Beydağı ve Altın Saban

Kemal DENİZ

08-10-2024 11:16

Dağların beyi…

Beylerin dağı…

Eyy Beydağı!

 

Severim toprak kokusunu. İliklerimde duyduğum vatan sevgisinden mi bilmem; ama yağmur sonrası havaya yükselen o koku yok mu, o koku mest eder beni. Hele de o koku gülle tanışıksa, karanfille sarmaş dolaş olmuşsa…

Toprak kokusu ülkemin her yerinde ayrı bir güzelliktedir; ancak Malatya Beydağı’nda bir başkadır. Beydağı; gönüllerin kekik kokulu, çiçek kokulu dağı…

Malatya’mın incisi, koruyucusu, göklerden seçicisi, rüzgârlarıyla cennet kokusunu taşıyan sevgilisi…

Bayrak şairi Arif Nihat Asya, Beydağı için ne demişti bir şiirinde:

“Semalarından inen bulutun Gündüzbey’i alnından öptüğü Beylerin dağı”…

 

Gönlüne ortak gören şair Ergönül ise Beydağı’na şöyle sesleniyor;

 

“Karlık’ta balın olam

 Kernek’te yolun olam

 Al Tohma’ya at beni

 Bir kuru dalın olam

 

 Beydağı dağım benim

 Gönül ortağım benim”  

 

Öyle ya nice şiirler söylenmiş, nice türküler yakılmış Beydağı’nın alnının akına; beyazına, alına, sarısına, moruna… Âşıklar onu anlatmış maşuklarına, hikâyeler onun için yazılmış yaprak sayfalarına. Bağrında barındırdığı Geyikler geçidi ile Beydağı, kuşlara özellikle de kekliklere koynunu açmış ses versinler diye…

Ya sular; sular, küçük dereciklerle ondan uzaklaşmanın verdiği hüzünle çağıldayarak ağlamışlar. Bazı sular terk etmemekte direnmişler Beydağı’nı. O nedenledir ki Beydağı’nın bir adı da Sular Dağı olmuş.

En güzel göz, gönül gözüdür, derler ya… Ben de diyorum ki “ne mutlu Beydağı’nı gönül gözüyle görenlere…”

Beydağı’yla heybetleşir Malatya’m…

Efsanem, hikâyem, şiirim, destanım, türküm Malatya’m.

Bembeyaz papatyalar, sarı çiğdemler, mor sümbüller ile süslü Beydağı eteklerine kurulu Malatya’m…

Sabahın ilk saatleri ile başlayan gün boyu devam eden Beydağı’nın çiçeklerinin kokusunu yudumlayan Malatya’m…

Yatsıdan sonra yıldızlara gülücükler dağıtan, ay ışık saçarken Beydağı’ndan esen rüzgârla Cennet kokusu soluyan Malatya’m...

Malatya’nın gururu Beydağı’ndan Malatya’yı; Malatya’dan Beydağı’nı ayrı düşünmek ne mümkün. Beydağı’nı aşk ile sevmek, onu anlamak için pınarlarından su içmek, çiçeklerini koklamak, rüzgârına bağrını vermek,  Karlık’ta bal yemek, Kernek’te çimmek gerek.

Bulutlar, sevdalıdır Beydağ’ına. Onun için hiç eksilmezler üzerinden.  Bilinmeyen mekânların, bilinmeyen zamanların türkülerini gece ve gündüz Beydağı’na okurlar biteviye ve özlemle…

 Onun için Kernek’in tepelerinde türküler, yürek yakıcı ve içlidir.

 

“Beydağı, Beydağı bulunmaz eşin

Malatya’yı aydınlatır ayla güneşin”

 

Eyy Beydağı, dağların beyi…

Dağların huzurunda el pençe durduğu yüce dağ!

Ey beylerin dağı, beylerin sığınağı! Beylerin dert ortağı…

Eyy bağların bağbanı! Yiğitlerin otağı! Battal Gazi’nin yurdu…

Senin üzerinden uçan kuşların selamladığı gibi ben de selamlıyorum.

Yüce ol, vakur kal…

 

Kutsal bir dağdır Beydağı. Kurdu, kuşu, aslanı; taşı, toprağı mübarek…

Kartallar yuva yaparlar yücesine, yaylaları yılkıların, orta kesimleri aslanların yurdudur. Yılan, çıyan, akrep, börtü böcek, eteklerine yerleşir. Yeryüzünde eşi benzeri olmayan çeşit çeşit bitkiler, çiçekler çevrede yaşayan canlılara sağlıklı hayat verir. Arılar en güzel kokulu, bin derde deva balı, Beydağı’nın eteklerindeki çiçeklerden toplarlar. Koyunlar, kuzular, keçiler, oğlaklar, geyikler, karacalar her yanında özgürce koşuşurlar. Horata vadisine doğru inip yayılan geyiklerin tepeleri aştığı geyik geçidi diğer canlılara da yol olur.

 

“Kar boranda yollarını şaşırsa

 Alsa beni Beydağı’nı aşırsa”

 

Beydağı’nın yaylalarında, koyaklarında yılkı atları oynaşır. Kısrakların uzun yeleli zarif boyunlarını yukarı doğru kaldırıp nazikçe kişnemeleri, içlerini gıcırdatır aygırların. Nara atar aygırlar. Kayalardan geri dönen yankılarını dinlerken kendileri ürperir, titrer ve korkarlar.

Dağların ruhu da heybetleri gibi görkemlidir. Hele de Beydağı olunca…

Beydağı’nın heybeti gibi ruhu da düşmana korku salar, dosta gönül ferahlığı verir. Bilirsiniz, dağların yücelerinde kurt, yüksek tepelerinde kartal hiç eksik olmaz. Yücelerde barınamayan çakallar ise dağların eteklerindeki inlerinde kendilerine doğacak fırsatı beklerler.

Kış olur, Beydağı’nın başındaki kar, boran dondurur cümle âlemi… Yaz olur buz gibi sularla yürekler soğutulur. Beydağı’nın tepesinden ovaya esen yel, serinletir cihanı. Malatya’nın seyreden gözleri, atan yüreğidir Beydağı. Şehir sırtını O’na yaslar. O’ndan güç, kuvvet, ilham ve şevk alır. Ya Beydağı’ndaki kayalar… Yalçın kayalar. Hele içlerinde biri var ki, güneşin doğuşunu ve batışını seyretmek için Beydağı’nın zirvesine yerleşen Karakaya, ufuktaki bulutlara göz kırpar muzipçe.

 

Malatya ovasının güneyinde ovayı yücelerden seyreden dağa, yörede yaşayan insanlar Beydağı derler. Malatya şehri, ardıç ağaçlarının, çamların bulutları kucaklamak için uzandığı tertemiz havasıyla tüm canlılara hayat veren Beydağı’nın eteklerinde kurulmuştur. Beydağı, gürül gürül akan berrak sularını, Malatya ovasına cömertçe gönderir. Bu sularla beslenen ovada insanoğlunun ihtiyacı olan her türlü meyve, sebze ve her çeşit hububat yetişir. Ovada yetişen bu ürünler, orada yaşayan insanlara sonsuz bir zenginlik sunar. Bu ürünlerle beslenerek yetişen insanlar, sağlıklı, gürbüz ve güzel olurlar.

                                                            

                                                            * *  *

Anlatıldığına göre bu yörede Beydağı’nın yücelerinde sonsuzluğa karışmış bir ermiş uyumaktadır. Her yıl ekim zamanı gelip tarlalarda çift sürülürken uzun uykusundan uyanıp şu soruyu sorarmış:

- Malatya ovası altın sabanla sürülüyor mu?

Ermiş, bu sorusuna olumsuz karşılık alınca yeniden sonsuz uykusuna yatarmış. Eğer günün birinde evet cevabı alırsa ermiş, yeniden dirilecektir.

 

Bu ermiş kişi, Beydağı’nın eteklerinde uzayan verimli Malatya ovasının iyi sürülüp işlenerek ekilip biçilmesiyle orada yaşayanların çok zengin olacağını anlatmak istermiş. Uyanmak için bolluk ve bereketin artacağı zamanı bekleyen ulu kişi, bu tarlaları sürecek sabanların bile altından yapılacağını vurguluyor belki de.

 

Yörede yaşayanlar, bu ermişin dileğinin gerçekleşeceğine ve bir gün bütün ovanın altın sabanlarla sürüleceğine inanırlar.

 

Selam sana; şahin bakışlı, deli Fırat akışlı, keklik sekişli Beydağı’m.

Selam sana; kekik kokuşlu, vakur duruşlu,  Anadolu nakışlı Beydağı’m.

Selam sana türkülerimin gözdesi, Malatya’mın simgesi yücelerin yücesi Beydağı’m.

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00