…  1.1.3. Ekmek Pişirilmesi ve Unun Bereketlenmesiyle İlgili Uygulama ve İnançlar

Köylerde bir-iki günde bir kadınlar ekmek yaparlar. Ekmek böylece taze olarak tüketilmiş olur. Bu mayasız ekmeğe “Fetil ekmek” adı verilir. Ayrıca “Taplama Ekmek/Ekşili” ya da “Yufka ekmek” de yapılır. Ekmek yapımı öncesi-sonrası ve pişirme sırasında bazı ritüelleri/uygulamaları gözlemleriz.  Ekmek Hılası/Un Evi(Uğra) adı verilen bezin içeresinde bir önceki pişirimden kalan bir yumak hamur/hamur mayası ve un vardır. Bakır teştte hamur yoğrulurken hıla içerisindeki hamur topağı alınır ve maya olarak kullanılır. Günümüzde yörede “Pak maya” olarak adlandırılan hazır mayanın yavaş yavaş kullanımda yer aldığını söylemelerine rağmen, halen tercihin uğra içerisindeki ekşi hamur mayasından yana olduğunu gözlemliyoruz.

Ekmek yapımı için evin alt katında bulunan bir eklentide yani “Ekmek damı” denilen yerdeki ocak tezek ve çalı-çırpıyla (küçük –ince odun dalları) yakılır. Ekmek sacı üzerine konulur. Ekmek pişiren kadın, pişirme düzeni alırken sağ ayağını altına katlar, sol ayağını uzatır. Ekmek hılasının bir kenarını ise uzattığı ayağının üzerine kapatarak unun savrulup, dökülmesini önler ki, bu una bir başka deyişle nimete saygıdır.  Ayağı uyuşursa diğer ayağı ile aynı vaziyeti alır.

Ekmek pişiren kadın,  duvarda asılı olan ekmek tahtası/ayaklı sofra arasında bulunan hılayı (Unevi/Uğra) alıp pişirme için hazırlanan alana koyar. Önce “Bismillah” diyerek katlı uçlar açılır. İçerisindeki “Bereket taşı” unun kenarına bir yere koyulur. Sonra ise pişirme düzeni alan kadın teşt ya da leğen içerisindeki hamuru elindeki “hamur eğişi” ile artı şeklinde dörde böler. (Bu bölme hamurun çok olduğu zamanlarda yapılır. Hamur leğeni diğer odadaysa bölünen parça pişirme alanının yakına getirilir. Bitince tekrar gidilip diğer parça alınır.) Pişirici kadın hamur yumaklarını/topağını alır ve hılanın/un evi’nin dört köşesine birer tane dizer. Aldığı yumağı elindeki ekmek pişirme tahtası/Taplama tahtasına el yardımıyla çarparak dairesel bir şekil verdikten sonra, sacın üzerine atar ve ekmek pişirilmeye başlanır.  Bu esnada evde fazla küflet (Evden bir başkası) varsa, bu kadın da elindeki “Aktaraç” denilen yassı ve uzun bir araçla (ahşap veya demir) ekmeği döndürerek pişirilmesine yardım eder.

 

Ekmek Hamurunun Hazırlanması ve Taplama Tahtası İle Ekmek Yapımı

 

Ekmek pişirilirken ilk ekmek zorunlu kalmadıkça kimseye ikram edilmez. Evin-ocağın bereketinin kaçacağına inanılır. Sonra da ekmek damına gelenlere “Bir ısıcak al” diye ikramda bulunulur. İkram geri çevrilemez. Çünkü alınmazsa bereketin kaçacağı düşünülür. O esnada bir köpek geldiğinde hemen bir ekmek dörde bölünerek yemesi için önüne atılır. Verilmezse köpeğin kötü ruhunun bereketi kaçıracağına yorumlanır.

 

Ekmek Pişiren Kadın ve Eşe-Fatma Taşının Bereket Amaçlı Kullanımı

 

Ekmek sac üzerinde yanmışsa, atılmaz. “Aman yanan ekmeği yiyin ki kurttan korkmayasınız” derler. Çünkü tarım ve hayvancılığın geçim kaynağı olduğu yörede yazı-yabanda kurtla karşılaşmak doğaldır. Bu da bir savunma mekanizması olarak karşımıza çıkar. Yine diğer bir inançsal ritüel örneği; yanmış ekmeğin bekarlara ikramıdır ki, burada “Yanmış ekmek ye, nişanlının gözü kara olsun” söyleyişiyle, benzetme/benzeme majik aktarımını gözlemleriz.


Ekmek Pişirme-Ekmek Dönderme ve Bereket Taşının Kullanımı

Ekmek pişirimini tamamladıktan sonra, sona kalan hamur yumağını içerisinde un bulunan hılaya koyar, hılanın kenarında bulunan bereket taşını da unun içerisine koyar ve hılanın köşelerini üst üste katlar. Köşelerin birleştiği nokta üzerine de bereket taşını yani deniz mercanlarının türlerinden cycloliteselliptica/ cylolitestenviradiatusolarak bilinen 65-95 milyon yıllık fosili koyarak, hılayı ocağın yakın bir yerinde, ayakaltı olmayacak bir köşeye kaldırır.  Ertesi gün ya da sonrasında ekmek yaparsa yine “bismillah” diyerek niyazlar ve Eşe-Fatma taşını alarak un evinin bir köşesine koyarlar. Bu niyazda bereket taşı bir amulet ya da uğurluk olarak algılanmaktadır. Hz. Muhammed’in eşi Ayşe ve Hz. Ali’nin eşi Fatma Ana’nın berekete yardımcı bir aracı olarak aktarıcı rolü verilmesinin etkili olduğunu düşünmekteyiz.