Türklerin at ile dostlukları tarihin derinliklerine dayanır. Orta Asya’dan Anadolu’ya göçerken en yakın dostları olan at ile yolculuk yapmış, at üzerinde yemiş-içmiş ve uyumuşlardır. Sosyal hayatları içinde sürekli at ile birlikte olan Türkler; yolculuklarında, iyi-kötü günlerinde, savaşlarda beraber oldukları hatta özdeşleştikleri ata dayalı birçok oyun ve gelenek geliştirmişlerdir.

Anadolu’ya gelirken en yakın yol arkadaşları at olmuştur ve onunla ilgili oyunlarını inanışlarını da buraya taşımışlardır. 1071 Malazgirt savaşından önce Anadolu’nun muhtelif yerlerinde Türk topluluklarını görsek de Sultan Alparslan’ın zaferiyle Anadolu’ya tam olarak hâkim olunca düzenli olarak at yarışları ve cirit oyunlarının sergilendiğini görüyoruz.

Türkler için at kutsal bir varlıktır. Onun binicisi yiğit bir savaşçıdır. Bu nedenle cirit, Türkler arasındaki en önemli tören ve sportif oyundur. Osmanlılar ciriti savaş oyunu kabul etmektedirler. Zaman zaman yaralanmalara neden olduğu için 1826 yılında II. Mahmut tarafından yasaklanır. Ancak bu durum ciritin Osmanlı imparatorluğunda yayılmasına engel olamaz. 

Gelişen teknoloji, ulaşım araçları ve şehir hayatı, günlük yaşamda atın kullanımını yok etse de 40-50 yıl öncesine kadar Balıkesir, Söğüt, Konya, Uşak, Kars, Erzurum, Bayburt ve Malatya yörelerinde cirit oyunu çeşitli vesilelerle sergilenmekteydi. Şimdi ise şehir hayatı at beslemeyi zorlaştırmış, yarış ve cirit alanı bırakmadığından bu spor dalı unutulmaya yüz tutmuştur.

MALATYA ATLARI

Malatya tarım ve hayvancılığın yaygın olduğu, yaylalarının bolluğu nedeniyle at kültürünün çok geliştiği yörelerimizden biridir. Ekonomik durumu müsait olan herkesin çok güzel bir atı olur ve eyeri -koşumları gümüş işlemelerden süslenerek yapılırdı. Düğünlere, cenazelere ya da kalabalık toplulukların bulunduğu törenlere, Malatyalı atının yelesini-kuyruğunu örer en güzel eyerini atın sırtına koyarak giderdi.  Bir köyden başka bir köye düğüne gidenler, atlarıyla dikkat çeker bu törenler sırasında yapılan yarışlara, cirit oyununa katılırlardı. Malatya’da yüksek rakımlı yaylaların en yiğit ve gözde yaşayanı attır. Malatya’nın suyu, havası ve bitki örtüsü koşmaya elverişli atların yetişmesine ortam sağladığı için Osmanlı sarayına Malatya-Akçadağ’daki Sultansuyu Harasında at yetiştirilirdi.

Eski Malatya’dan (Battalgazi İlçesi’nden) 1839’da Malatya bugünkü yerleşim yerine taşındıktan sonra İnderesi’nin aşağı kısmındaki düzlük, at yarışları ve cirit oyunlarının mekânı oldu. Bu bölgede daha sonra İkinci Ordu Karargâhının kurulması ve sivil yerleşime açılması nedeniyle meydan yok oldu. At yarışı ve ciritin yapıldığı bu meydan, çok geniş olduğundan Cumhuriyetin ilanından sonra Malatya’ya gelen ilk uçağın indiği alandır. Meydanın çevresinde Malatya’daki askeri birliklerin ihtiyacını gideren atların tavlaları bulunuyordu. Askeri birliklerin atları seyisleri tarafından Kernek’e getirilerek sulanır ve ahırlara geri götürülürdü. Bu kez Boztepe’de(Yeşiltepe) Ahmet Parlak ilkokulunun yeri dâhil olmak üzere Boztepe mezarlığına kadar olan bölgede, at yarışları ve cirit oyunları sergilenmeye başlandı. Hemen hemen Malatya’nın tüm ilçelerinde cirit oyunu eskiden çok yaygın idi. Ancak Pütürge, Arapgir, Akçadağ, Hekimhan ilçelerinde daha çekişmeli cirit oynandığı bilinmektedir.

Pütürge’deki Sülük Gölü çevresinde yerel şenlikler yapılırken İzollu, Pütürge, Keferdiz, Tepehan, Gerger gibi yörelerden gelen cirit ekiplerinin, iddialı yarışları günümüzde dahi anlatılmaktadır. Çevresinde açılan sondaj kuyuları nedeniyle suyu çekilen Sülük Gölü kurumuş böylece şenlikler yapılamaz duruma gelmiştir.

SPOR DALI OLARAK MALATYA’DA CİRİT

Cirit iki takımın 100-150 metre genişliğindeki alanda, karşılıklı olarak at üstündeki binicilerin sırayla gelip karşı takımın oyuncusunu, ismen çağırması ya da sağ ilk başta duran oyuncuyu hedef alarak 30-40 metre yaklaşıp elindeki 1 metrelik ciriti hızla ona fırlatmasıyla oynanır. Ekipler 6-7-8-9-10 kişiden oluşabilir. Ciritçiler yöresel kıyafetler giyerler. Sağ ellerinde atacakları cirit, diğer ellerinde yedek ciritler bulunur. Atıyla karşı takımın önüne gelen ciritçi sağ elindeki ciriti karşı oyuncuya doğru savurur sonra geri dönerek kendi ekibine doğru atını hızla koşturur. Karşı takımdan oyuncu onu kovalar. Elindeki cirit ile kaçan oyuncuyu vurmaya çalışır. Bu sırada ilk oyuncunun takımından başka bir oyuncu atını sürerek arkadaşını kovalayan ciritçiyi karşılar. Yeni çıkan oyuncu rakip oyuncuya ciridini isabet ettirmek için atar. Attığı cirit oyuncuya değerse 1 puan kazanır. Ata değerse kötü puan alır. Oyuncular ciritin kendilerine değmemesi için atın sağına soluna hatta karın kısmına kayarak kurtulmaya çalışırlar. Bu sırada gerçekleşen akrobatik hareketler seyircilerden bol alkış alır. Oyuncuların atılan cirit ile yaralanmamasına dikkat edilir. Kovaladığı ciritçiyi yakalayan oyuncu yakın mesafeden ciritini atar gibi yapıp vurmazsa hem puan alır hem de alkışlanır. Cirit müsabakaları bir başhakem ile iki yardımcı hakem tarafından yönetilir. Yardımcı hakemler yüksekçe bir platformun üstünden müsabakayı izler.

MALATYA’DA CİRİT KULÜPLERİ

1980’li yılların sonunda cirit sporu binicilik federasyonunun içerisinde yer almaya başlayınca, yarışma kuralları konulup daha düzenli spor dalı olması sağlandı.

1988’de Malatya’da ilk cirit kulübü, Anadolu As Atlı Cirit Kulübü adıyla Hayati Gül Başkanlığında kuruldu. Tek kulüp olması nedeniyle Hayati Gül, Binicilik Federasyonu İl Temsilciği görevini de üstlendi.

Yarışmaların yapılabilmesi için yeni kulüpler gerekiyordu. Bekir Derindağ başkanlığında Malatya İhtisas Atlı Cirit Kulübü ile Hacı Kalkan tarafından Taşoluk Atlı Cirit Kulübü kuruldu.

Malatya’da cirit faaliyetlerinin yürütülebilmesi için hakem kursu açıldı. Bu kursu tamamlayan öğretmen Ziya Gül birçok müsabakada başhakem olarak görev aldı. Sinema sanatçısı ve yönetmen Gani Rüzgâr Şavata, Cemal Derindağ gibi birçok müsabakada görev alan hakemler sıralanabilir.

Malatya’daki cirit oyunlarında,  ilerlemiş yaşına rağmen gençlere sahayı dar eden Hacı Ömer Derindağ, Bekir Gül, Vahap Şirin, Hayati Gül ve Nihat Gül önemli cirit oyuncuları olarak hafızalarda durmaktadır.  

Bu kulüplerin kurucuları ile sporcularını değerlendirdiğimizde Hekimhan ilçesinde oturdukları ve Drejan aşiretine mensup olduklarını görürüz. Yama Dağı yaylalarına hayvanlarıyla çıkan son aşiret üyelerinden başka at besleyen kimse kalmadı. Şehir merkezlerinde at beslemenin ekonomik ve sosyal zorlukları göz önünde bulundurulursa cirit sporunun açmazları daha iyi fark edilir. 

Türkiye’nin ilk bayan federasyon başkanı olan Kübra Yazar, 1991 yılında Binicilik Federasyonu Başkanı olarak seçilince, Devlet Bakanı olan Mehmet Yazar’ın destekleriyle binicilik sporuna ivme kazandırdı. 90’lı yılların başında Malatya’daki birçok binicilik ve atlı spor dalındaki atak, Federasyon Başkanı Kübra Yazar’ın dikkatini çekince olayı yerinde incelemek için Malatya’ya geldi. Malatya mülki erkânını ziyaret eden Kübra Yazar; Gençlik Spor İl Müdürü, Binicilik Federasyonu İl Temsilcisi ve kulüp yöneticileriyle toplantı yaptı. Mutluluğunu dile getiren Yazar, federasyon olarak Malatya’ya destek vereceklerini ifade ederek ilimizden ayrıldı.

Oğuz Kağan Köksal’ın Malatya Valisi olduğu zaman, 3 cirit kulübü kurularak aralarında müsabaka yapmaları sağlandı.  Kemal Deniz’in Cirit İl Temsilcisi olduğu dönemde Malatya cirit ekipleri Uşak, Erzincan, Erzurum, Elazığ, Bayburt, Manisa,  Ankara ve İstanbul-Kâğıthane’de birçok gösteri ve müsabakalara katılıp başarı kazandılar.  Şimdi ise Malatya’da tek cirit kulübü faaliyetini sürdürmektedir. Bugünlerde Yazıhan ve Hekimhan köylerinde konuklara gösteri yapmak amacıyla cirit müsabakaları düzenlenmektedir.