Saha tahsis süreçleri daha adil ve şeffaf hale getirilmeli.
Ekonomik açıdan zorlanan kulüpler için destek modelleri geliştirilmeli.
Yeni kriterler belirlenirken kulüplerin büyüklüğü ve ekonomik imkanları dikkate alınmalı.
Ve en önemlisi, küçük semt kulüplerinin yarışma hakkı korunmalı.
Çünkü Türk futbolunun geleceğini yalnızca bugün profesyonel liglerde forma giyen futbolcular belirlemeyecek. Yarın o formaları giyecek çocuklar bugün amatör kulüplerin sahalarında yetişiyor.
Bir amatör kulübün kapanması, yalnızca bir takımın ligden çekilmesi değildir.
Bir çocuğun antrenman yapacağı sahanın kapanmasıdır.
Bir mahallenin spor kültürünün zayıflamasıdır.
Bir gencin futbola tutunma ihtimalinin azalmasıdır.
Bu nedenle amatör futbolu güçlendirmek istiyorsak önce kulüplerin yaşadığı gerçek sorunları görmeliyiz.
Standart elbette olmalı. Denetim elbette yapılmalı. Kurumsallaşma elbette desteklenmeli.
Ancak bütün bunlar yapılırken amatör futbolun ruhu kaybedilmemeli.
Çünkü amatör futbol, Türk futbolunun en alt basamağı değil; en sağlam temelidir.
Temel ne kadar güçlü olursa, üzerine kurulacak futbol yapısı da o kadar sağlam olur.
Bugün yapılması gereken, amatör kulüplerin önüne yeni duvarlar örmek değil, onların çocuklara ve gençlere ulaşmasını kolaylaştıracak yollar açmaktır.
TFF'nin ve ilgili tüm kurumların yeni kriterleri bu anlayışla yeniden değerlendirmesi, kulüplerin görüşlerini dinlemesi ve sahadaki gerçeklerle masa başındaki düzenlemeler arasında güçlü bir köprü kurması gerekiyor.
Çünkü amatör futbol yaşarsa, Türk futbolunun geleceği de yaşar.