HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5)

Kemal DENİZ

09-01-2025 11:38

2. Değerlendirme ve Sonuç

Yörede, torbadan un veya bulgur alınmak üzere el uzatılırken günümüzde unutulmuş olan “El benim elim değil, Fadime Anamızın eli” şeklinde bir söz söylenerek, bu sözden sonra Eşe-Fatma Taşı kaldırılmak suretiyle un ve bulgurun alındığı anlatılmıştır. Şimdi ise taş alınırken “Bismillah” denilmektedir.

Yörede bereket getirme uygulaması dışında ki ritüellerise kısaca şöyledir:  “Fatma Ana” ile ilgili bazı uygulamalar Bu söz o kadar sık kullanılmıştır ki, günlük hayatta birçok olayda geçerlilik kazanmıştır. Hasta sırtı sıvazlama, tuz çevirme ve vücuda yel girmesi gibi durumlarda bu konuda yardımcı olacak kişi de hasta olana dokunmadan önce “El benim elim değil, Fadime Anamızın eli” dedikten sonra besmele çekerek ağrı olan yeri ovmaya başlar. Bu şekilde başlayan tedavinin hastayı iyileştireceğine inanılır.Bölgede Fatma/Fatıma/Fadime yerel ağızda aynı anlamda kullanılan isimlerdir.

Antropolog Hüseyin Şahin’in Arguvan, Hekimhan ve Malatya’nın birçok yöresinde yaptığı derlemelerde “ Fatma Ana Eli” inanışı ve uygulaması yönüyle gözlemlerini şöyle aktarmıştır: Doğum döşeğinde olan /doğum sancısı çeken kadınların sırtının “El benim değil, Fatma Anamızın eli olsun, Fatma Anamız bu gelini kolay geçitlerden geçirsin”  duasıyla sıvazladıklarını tespit etmiştir. (Şahin, 1990, s.10)Bu tespit yöredeki halk inanışları içerisinde Eşe- Fatma isimlerine dayandırılarak birçok adet, gelenek ve inanış uygulamalarına kutsiyet kazandırıp kuşaklara aktarıldığını göstermektedir. Bu da bereket taşına “Eşe-Fatma taşı” denilmesinin kökeninde dini unsurların da bulunduğunu göstermektedir.

Cycloliteselliptica/ Cylolitestenviradiatus(Eşe-Fatma Taşı) Örnekleri

Yöredeki inanışta bulgurun-unun artması gibi çoğalmacı bir yönünün olmasının doğurganlıkla da ilgili olsa gerektir. Taşa erkek ismi değil kadın isminin verilmesi Hz. Ayşe ve Hz. Fatma’nın kadın olmalarından hareketle, buradaki inanışın bereket ve bolluğun sürekli olmasının sağlanması, özünde toprağın verim gücü gibi doğurganlık gücüne atfedilmesindendir.


Uğra/Unevi İçerisinde ve Pişirilmiş Ekmek Üzerinde Bereket Taşı

 

Bir deniz canlısına ait fosilin şekil itibariyle doğurganlık yeriyle ilişkilendirilmesi üst sırt bölümündeki yarıkla anlatılmaya çalışılmıştır. Yine buğday başağı üzerinde bulunan danelerinin karnının yarık olması doğurganlık ve bereketi çağrıştırır anlamda kullanılmıştır. Buğday başağındaki danelerin ortadan yarık bir görünümde olması ve sözünü ettiğimiz fosilin biçimine benzemesi üreme ve bereketle açıklanabilir. Buğdayın bire on, bire yirmi ürün vermesi gibi…

İçerisinde canlı bir ruh olduğundan hareketle taşın da tarlada değil evdeki çuvallarda bulunan unu-bulguru artıracağına inanılmıştır. Tabiattaki doğurganlık ve üremenin eve-haneye taşınması, bilerek herhangi büyüsel girişim olmasa dahi majikbir aktarım ve temas ile açıklanabilir.


Eşe-Fatma Taşı Hılanın/Uğranın İçine Bırakılır- Ekmek Tahtasının Arasına Hılaya Konulduktan Sonra Duvara Asılır

Buradan hareketle benzetme yönüyle de uğur böceği bu fosile benzetilmiş, ona da kutsallık kazandırılmıştır. Fosilin karnıyarık bir görünümde olması, doğurganlığın, üremenin ve berekete ait düşüncenin taş üzerinde yoğunlaşması olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada da karşımıza temas ve aktarma büyüsel yönüyle çıkan bereket taşı iyilik/bereket sağlama aracı olarak algılanmaktadır.

Bereket taşının benzeşme açısından doğurganlık/üreme yönüyle uğurluk olarak kullanımı; yerleşik bir inanışa, kutsallık atfetmeye dönüşümü bazen tesadüfi olmaktadır ki, Zucker (1948, s.161) buna ilkel bir balıkçının sabahleyin avlanmak için ırmak kıyısına gittiği zaman suyun içinde gerek rengi, gerekse biçimi ile ötekilerden farklı bir taş görüp, ailesinden her hangi birine hediye etmek için, taşı sudan alır. Sonra avlanmaya koyulur ve her günkünden çok fazla balık tutar. Balıkçı bunu o taşa bağlar ve taşı uğurluk diye saklar, örneğini vermektedir. (Örnek, 1966, s.51).

Majik uygulamalar tekniğini doğru gözlemlere dayamadığı gibi, başarısızlıkları sonunda bu tekniği değiştirmeyi de kabul etmez.Antropolog Frazer’e göre ; “Bir şeyde bulunan kuvvetin, o şeyin başka nesnelerle teması dolayısıyla bir dereceye kadar bulaşması ve geçmesi ve bir defa birbirileriyle temasa geçmiş olan şeylerin daima birbirlerine sempatik kalmalarıdır.” Buna kontajiyöz ya da temas büyüsü denmektedir. (Örnek, 1966, s.34). Eşe-Fatma Taşı ile ilgili uygulamalarda da bunu görmekteyiz.

Sonuç olarak; üst kratasedönemine ait deniz mercanlarının türlerinden cycloliteselliptica/ cylolitestenviradiatusolarak bilinen 65-95 milyon yıllık fosile, tamamen iyilik/bereket getirici fonksiyon yüklenerek ve içinde üretkenlik barındırdığına inanılması, çoğaltıcı bir yönünün ön plana çıkartılması ile majiksel açıdan aktarım, temas ve benzetmeyle birlikte, iki önemli İslam büyüğü kadının isminin verilmesi kutsiyeti daha da artırmıştır. Yine yörede “Eşe-Fatma Böceği” olarak isimlendirilen Uğur Böceği’nin bu benzetmeden hareketle, tarımla uğraşan yöreler olması sebebiyle de yaprak bitlerine vb. ne karşı yararlılığını da ikinci plana alarak kapanmış biçiminin aynı fosile benzetilmesi, cansız ve canlının aynı dileklerde buluşmasına yol açmıştır.

Araştırma yöresinde; bereket taşına dair uygulamaların kente göçlerle nüfusun azalması, mutfaklarda; değirmende kendilerince öğütülmüş ve hazırlanmış ürünlerin hazır olarak alınması, orta yaş kuşağı olarak sayabileceğimiz 50 yaş altındaki nüfusun bereket taşına bakışına da etki etmiştir. Kaynak kişilerin anlatımı ve alan gözlemlerimize göre, “Eşe-Fatma taşı” ile uygulamalar; evde ekmek yapan kadınların “Unevi/Hıla (Uğra) içerisine bazen bu taşları koyduklarını, ancak süs eşyası olarak da evlerinin görünür bir köşesine de bıraktıklarını göstermiştir. Hızla kaybolmakta olan bir bereket uygulamasının ritüel ve inançsal boyutlarını bu çalışmayla kayda almanın mutluluğunu yaşadığımızı da belirtmeliyim.

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00