ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi

Kemal DENİZ

20-10-2024 10:54

Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan Çoban Müzesi, Yeşilyurt’un  eski cezaevinden dönüştürülen Gedik Kültür Merkezi içinde yer alır.  Malatya Yeşilyurt Belediyesi kültürümüzün bu renkli unsurunun  yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla oldukça değerli  bir adım atarak Yeşilyurt Çoban Müzesi’ni kurmuştur.

Hayvancılığın ve yayla kültürünün önemli bir yere sahip olduğu Malatya’nın çoban ve köy hayatına, hayvancılığa ait nesnelerin sergilendiği müzede iki yüz yıla yakın geçmişi olan kepeneklerden çoban kavalına, sabandan çoban köpeği tasmalarına, çanlardan kırkım makaslarına kadar yüzlerce materyal ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Ayrıca yörede çobanlar ve çobanlık ile ilgili birçok söylence anlatılmaktadır. Bu söylencelerden adı “Çoban ve Gelin” olan efsane şöyledir: Vaktiyle köyün birinde kimsesiz dul bir kadın tek oğluyla yaşamaktadır. Oğlan, ağanın birine çoban durur. Çoban bir gün dağda davar otlatırken kar, yağmur, tipi başlar. Savruntuda hayvanlardan zayiat vermemek için yörede bulunan kayanın bağrındaki mağaraya sürüyü toplar. Karın ve tipinin dinmesini bekler. Bu sırada atın üstünde bir kadının yaklaştığını görür. Atlı da kayadaki mağaraya sığınmaya gelir. Çoban atın üstündeki genç hanımın kıyafetine, atın süslerine bakarak onun gelin olduğunu anlar. Çoban, kadının yanına gider, “Gelin hanım sen kimsin, nereden geliyorsun?” diye sorar. Çoban düğün alayının nerede olduğunu anlamaya çalışır. Gelin konuşmaya utanır. Çobanın ısrarı üzerine gelin, hiçbir şey bilmediğini, tipi başladıktan bir süre sonra atın hızlandığını, kendisinin de düşmemek için atın yelesine tutunup boynuna sarıldığını, düğün alayının nerede kaldığını bilmediğini söyler. Kendisinin buralara yabancı olduğunu anlatır. Çoban gelini sürünün bulunduğu mağaraya götürür. “Sen burada dur. Ben düğün alayındaki diğer insanları bulup geleyim,” der. Gelinin atına binip geldiği yöne doğru izleri takip ederek yola koyulur. Tipi ve savruntu atın geldiği yerdeki izleri kapatmıştır. Ne kadar ararsa arasın kimseyi bulamaz, geri döner. Artık akşam karanlığı basmış, tipi de iyice artmıştır. Köye varıp haber verme imkânı da yoktur. Yörede yaşayan çobanların yağışlı günlerde ateş yakabilmek için sakladıkları kuru ot ve odunları kuytu yerlerden çıkararak ısınacakları bir ocak tutuşturur.

Çoban sırtındaki keçesini üşüyen geline verir. Ocağın sönmemesi için çevreden biraz daha odun toplar. Koyunların nefesi ve ocağın yanmasıyla mağara ısınır. Sabaha doğru odunlar yanıp biter. Keçesini gelinin üstüne örten çoban üşümeye başlar. Gelin de çobanın üşüdüğünü fark eder. Çobana, keçeyi kendi üstüne örtmesini söyler. Çoban kabul etmez. Ortalık aydınlanmaya başladığında soğuk daha da artar. Hayatta kalabilmek için her ikisi de keçenin altına girmek zorunda kalırlar. Çoban asasını gelin ile kendi arasına koyar. Böylelikle ikisi birlikte sabaha sağ çıkmayı başarırlar. Gün doğduktan sonra köylüler gece köye dönmeyen çobanı ve sürüyü aramaya çıkarlar. Bu sırada köyde çobanın anası feryat figan ağıt yakmaktadır. Çoban ata bindirdiği gelini yanına alıp sürüyü köye doğru sürer. Bir süre sonra kendisini ve sürüyü aramaya çıkan köylülerle karşılaşır. Çoban köye vardıktan sonra başına toplananlara yaşadıklarını anlatır. Çobanın anası ağlamayı bırakıp halay çekmeye başlar. “Kurban olam tipiye, gelin kendi sürdü atı geldi kapıya,” der. Aradan zaman geçer. Düğün alayından haber alınmaz. Hepsinin donarak öldüğü çevrede duyulur. Köylü, damadın da donarak öldüğünü öğrenince gelini çobana vermek ister. Geline, “Çobana varmak ister misin?” diye sorarlar. Gelin, “Kendisine can borcum var. Fırsatı varken bana elini sürmeyen bu yiğide varmak isterim,” der. Köyde adetlere, törelere göre düğün dernek kurulur, davul zurna çalınır. Yeniden düğün alayı düzenlenir. Gelini çobanın evine indirirler. Halk arasında bu olaydan sonra, “Gelin binmiş ata, kimse bilmez kısmet kime?” ve “Gelin ata binmiş, ya kısmet demiş,” sözleri yayılır .

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00