Yılanlar ve İnsanlar

Kemal DENİZ

27-12-2024 11:26

…Ekinler Biçilirken Yılanlar

Hekimhan’ın Gelengeç köyünde yaşayan Hacı Halit, çift çubuk işleri yoğun olunca köyde eli orak tutan yiğitleri imeceye çağırmıştı. Yukarı tarladaki ekin öyle bir iki günde bitmez. Ne kadar çabuk biterse o kadar iyi olur düşüncesiyle çok adam toplamıştı. Bir gün önceden ırgatlara yetsin diye güzel bir koç kestirmişti. Yiyecek içecek hazırlıkları tamamlandı. Ertesi gün sabah erkenden imeceye katılacaklar tarlanın başına vardılar. Biraz nefeslendikten sonra herkes akşamdan bileğlediği orağını alıp hondaki yerlerine geçtiler.

Kolcubaşı tarlayı şöyle bir süzdükten sonra “Maşallah! Bu yıl rahmet iyiyiymiş,  şu ekindeki boya bakın hele!” dedi. Ardından gür bir sesle Peygambere Salavat çekip, “Haydin kolay gele!” diye bağırdı. Irgatlar yanındakini yaralamamaya dikkat ederek orak sallamaya başladılar. Kuşluk vakti gelmeden birinci honu başa kadar götürdüler. Kolcubaşı doğrulup göğe baktı. Kuşluğa daha çok var diyerek yeni bir hon belirleyip Allah Allah nidasının ardından Peygambere Salâvat çekip ekinin bedenine çaldılar orağı.

Irgatların gözü tarlanın üst başındaki büyük meşe ağacıyla yüz yıllık alıç ağacının altındaydı. Keyveniler, bu kalabalık insanlara karşı mahcup olmamak için bir yandan süt pişiriyor, diğer yandan da getirdikleri kahvaltılıkları tabaklara bölüyorlardı. İkinci honun ekini derilirken Kolcu seslendi: “Hasan ne bu sessizlik cenazede miyiz? Hele bir türkü çığır.” Hasan, yanık sesiyle bir ağıt söylemeye başladı. İkinci türkü biraz yayla havası estirdi. O sırada Hacı Halit, meşenin altından kolcuya eliyle gelin diye işaret etti. Bunu gören kolcu, iyice parmak uçlarına kalkarak “Honun bitmesine daha çok mu?” diye baktı. Honu yarım bırakmak uğursuzluk sayılırdı. “Bitirelim de öyle sofranın başına varalım” diye seslendi orakçılara.

 “Allah Allah, ha gayret yiğitler! Haa haa haa!” diye gür sesiyle ırgatları iştaha getirmek için seslenince, tarlanın sırtını verdiği Kırankaya çınladı. Bu yüksek nida kayalara çarpınca ılık bir yel olup ekincilerin üstüne doğru geri geldi.

“Bismillah” diyen oturdu kahvaltı sofrasına. Kahvaltı denilince, yufka ekmek, ekşili ekmek ve bulgur çorbasının yanı sıra yumurta,  süt, kaymak, peynir, lor, çökelek, yoğurt, bal… Sofrada bir kuş sütü eksik.  Honcular, sildi süpürdüler sofradakileri.

Tabakasından tütün saran ekinin başına vardı. Kolcu, yeni honu göz kararı belirleyip Salavat çekerek başladı. Herkes de onunla birlikte orağını, destelediği buğday sapına iştahla çalıyordu. Kuşluk vakti geçeli çok olmuş, gün tepelerine dikilmişti. Arada bir,  genç delikanlı ırgatlar, biçtikleri desteyi havaya kaldırıp nara atıyor, yanındakileri şevke getiriyorlardı.

 Ortalığa sessizlik çökünce, orağı vurmadan önce ellik şakırtısı tatlı bir melodi olup tarlayı kaplıyordu.

Aniden “geliyor!” diye nara duyuldu. Herkes o tarafa dönünce adam boyu ekini, yatıra yatıra gelen canlıyı seçmeye çalıştılar. Amma kimse ne olduğunu bilemedi. Canlı mahlûk tarlada buğdayın seyrek olduğu yere gelince daha da dehşete düştüler. Bir buçuk metresi ayakta kocaman bir yılan, uzun gövdesinin üstünde hızla ekinin alt başından yukarıya doğru çıkıyordu.

Hacı Halit, “Kimse kıpırdamasın, bırakın gitsin!” diye seslendi. Irgatlar, yerlerinden oynamadılar. Koca kara yılan, tarlanın üst başından kayalıklara doğru süzülüp gitti.

 

Kara Yılanın Şifası

Tıbben çaresi olmayan bir hastalıktan dolayı yatalak kalan kişinin bakımından ailesi bıkmıştır. Onu birçok hekime gösterirler. Hatta yörede Lokman Hekime olarak bilinen tabibe dahi götürürler.  Fakat bir türlü çare bulamazlar. Eşi, Yama Dağında ıssız bir yere götürüp bırakır. O’nu terk eder.  Köyüne döner. Herkes bu yatalak hastadan kurtulduklarını düşünmektedir.

Öte yandan bir çoban bu hastayı görür. Yatalak adam, ağrısından günlerdir bir şey yemediği için açlıktan ölecek hale gelmiştir.

Çoban, adama acır. Çevreyi araştırarak içi boş bir kaplumbağa kabuğu (bağa) bulur. Bunun içine kara koyunun sütünü sağarak yatalak adamın içmesi için yanına bırakır.

Kara yılan, adamın düştüğü duruma acıyarak onun şifa bulması için harekete geçer. Hasta, içmeye fırsat bulamadan zehrini sütün içine boşaltır. Bunu içen hasta, Allah’tan şifasını bulur. Kısa zamanda iyileşir. Tekrar kendisini tedavi edemeyen Lokman Hekim’in yanına gelerek der ki: “Sen benim derdime derman bulamadın. Oysa ben sağlığıma kavuştum.” Lokman Hekim, gülerek “Be hey evladım! Senin şifa bulman için taze sağılmış kara koyunun sütü, bağa ve kara yılanın zehri lazımdı. Bunları bir araya getirmem imkânsızdı”  der.

Yöremizde kara yılanın zehrinin şifalı olduğuna inanılır.

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00