…Bereket taşı arazide gezinirken toplanabildiği gibi, özellikle bahar ya da güz aylarında yağışlar başlayınca toplanır. Çünkü yağmurdan sonra güneş çıkıp, toprağın kurumaya yüz tutasıyla taşlarda bir parlaklık olur.Bu da kolay bulunmasını sağlar. Yörede Eşe-Fatma ya da bereket taşı denilen torba vücutlu deniz mercanı fosillerini toplamak üzere Sarıkız Köyü yakınındaki “Çakşak” denilen mevkie giderler. Buldukları taşları “Bismillah” diyerek alır, eliyle üzerindeki tozu vb.ni yavaşça temizler, dudaklarına hafifçe değdirerek niyazlar ve toplayan kadınsa fistanlarının önüne bağladıkları bervanik ya da önlük denilen peştamallarının iki alt ucunu toplayarak bellerindeki kuşağın arasına sıkıştırırlar torba halini aldırdıkları “Yancık” ın içinde biriktirirler. Erkekler ise o mevkiden geçerken rasgeldiklerinde toplarlar.
Kadınlar taş toplarken bir yandan da bereket taşıyla ilgili gözlemlerini anlatmaya başlarlar. Yemek için unun, bulgurun ve diğer yiyeceklerin bulunduğu aşlık odasına girdiklerinde, sanki una-bulgura bereket gelmiş, fazlalaşmış olduğuna şahit oldukları konuları da arazide gezerken sohbetlerine katarlar. Bu da taşın inançsal bakımdan özellikle kadınlar arasında daha fonksiyonel bir algı oluşturduğunu göstermektedir.
1.1.2. Aşlık Damı (Evlik) İçerisindeki Uygulamalar
Çeşitli topluluklarda taş birçok nedenle kullanılır ki, bunlardan biri de hububatın verimini artırmak için taşın kullanımıdır. Bir başka örnek ise Finler’de taşlarla ilgili inançlardan biri de bereketi ve üretkenliği artırmak için ahır, samanlık, avlu ve mutfağa taş gömülmesidir.(Tanyu,1968, s.18-19). Hekimhan yöresinde ise taş gömülmeyip mutfakta çeşitli hububat, buğday, bulgur,un, mercimek, fasulye ve unlu mamullerden ekmeğin üzerine konulmasıyla uygulanmaktadır.
İçerisinde bir öz taşıdığına inanılan fosilin eliptik gövdesinin üzerinde tam ortada bulunan yarılmış/kalın çizgisel bölge üretkenlikle de ilişkilendirilmekte olup, buğday tanesinin karnında da aynı yarığın (vulva) olduğu üretkenliğin, doğurganlığın bundan kaynaklandığı inanışı ile açıklanmaktadır. Bir başka başlık altında ele alacağımız “Uğur böceği/Eşe-Fatma Böceği de bu açıdan benzetme yönüyle kutsanmıştır.
Yörede “ Eşe-Fatma Taşı/Bereket Taşı” ‘nın kullanım alanının aşlık da denilen tahıl ve öğütülmüş tahıl ürünleri ile bunlardan hazırlanan yiyecekler çevresi içerisinde kullanımının sık olduğu görülür. Değirmen dönüşü çuvallar aşlık damına(Evlik) alındıktan sonra duvarda bulunan takadan( Taka-Niş) “Bismillah” diyerek alınır ve çuvalların üzerine koyulur.
Bulgur ve un torbalarının ağzına bu taşlar konulduğunda kış boyunca tekrar yaz ayındaki harman zamanına kadar unun-bulgurun bitmeyeceğine inanılır. Yöre insanı Eşe-Fatma Taşını pis yerlere atmaz, alır saygıyla niyaz eder (hafifçe dudağına götürerek öper) yüksekçe bir yere ya da takaya (niş) koyar.
Eski köy evlerinde “Kiler/Kış damı” ya da “Aşlık damı” denilen, yiyeceklerin konulduğu odada, “ Direme” adı verilen ve kıl ya da yünden dokunmuş çapı bir metreden fazla, boyu bir buçuk metreyi aşkın çuvallar ortadaki ağaç direğin yanına ya da çevresine yerleştirilir, örme ip ile çepeçevre sarılarak direğe bağlanır. Diremelerin içerisine unluk-bulgurluk buğday, un ve daha küçüklere de bulgur, nohut vb. ürünler konulurken, günümüzde “Un Diremesi”, “Buğday Diremesi” denilen çuvallara koyarak saklama uygulaması tamamen ortadan kaybolmuştur. Hanelerdeki nüfusun azalması, saklama-temin etmedeki kolaylık, eski kerpiç evlerden yeni taş ya da betonarme evlere geçişle birlikte mekânların daha küçülmesi etkili olmuştur. Öyle ki bazı hanelerde hazır bulgur, unun ihtiyaca göre torbalarda alındığı görülür. Direme kullanılmamasına rağmen birçok hanede “Bereket taşı”nın foksiyonun devam ettirildiği gözlemlenmiştir.
Hasançelebi, Güzelyuırt, Girmana ve alan çalışmasının yoğunlaştırıldığı Sarıkız Köyünde rastlanan fosilin örneklerini özellikle de Sarıkız’ın tam orta kısmında olan okul ve sağlık evinden aşağı inerek asfalta ulaşan yol üzerinde köylülerin “Çakşak” adını verdikleri yerden bulmak mümkündür.Cyclolitesadıyla anılan torba vücutlular ailesinden ve Mercanlar sınıfından olanbu fosilleri toplayanlar, bereket getirmesi bakımından “taş kültü” nün devamının sağlanmasında bir geleneği de devam ettirmektedirler.