Türk futbolu… Yıllardır milyonların kalbinde yer etmiş, sevinciyle, hüznüyle, tartışmasıyla hayatımızın bir parçası haline gelmiş bir tutku. Ancak bugün geldiğimiz noktada, o tutkunun yerini öfke, güvensizlik ve hayal kırıklığı aldı. Çünkü futbol artık sadece sahada oynanmıyor; masa başında, kulislerde, ekranlarda hatta bahis sitelerinde yazılıyor.
Bir zamanlar futbolun kalbi olan adalet duygusu, yerini kişisel çıkarların, çifte standartların ve liyakatsizliğin gölgesine bıraktı. Bugün bu köşeden bir çağrı yapmak istiyorum: Türk futbolunda gerçek bir temizlik başlamalı. Bu çağrının adresi ise sadece Türkiye Futbol Federasyonu değil; Merkez Hakem Kurulu (MHK), il hakem kurulları, temsilciler ve bu düzeni sessizce izleyen herkes.
HAK EDENİN DEĞİL, ADAMI OLANIN YÜKSELDİĞİ BİR DÜZEN
Sayın Dr. Ferhat Gündoğdu, bugün MHK’nın başında sorumluluk size ait. Ancak yıllardır camiada konuşulan, herkesin bildiği ama kimsenin yüksek sesle dile getirmediği bir gerçek var:
Bazı hakemler liyakatle değil, “adamı” oldukları için klasmanlarda yükseliyor.
Bazı hakemlerse sahada gösterdikleri başarıya rağmen “istenmeyen kişi” ilan edilip düşürülüyor.
Bu ülkede yıllarca ter döken, emek veren, gece gündüz kurslara katılan, sınavlarda ter döken hakemler; sadece bir kuruldaki ismin keyfi kararıyla kariyerlerinin bitirildiğini gördü. Nice yetenekli genç hakem bu yüzden formayı astı, küstü, futboldan uzaklaştı.
Bu sadece bir hakemlik sorunu değil, adalet sisteminin çöküşüdür.
ADALET OLMADAN FUTBOL OLMAZ
Bir ülkenin futbolu, sadece büyük takımların şampiyonluk mücadelesinden ibaret değildir.
Amatör liglerden profesyonel liglere kadar her kademede, her maçta adaletin hissedilmesi gerekir.
Ancak Türkiye’de yıllardır sistem öyle bir hale geldi ki; küçük illerin, Anadolu takımlarının kaderi masa başında çiziliyor.
Hakemler, “Büyükler” karşısında tereddütle düdük çalıyor.
Bazı kulüpler, hakem hatalarından değil, hakem tercihlerinden mağdur oluyor.
Doğu ve Güneydoğu’daki takımlar yıllardır bu adaletsizliğin bedelini ödedi. Kimi sezonlarda bir penaltıyla, kimi sezonda bir kırmızı kartla lige veda ettiler. Oysa kimse sormadı: “Bu hakemler kim tarafından, hangi gerekçeyle bu maça atandı?”
BAHİS, VAR VE KİRLİ DÜZEN
Bugün Türk futbolunda en tehlikeli virüslerden biri bahis sistemidir.
Futbolun doğallığını, rekabet ruhunu, hatta inancını bitiren bir illet haline geldi.
Artık sadece futbolseverler değil, futbolun içindekiler de bu kirli oyunun parçası haline geldi.
Menajerler, kulüp çalışanları, teknik adamlar ve hatta bazı futbolcular iddia sistemine bulaşmış durumda.
Peki, kim temizleyecek bu bataklığı?
Cevap belli: Cesur yöneticiler.
Bu noktada TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun tavrını önemsiyorum. Çünkü bu ülkede ilk defa bahis ve çıkar ilişkileri üzerine açıkça konuşan, soruşturma isteyen bir federasyon başkanı çıktı.
Ancak bu temizlik yarım kalmamalı.
Ucu kime dokunursa dokunsun, bu düzenin içindeki herkes deşifre edilmeli.
VAR odalarındaki şaibeli kararlar, federasyon içinde dönüp duran “sessiz anlaşmalar” artık gizlenemez hale geldi.
Bu düzenin sürmesi, sadece Türk futbolunu değil, futbola inancı da bitiriyor.
KLASMAN KRİZİ: KÜS HAKEMLERİN GERİ DÖNÜŞÜ ŞART
Bugün MHK’nın en büyük görevi, geçmişte haksızlığa uğrayan hakemleri yeniden değerlendirmektir.
Klasmanlardan düşürülen, sınavlarda çifte standartlara maruz kalan hakemler tekrar denenmelidir.
Çünkü bu insanlar sadece bir düdük değil, bir adalet simgesiydi.
Yıllar önce yazmıştım:
“Tüfek çıktı mertlik bozuldu.
İddaa çıktı futbol bozuldu.
Cep telefonu çıktı nesil bozuldu.”
Bugün bu sözlerin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyorum.
Artık sahadaki adaletsizlik sadece pozisyon hatası değil; vicdan hatasıdır.
TOPYEKÛN TEMİZLİK ŞART
Türk futbolu şu anda belki de tarihinin en büyük kırılma noktasında.
Ya bu çürümüş düzen devam edecek, ya da gerçekten temiz bir sayfa açılacak.
Bunun yolu; dürüstlükten, liyakatten ve cesaretten geçiyor.
Sayın Gündoğdu,
sayın Hacıosmanoğlu,
ve futbolun tüm paydaşları…
Eğer gerçekten bu sporu seviyorsak, adaletin yerini bulması için herkes elini taşın altına koymalı.
Yoksa Türk futbolu, sadece saha içinde değil; ahlaken de ligden düşer.
Son söz:
Futbol bir oyundan fazlasıdır. O, toplumun vicdanıdır.
Ve vicdan sustuğunda, hiçbir düdük artık doğru çalamaz.