Geçmişte Malatya’da geleneksel el sanatlarının en gelişmişleri icra edilirdi. Gelişen ve değişen teknoloji karşısında tüm ülkede olduğu gibi bu el sanatları, Malatya’da da unutulma noktasına gelmiştir.
Geleneksel el sanatlarının başında bakırcılık gelir. Bakırcılığın olduğu her yerde bu sanatın bir yan kolu gibi kalaycılık mesleğine de rastlanır. Malatya’da ki en küçük yerleşim yerinden şehir merkezine kadar hemen her yerde bakırcı ve kalaycıdükkânı bulunurdu. Çünkü günlük hayatın her evresinde bakır kap kullanılırdı. Bu sanatı icra eden ustalar toplumda önemli bir yere sahip bireyler olarak toplumsal statü içerisinde “kanaat önderi” kabul edilirlerdi.
Günümüzde bakır malzemelerin satıldığı Bakırcılar pazarındaki dükkânlarda krom, çelik, alüminyum ve plastik kaplarda görülmekteydi. Yalnızca bakır malzemenin satıldığı bir bakırcı dükkânında tas, sahan, tabak, leğen, tepsi, sini, kazan, kuşkana, tencere, kevgir, teşt, el leğeni, ibrik, cezve, kepçe gibi günlük hayatta kullanılan eşyalar da bulunurdu. Bu eşyalar bakır dövülerek yapılırdı. Günümüzde bu kaplar köylerimizde bile kullanılmaz oldu. Artık şehir merkezinde ise bu eşyalar antika olarak kabul ediliyor.
Zamanla bu yaygın meslek erbabını bir araya toplamak gerekliliği doğunca,Malatya Bakırcılar Çarşısı kooperatif usulüyle 1962 yılında temeli atılıp 1966 yılında sahiplerine teslim edildi. Mesleği icra edenler daha sağlıklı ortamda çalışma imkânı buldular. Bakırcılık ile kalaycılığın teknolojiye yenilmesi sonucu bu çarşıda şimdi birkaç bakırcı dükkânı kaldı. Bakırcılar çarşısında; demirciler, sobacılar, tenekeciler ve başka meslek erbapları boşalan bakırcı dükkânlarına yerleştiler.
Günümüzde Bakırcılar Çarşısı, yapılan yeni proje ile bakır ve geleneksel diğer hediyelik eşyaların satılacağı bir görünüme hazırlanıyor. Bu çarşıdaki dükkânındamesleğini sürdürerek bakır malzeme satmaya devam eden eski bir bakır ve kalay ustası Nurettin Apohan’la kendisini ve mesleğini konuştuk.
Teknolojiye yenik düşen mesleklerden bakırcılığın son temsilcilerinden biri olan ve 63 yıldır bu mesleği icra eden Nurettin Apohan, bakırcılık ve kalaycılığın sağlıklı yaşam, özellikle de sağlıklı beslenme için yaşatılması gerektiğini, ancak teknolojiye yenik düşmekten kurtulamadığı ifade etti.
Bakırcılığın ve bakırcılık mesleğinin geçmişi, bugünü ve yarını hakkında yaptığımız söyleşi de mesleğin geleceği açısından karamsar bir tablo çizdi. Yeni kuşağın mesleğe ilgisiz olduğunu, tüketicilerin ise artık bakır mutfak eşyalarını tercih etmediğini belirtti.
Babam kolumda “altın bilezik” olsun diye beni bakırcı ustasına çırak verdi
1942 yılında Malatya merkezde doğdum. Babam, kolumda altın bilezik olsun diye beni okul yerine bir bakırcı ustasının yanına çırak olarak verdi. Çıraklığa ilk olarak Akpınar mahallesinde Oral Un Fabrikası yanında bulunan tek katlı toprak bir dükkânda başladım. Boyum körüğe yetişmiyordu. O zamanların körüğü deridendi. Tabure üzerine çıkarak körüğü kullanırdım.
Ustalar ve kalfalar acımasızdı
O zamanların ustaları iyi bir zanaatkâr olmamız için bizleri acımasızca azarlar ve döverlerdi. Ama bu azarlamalar ve dövmeleri art niyetli değildi. Sadece bizlerin daha iyi yetişmesi için bu şekilde davrandıklarını düşünüyorum. Tahta darabalı olan bu dükkânda 12 yıl çıraklık yaptım. Kalfalığa terfi ettiğim 1962 yılından kısa süre sonra da askere gittim.