Garip Kanarya

Kemal DENİZ

11-02-2026 10:37

6 Şubat 2023’ten sonra.

Herkes alışılmışın dışına çıkmayı düşündü. Hele çocuklar, buna dünden hazırdı.

Kanaryayı torunlarım istedi.

Bir arkadaşlarının evinde görmüşler; sarı, canlı, durmadan öten bir kuş. Küçücük bedeniyle koskoca bir neşeyi sığdırmış kafesine. Onların gözünde bu kuş, eve giren bir oyun, bir sevinçti. Ben de bir gün, içimde tarif edemediğim bir hevesle, uygun bir kanarya alıp getirdim eve.

Kafesin kapısı kapanır kapanmaz çırpınmaya başladı. Yerini garipsemiş gibi ötüyordu.

Kanatlarını tel aralığına vurdu.

Çocuklar güldü, ev şenlendi. Fakat kanaryanın ne düşündüğünü henüz kestiremedik.

Ama hayat dediğin, neşeyi uzun süre aynı yerde tutmayı sevmez. Bir süre sonra evin hanımı kokudan, gelin etrafa düşen tüylerden, yem kabının çevresindeki dağınıklıktan şikâyet etmeye başladı. “Bu kuş evde durmasın,” dediler. Israr ettiler. Ben de itiraz edemedim. Bir canın yükünü omuzlamıştım ama evin huzuru ağır bastı. Kanaryayı işyerine götürdüm.

Gündüzleri gelip giden insanların arasında, akşamları kapısı kapanan bir dükkânda yaşamaya başladı. Torunlar arada gelir, kafesin önünde durur, kuşlarına seslenirdi. Kanarya da onları tanır gibi olur, daha yüksek, daha neşeli öterdi. Günler böyle geçti. Mevsimler değişti. Hayat, sessizce akıp gitti.

Taa ki 6 Şubat 2023 sabahına kadar. Saat 04.17.

Malatya, uykusunun en derin yerinden sarsılarak uyandı. Yer, bildiğimiz yer olmaktan çıktı. Duvarlar konuştu, eşyalar yürüdü, karanlık bile ürktü. Ailece arabalarımıza sığındık. Üç araba, bir aile. Kar yağıyor, tipi yüzümüzü kesiyor. Üzerimize ne bulduysak giymişiz ne plan var ne hazırlık. Yiyecek yok, ısınma yok. Sadece korku var. Sadece titreyen bedenler, ürperen ruhlar…

Binalar yıkık, bazılarının yarısı ayakta, pencereler kırık, cam sesleri korkunun üstüne korku ekiyor. Kimse konuşmuyor. Herkesin gözünde aynı soru: Şimdi ne olacak?

Bir ara torunların kahvaltı yapmadığı aklıma geldi. “Hazırda ne varsa yedirelim,” dedim. Apartmana çıktık. Dokuzuncu kat. Elektrik yok. Asansör yok. Merdivenler uzun, nefesler kısa. Çabuk çıkıp çabuk inmeliyiz.

Oğlum seslendi:

“Ne bekliyorsunuz? Artçılar sürüyor. Hemen çıkın!”

Arabaya döndük.

On dakika geçmeden, saat 13.24’de, ikinci büyük deprem geldi. Yer göğe, gök yere karıştı. Arabalar burgu gibi büküldü. Tipi savurdu, nefesler kesildi. O, “93 saniye”, insan ömrüne sığmayacak kadar uzundu. Hiç bitmeyecek sandık.

Artçılar biraz durulunca işyerine baktık. Yıkılmamıştı ama yaralıydı. Binaya oğlumla birlikte girdik. Bizim sesimizi duyar duymaz bir ses yükseldi içeriden.

Bir ötüş. Çırpınan bir kanat sesi.

“Ben buradayım,” der gibiydi.

“Beni unutmadın değil mi?”

Kanarya, kafesinin içinde delice ötmeye başlamıştı. Onu da aldık. Ailemizin yanına götürdük. Eve çıkardık. Önüne bolca yem, su koyduk. Sonra yeniden aşağı indik.

Üç gün, arabaların içinde geçti. Soğuk, kemiklerimize işledi. Battaniyeler yetmedi. Kuru ekmekle hayatta kaldık…Gece olunca Malatya karanlığa gömülüyordu. Dördüncü gün Elazığ’a gittik. Dostlar kapılarını açtı. Acı, biraz olsun hafifledi. Bir ay depremin şokunu atlatamadık. Aklımıza kanarya hiç gelmedi. Orada unutmuşuz.

Kırk gün sonra Malatya’ya döndüm.

Asansör hâlâ çalışmıyordu. Dokuzuncu kata ağır ağır çıktım. Kapıyı açtığımda, gıcırtıyla birlikte bir ses yükseldi. Kanarya, çırpınıyordu. Sevinçle, umutla ötüyordu.

Sanki beni çağırıyordu. Su kabını gagalıyor, yemliğe vuruyordu. Birden içimden bir şey koptu. Kırk gündür aç susuz nasıl hayatta kalmıştı?

Koşa koşa markete indim. Yem aldım, su aldım. Tekrar dokuzuncu kata çıktım. Kapları doldurdum. Yem vermeden önce O’nu elime aldım. Sanki elimi öpüyordu. Usul usul gagasıyla elime vuruyor, beni bir daha bırakma dercesine başını elime sürüyordu. Kanaryanın önce suya eğilişini izledim, sonra yeme.

İçtikçe, yedikçe sesi gürleşti. Ötüşü çoğaldı. Evin içi melodilerle doldu.

O an anladım:

Deprem sadece binaları yıkmamıştı. Hayat, en kırılgan yerinden bile yeniden filizlenebiliyordu.

Elazığ’a dönerken düşündüm: Yıkılan Malatya’yı, ailemi, torunlarımı ve bu küçük kuşu. Depremin insanı, hayvanı, taşı, toprağı nasıl eşitlediğini…

Kanaryanın hayata tutunuşunu, sahibine sessizce hesap soruşunu, sonra affedişini.

Hâlâ düşünüyorum…

Sadece bir kuşun kırk gün susuzluğa direnmesini değil;

İnsan kalabilmeyi öğreten o ötüşü.

 

DİĞER YAZILARI DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00