Tohma

Kemal DENİZ

03-12-2024 11:02

Günyüzü ile ilk bakıştığında gözleri kamaştı. Dere yatağında usul usul yola giderken yürümeyi öğrendi. Cıvıl cıvıl köpürerek akıyor, neşeyle oynaşıyordu.  Her darlığın bir ferahlığı olur. Karabük’ü geçince darlıktan kurtuldu. Rahatlayınca düzlüğe yayıldı. Duruldu… Dinlendi… Onu rahatlatan düzlüğü, o da karşılıksız bırakmadı. Her yanını yemyeşil bezedi. Güzellikler saçtı. Yeni tohumlar, yeni evlatlar verdi ovaya.

Kaynarca düzlüğünü geçince önüne Karacehennem boğazı çıktı. İnişli yokuşlu dar boğazda delirdi körpe su. Ne edeceğini bilemedi. Yürüyeceğine koşuyor, akacakken havalara sıçrıyor. Sanki terliyor, köpük içinde kalıyordu. Onu görenler delirmiş bu, sağı solu yıkacak diye düşündüler. Çevreye zarar vereceğine “doğma, doğma” dediler. Sonra söylene söylene “Tohma” oldu.

Tohma! Eyyy Tohma… Kaç koyun kuzu, kaç keçi oğlak suladığın otlaklarda yayıldı.  Susuzluğunu giderdi suyundan. Kaç kısrağın doğurduğu tay kişneyince yeri göğü inleten küheylan oldu. Çevrende kurulan obalarda Dedem Korkut, boy boyladı, soy soyladı. Nice Boğaçlar güreşti senin besleyip büyüttüğün çayırlarda. Tersakan’da hala duruyor atının nal izleri Dirse Han’ın. Sofular’da, Göğebakan’da, Yassıbel’de, cenk naraları yeri göğü inletiyor. Leylek Baba, bize vatan kıldığın coğrafyayı bekliyor, Leylek Dağı’nın tepesinde. Hani kısrağının doğurduğu altın sarısı küçük tayından ötürü Kuluncak adını verdiğimiz cennet köşesi var ya, yemyeşil. Tohma hayat veriyor onlara. “Çoğalın, çoğalın” diyerek çağıldayıp akıyor.

İlahi emirle cümle âlemi doyurmak için doğup emeklemeye başladığın, yürüdüğün yaylalara Sarıkızlı, Ziyellili, Karaçayırlı, Karınçalıklı atını, katırını, sığırını beslenip semirsin güçlensin diye yaylıma bırakmıyor mu? Tohma’nın göz kulak olduğu canavarın,  kurdun, yırtıcı kuşun yan gözle bakamadığı o hayvanlar… Yiğit Tohma’nın koruyuculuğuyla Dedem Korkut’un duası ve koyduğu yasayla kardeş gibi yaşamadılar mı?

Akarak gidip başka suya dökülemeyen su, çoğalamamış kendi nesli yok olmuş,  bahtı kara garip bir sudur. Tohma’ya doğma deseler de doğmuş, çılgın bir delikanlı olup çıkmış. Âdem’den bu yana babadan oğullar doğar.  Bir babadan birçok evlat olur. Su öyle mi ya? Pınarlar, gözeler, dereler, nehirler bir araya gelir babalar doğar.

Durmadan usanmadan koşarcasına Darende’ye, zaviyeye kavuşmak istiyordu. Toprakları yardı. Kayaları oydu. Bazı zaman hırslandı. Bazen homurdandı. Gece demeden gündüz demeden yorulma nedir bilmeden yürüdü. Kayalardan atladı. Çakıllar bir yerine batmasın diye zıpladı. Omuzlayıp dağları öteledi. Kayaları oyup yol yolak açtı. Bir an önce Somuncu Baba’nın dizinin dibine varıp onun hayır duasını almak istiyordu. Başını taştan taşa vursa da kafası gözü yarılsa da bu yoldan dönmedi Tohma. Çıktı er meydanına dağları yıktı. Kırılmaz, delinmez denilen kayaları Ferhat misali delip geçti. Çağlayarak kendini yardan aşağı bıraktı. Ak ak köpük oldu. Hiçbir kiri pası kabul etmeden berrak, bembeyaz buluttan yeni akmışçasına Somuncu Baba’nın kapısına vardı.

Tohma, koca koca kayaların arasından süzülerek, köpürerek döküldükçe zaviyenin bahçesine serinlik çöktü. Mis gibi toprak, çiçek kokusu sardı dağı, bağı. Başını taştan taşa, kendini kayalara dağlara vurarak Hakk yolunda yürüyen Tohma, zaviyeye girer girmez, deldiği kuyularda balık kisvesinde göründü gelmiş geçmiş dervişler. Tohma onları, onlar da Tohma’yı selamladı dervişçesine: Huu! Tohma, yeryüzünde görülmeyeni gördü. Aldı selamları gönül tahtına koydu.

Etraftakiler ne hediye getirdin bu Hakk kapısına demeden suladı otu, ağacı, kurdu, kuşu, börtü böceği. Suya kandırdı hepsini.  Doyurdu cümle âlemi. Besmele çekip girdi dergâhtan içeri. Olmadan Yunusleyin, himmet diledi Somuncu Baba’dan.

Huşu içinde ibadetini yaptı. Sessiz sakin dua eyledi kendisine, cümle âleme. “Allah’ım benim fıtratımdan sel olup yakıp yıkmayı al! Yeryüzüne bolluk bereket dağıtma gücünü ver bana.   İnsanoğluna, bitkiye, böceğe, kurda, tilkiye, uçana sürünene benden su içmeyi nasip eyle” diye yalvardı.

Zaviyeden daha yeni çıkmıştı ki himmetin işaretini gördü Tohma. Ortasından fışkırdı Kudret Suyu. Oldu Kudret Gölü. Şifa dağıttı gelene gidene, Dergâha, Tohma’ya selam verene. Buz gibi suyun içinde kaynayan sımsıcak su, mucize değil de neydi?

Çevresinde gaza ederken şahadet şerbetini içen mücahitler ile Hakk erenlerini selamlayarak yürüdü. Medişeyh’in türbesinin eteğine yüz sürerek yoluna devam etti. O da hayır duasını esirgemedi Tohma’dan.

Dikkulak Dağlarından yola çıkan Balıklı Tohma, Kangal topraklarında Havuz Suyu ile birleşerek hızlandı. Diğer kardeş Tahtalı Dağlarından doğarak Darende boğazını geçip Hacılar mahallesinde zaviyeye doğru yöneldi. İki kardeş Yeşiltaş’ta buluşarak özlemlerine son verdiler. Kucaklaşıp büyük Tohma oldular.

Ulaştı Tohma Akçadağ düzüne, Yazıhan düzüne. Yüzünü dönüp Malatya’ya, ılgıt ılgıt bağrına vuran seher yelini önüne katıp koştu.  Beydağı’nın eteklerinde görününce Malatya Ovası, Fırat’ı aradı gözleri. Tohma, himmet olarak aldığı bereketi ovaya bıraktı. Ağaçlar büyümedi fışkırdı. Dallarda çiçekler açtı. Meyveler bir daha tatlandı. İrildi. Sulandı. Orta Asya’dan Hoca Ahmet Yesevî ocağından bir erenin heybesinde getirdiği çekirdekler toprakla buluştu. Tohma aldığı himmetle suladı. Böylece Malatya Ovasını Cennet Meyvesi Altın Kayısı süsledi. Âlemdeki bütün renkler en güzel haliyle kendini gösterdi. Malatya Ovasında bayram var bayram…

Dağ, dere, tepe demez dolaşır Tohma. Çevreden görenler ne aradığını bilemez. Uzaktan bu telaşlı aranmayı izlerler. Amma bir anlam veremezler. Aslında Tohma kendini arıyor. Özünü bulmaya çalışıyor.

Ovanın doğusunda Fırat’ı görür. İçi içine sığmaz. Sevinç doldurur bağrını. Dar boğazlar, dağlar biter, ovaya iner Tohma. Halep’ten, Bağdat’tan gelip Payitaht İstanbul’a giden ipek yolunu geçebilmesi için Tohma’nın üzerine yapılan Kırkgöz köprüsünün altından akar. Az ileride Fırat’a kavuşur.  Su, suyu arar.  Yol üstündeki küçük sular akmadı mı Tohma’ya? Onlar aramadı mı Tohma’yı? Tohma da aradı sonunda buldu Fırat’ı. Anadolu ile İran, Irak, Mısır, Suriye yollarının birleştiği yer burasıdır. Yayladan çöle, çölden yaylaya gidenler burada selamlaşır.

Hasret gidermek için kucaklaşan Tohma ve Fırat, buluşmanın hazzıyla yollarına aşk ile devam ederler. Kömürhan’a varmadan İzollu düzlüğünde sohbete dalar tembelleşirler. Sanki akmıyor yatıyorlar… Ne Fırat uyur ne de Tohma. Onlara uyku yok. Ancak uyuklayabilirler. Durmaz, sakinleşir duraklayabilirler. Kıbleye doğru kol kola akar gider Tohma ile Fırat.

Somuncu Baba’dan almış dersini. Fırat’a karışıp Kerbela topraklarına yüz sürmeye gidiyor Tohma. Ehli kâmil, edepli, terbiyeli erbainden çıkmış derviş misali yürüyor. Her adım atışta daha da olgunlaşarak, şehitleri rahatsız etmeden varmaya çalışıyor menzile. Baba Fırat ile kol kola. Kerbela’da susuzluktan dudakları çatlamış şehitlere, su ulaştırma mutluluğuyla yere basmıyor, uçuyor.

Yüce kitabımızda ve hadislerde sözü edilen Cennet ırmağı Fırat’ımızın tatlı suyuna ulaşmak, o yolda onunla hem hal olup bizleri de oraya götürme müjdesiyle kuraklığı yok edip gönlümüze serinlik veren Tohma.

Tohma’dan yalnız su değil tarih de akar. Tohma’nın tarihi, yatağında akan sudan daha büyüktür. Dünya döner. Günler, aylar, yıllar geçer. Mevsimler değişir. Zaman sürekli hızlanarak akar, eskir. İnsanoğlu eskiyen zamana bakar durur. Tohma zamanla yarışır. O da yatağında hızlanır. Bazen çağıldayarak koşar. Bazen hoplayıp zıplayarak, yükseklerden atlar.  Zaman mı hızlı, Tohma mı hızlı anlayamayız. Zaman mı yaşlanır, Tohma mı bilemeyiz. Bildiğimiz bir şey var o da Tohma’nın her yıl nevruzda gençleştiği.

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00