Yılanlar ve İnsanlar (1)

Kemal DENİZ

26-12-2024 10:44

Kör Hasan ve Kara Yılanın Öcü

Kör Hasan, Çatak deresinde davarlarını otlatırken sürünün önündeki koyunların ürktüğünü fark eder. Koşarak koyunların yanına gider. Bir de ne görsün! Aman Allah’ım, kocaman kara bir yılan. Kafasını kıvırarak havaya kaldırmış, dilini dışarı çıkarmış, “tısss” diye ses çıkarıyor.

 

Kör Hasan, kendisine doğru yönelen yılanın çatal dilini ve tıslamasını görünce korkup panikler. Yerden aldığı taşları karayılana fırlatır. Ancak korku ve panik içinde attığı taşlar isabet etmez. Yılan daha da azgınlaşır, üstüne üstüne gelir. Bunu gören Kör Hasan, elindeki kırılmaz meşeden ateşte ütülerek sertleştirilmiş çobandeğneğini karayılanın kafasına indirir. Kafasına birkaç darbe alan yılan, hareketsiz kalıncaya kadar vurur.  Yılan otların arasında ölür. Köyden uzakta olduğundan un bulamacı yapamaz. Yılanı oracıkta bırakır, sürüyü önüne katıp köye döner.

 

            O günden sonra Kör Hasan,  nereye gitse tarlada, bağda, bahçede, derede, harmanda bir yılanın önüne çıktığını görür. Gördüğü her yılanı, öldürdüğü yılana benzetip kendini dağa taşa vurur. Uzun bir zaman bu böyle sürer. Bundan tedirgin olan Kör Hasan, yoluna çıkan yılanın öldürdüğünün eşi olduğunu düşünüp ailesine ve kendisine zarar vereceğini hesaplayarak yerini yurdunu satmaya karar verir. Ucuz pahalı demeden her şeyini elden çıkarır. Gider Çukurova’dan arazi alarak oraya yerleşir.

 

            Aradan yıllar geçer. Bir koyun tüccarı, Yama Dağı yaylalarından koyun sürüsü toplayarak Adana’ya satmaya götürür. Kör Hasan’ın eski köyüne gelince kara bir yılanın, kara koyunun sırtına dolandığını görür. Yılan kara koyunun yünlerinin arasına yerleşerek sürüyle birlikte günlerce yol alıp Çukurova’ya varır. Mola sırasında yılan koyunun sırtından yere iner. Bunu fark eden tüccar, yılanı takip eder. Yan taraftaki tarlanın içinden sürünerek bitişikteki tarlaya girdiğini, tarlanın ortasındaki harmanın içine kadar süzüldüğünü görür.

 

Çevresindekilere yılanın kara koyunun sırtında Malatya’dan Çukurova’ya geldiğini; ilk tarladaki harmana değil ikinci harmandaki sapların içine girdiğini söyler. Sahibine haber verilmesini ister. Harman sahibi Kör Hasan, tarlaya gelince, yurdundan böyle bir yılan yüzünden kaçtığını anlatır. Muhtemelen bu yılanın da öldürdüğü yılanın eşi olabileceğini söyler. Harmanı yakmaya karar verirler.

 

Çevredeki komşularla birlikte dört yandan harmanı tutuştururlar. Ellerine dirgenleri alarak yılan kaçacak olursa öldürmek için harmanın çevresine dizilip beklemeye başlarlar. Harman epeyce yanıp küle dönerken küllerin arasında kavrulup ölen yılanı bulurlar. Kara yılan öcünü alamaz ancak bu yolda yanarak can verir.

 

Yılanlı’da Bir Temmuz Günü

Yılanlı Yaylasında, köylüler üç kıl çadırın önünde yakılan büyük ocağın ateşinin çevresinde oturmuş yüksek sesle konuşuyorlardı. Üç kardeş, obalarını ekin biçecekleri tarlaya yakın olsun, gidip gelişte zaman kaybetmeyelim diye buraya kurmuştu. Otlatmak için koyun ve keçilerini de getirmişlerdi. İmece usulü çalışacaklarından, herkese düşecek işin yerini belirliyorlardı. Sonunda iş bölümü belli oldu. Çadırları beklemek, koyun ve keçileri sağmak, her çadırın sütünü ayrı kazanlarda pişirmek de Hüseyin’in kızı Bahar’a kaldı. Üç çadırın ahalisi de işinin başına varmak üzere dağıldılar.

Büyük ocakta yanan ateşin başından kalkıp yavaş yavaş çadırlarına gidenler, ertesi günün hazırlığına başladılar. Seherin alaca karanlığında bulmak zor olur diye herkes galıcını (orak), elliğini, giyeceği cizlavetinin üstüne yerleştiriyordu.  Sabah uyanır uyanmaz gözlerinin çapağını silmeden yola düşeceklerdi. Serinlikte ne kadar ekin dererlerse onların kârı değil mi? Az sonra Yılanlı Yaylasındaki çadırlara sessizlik çöktü. Uzaktan yaban hayvanlarının uluması ile dut ağaçlarındaki cızıların (ağustos böceği) sesinden başka çıt çıkmaz oldu yaylada.

Seher vakti horozların ötüşmesiyle Yılanlı Yaylasını kurt kuş sesi sardı. Serinlikte yayılsınlar diye koyunlar, keçiler ağıldan salıverilince kuzular, oğlaklar sürünün içindeki analarına doğru akışmaya başladılar.

 Üç evin sürüleri nöbetleşe yaylıma götürülüyordu. O gün sıra Süleyman Emmi’deydi. Koyunları, keçileri çadırların arka tarafında dağın yamacına doğru sürüp geri döndü. “Kızım Bahar, ben şuracıkta yakındayım. Bir şey olursa bana seslen!” Deyip davarların olduğu yamaca yöneldi. Yokuş yukarı çıkarken ağrıyan beline elindeki pelit değneğini sırtına koyup iki taraftan kollarını dirsekten katlayarak destek verdi. Usul usul meşelerin arasından dağa çıkarken ıslıkla bir halay havası tutturdu. Yokuşu dik çıkmakta zorlanınca sağa sola zikzaklar çizerek yürümeye devam etti.

Köpeği Kara Bocu, yanında yöresinde hoplayıp zıplayarak koşuşturuyordu. Her zaman cebinden çıkarıp başparmağıyla işaret parmağı arasında uzattığı yiyeceklere alışık olan Kara Bocu, sahibine cilveler yapıyordu. Eğlene eğlene tuz taşlarının yanına çıktılar. Süleyman Emmi yassı kayanın üzerine oturdu. Ayağının altında kalan Yılanlı Yaylasını türkü mırıldanarak seyretmeye başladı. Sessiz, sakin Temmuz gününde birazdan ortalığın sıcaktan yanacağı besbelliydi.

Çadırların yanında Bahar, aceleyle koşturuyor, bir şeyler yapıyordu. Süleyman Emmi, başını sağa çevirip ekin derenleri seyretti bir zaman. “Kıl kıpırdamıyor, mübarek bu gün kavuracak gene” dedi içinden. Koca yaylada sanki çıt yok. Uzaktan uzağa ekin derenlerin söylediği türküler mırıltı halinde duyuluyordu.

 Süleyman Emmi, yavaşça taşın üstünden aşağı kayıp şekerlemeye yapmaya başlamıştı ki canhıraş bağırtı yeni daldığı uykudan onu uyandırdı. Uyku sersemliğiyle sağa sola baktı. Ses çadırların olduğu yerden geliyordu. Uyuşukluğu üzerinden atınca çadırlara doğru seğirtti.

Çadırların yanına varınca korkudan ağzı dili tutulmuş Bahar’ı, sağ eliyle katık konulan çadırı gösterirken buldu. “Ne oldu kızım, söyle hele?” dese de boş. Ses soluk yok. Bahar, birazdan kendine gelir gibi oldu, sadece “Yılan!” diyebildi. Beraberce çadıra girdiler. Dört beş büyük tulukta yayılmayı bekleyen yoğurt doluydu. Kıl çadır serin olduğu için herkes buraya koyuyordu katığını. Beş altı metrelik boz bir yılan, yayıkların üstüne tüm vücuduyla yayılmıştı.

 Süleyman Emmi, “Dur kızım şimdi gider. Sen hiç karışma!” dedi. Çadırdan dışarı çıkıp yerden bir avuç toprak alıp döndü. Ağzının içinde dualar okuyup “Git hayvan sana zarar vermek istemiyorum. Haydi, çekil git!” diyerek avucundaki toprağı yılana doğru savurdu. Sağ avucunun içini yılana doğru bir süre tuttu. Yılan, yavaşça yayıkların üstünden sürünerek çadırın arkasından çıktı, kaybolup gitti.

Bahar, Emmisine “Sen ona ne dedin de gitti?” diye sordu. Süleyman Emmi, yavrum yılan duası (Şahmaran duası) var. Onu okudum“ dedi. Bir daha gelirse sen ona karışma, o da sana bir şey yapmaz.” diyerek çocuğu iyice sakinleştirdi.

Birkaç gün sonra çadırların etrafında büyükçe bir boz yılan daha gören Bahar, Şahmaran duasını bilmese de bildiği duaları okuyarak oradan uzaklaştı. Yılan kendi yoluna, Bahar kendi yoluna. Sonraki günlerde Bahar,  bir daha bu boz yılana rastlamadı.

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00