Efsane Atlar (2)

Kemal DENİZ

17-12-2024 11:54

…Aşkâr Devzade

İnanışa göre, Hz. Âdem’le beraber Aşkar adında bir at yaratılmış ve ölümsüzlük suyundan içmiştir. Hz. Hamza, Battal Gazi, Sarı Saltuk gibi birçok din büyüğünün, özellikle savaşçı, alperen olan şahsiyetlerin atı olmuştur.

Aşkâr, hep var olarak bu büyük insanların en önemli yoldaşıdır. İslamiyet sonrası Türklerde, at üzerine söylenen efsaneler, İslami yönlerden de desteklenmiş, bunlara İslamiyet’in ruhuna uygun bir değer katılmıştır.

Aşkâr, anlaşılacağı üzere Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra çıkan efsanelerdendir. Aşkâr’dan önce benzer özellikleri olan, ayrıca Burak’a da benzetilen efsanevi at Tulpar vardır. Tulpar, hem yeryüzünde hem gökyüzünde yaşayan, kanatlı bir attır. Yunan mitolojisinde Pegasus’un benzeridir.

İslamiyet öncesi Türklerde, ata verilen manevi değer ve kutsiyet anladığımız kadarıyla İslam sonrası dönemden çok farklı değildir. Dönemin dinî, manevi anlayışı ve kavramlarıyla at, yine yüce bir varlık ve insana, neredeyse insanla bütünleşen bir dost olarak görülmüştür.

Gündelik hayatın, kültürün oluşmasında neredeyse insan kadar etkili bir gücü olan at, Türklerin tam anlamıyla fikrinde ve zikrinde yer etmiştir. Bazı Türk topluluklarında insanların atlarıyla beraber gömülmesi, kuvvetle muhtemel öte dünyada da yine atın insana yoldaşlık edeceğine, insanın menziline yine atla ulaşacağına olan inançtan gelir. [1]

Aşkâr Türk kültüründe Seyit Battal Gazi’nin atı olarak yerini alır. Şükrü Elçin, Türklerde atların doğuşuyla ilgili değerlendirmeler yaparken atların dört kaynaktan doğduğunun altını çizer. Bunlar: Gök menşeli, rüzgâr menşeli, mağara-toprak ve su menşeli olmak üzere dörde ayrılır.

Battal Gazi Destanında Malatya Serdarı ve Battal Gazi’nin babası Hüseyin Gazi’nin avda yakalamak istediği bir geyik, mağaraya kaçar. Hüseyin Gazi atından inip mağaraya girer. Bir iki adım ileri yürür. Eğeri ve dizgini üzerinde sarı bir at görür. Atın önünde yere çakılmış bir süngü, bir yanında asılmış büyük bir topuz bulunmaktadır. Hüseyin Gazi, onu görünce şaşırır ve hayran olur. Bu at acaba burada ne dolaşıyor, diyerek onu yakalamak için ileri atılır. At önüne gelerek bir çifte sallar. Hüseyin Gazi geriye çekilir. Onu yakalamak için epeyce çaba gösterir. Fakat yakalayamaz. Mağaranın derinliklerinden bir ses duyulur:

-Ya Aşkâr, sakin ol seni Hak Ta’ala Cafer’e gönderdi ki gele yeryüzünde gazalar kıla. Âlemi küfür karanlığından kurtara. Ol yiğide muti ve münkat ol! der.

At bu sesi işitince bir yerde durur. Hüseyin Gazi çevresine bakınır hiç kimseyi göremez. İleri yürüyerek atın yularını eline alır. Üzerinde ‘Bu süngü senindir’ yazılı aleti yerden çekip çıkarır. Bir tarafında da Âdem peygamberin iki bölük saçı, Davut peygamberin zırhı ve İshak peygamberin çukalı (savaşta atlara giydirilen zırhlı örtü), Hazreti Hamza’nın da silahı hazır durmaktadır. Hüseyin Gazi sevinir. Cafer’e verilecek emanetleri bir bohça içine koyar. Kendi atına binerek Aşkâr’ı yedeğine alır. Malatya’ya doğru yola çıkar.

Yolda giderken kendi kendine:

-Ya Rab, bu Cafer Kimdir? Bunun gibi at ve aletler ona gönderile diye düşünür. Uykusu gelir, attan aşağı iner, atı bir ağaca bağlar ve yatıp uyur. Düşünde bir pîr görür. Pîr, Hüseyin Gazi’ye:

-Ya Hüseyin! Sana müjdeler olsun ki Cafer senin oğlundur. Ortaya çıkmasına ve Rum’u tamamen Müslüman etmesine az kaldı der. Hüseyin Gazi uyanıp şükür secdesi kılar. Atına binip hızla Malatya’ya doğru yol alır. Şehre varır.

Aradan bir süre geçtikten sonra Cafer doğar. Tevabil, Cafer’in doğduğunu müjdeler. Bu sırada Emir Ömer ile birlikte olan Hüseyin Gazi, usturlap ilmini iyi bilen Emir Ömer’e,  Cafer’in yıldızına baktırır. Emir Ömer Cafer’in talihini gayet parlak görür. Hüseyin Gazi’ye:

-Oğlun iyi ve dindar bir pehlivan olacak Rum’un tamamını Müslüman edecek. Hiç kimsenin yapamadığı pehlivanlıklar gösterecek. Bunun adı Cafer olsun der. Dua yazıp verir. Bunu çocuğun başına bağlamasını ister. Hüseyin Gazi, Malatya’nın beylerini ve ayanlarını toplayarak üç gün yemek verir.

Sultan Alparslan ve Ak At

Sabahın serinliği devam ederken, Türk karargâhında boru sesi bütün Selçuklu ordusunu tatlı uykusundan uyandırdı. Boru sesine bütün küheylan atlar da uyanmış, çayırlara yayılmak için kişniyorlardı. Ak tulgalı beyler, tunç miğferli kılıç erleri çadırlarından çıkarak atlarının yanına gittiler.  Askerler atlarına,  atlar ise sahiplerine sanki âşık. Kişneme sesleri her tarafı inletti. At ne sevimli ve vefakâr bir hayvandır. At, Türk’ün en sadık yoldaşıdır. Türksüz at, atsız da Türk olamaz! Dünyaya atı tanıtan Türkler olmuştur. Dünyanın ilk süvarileri Türklerdir.

Atına yaklaşan her asker atını okşuyor, boynuna sarılarak öpüp kokluyordu. Bu sevilmeden zevk alan atlar da sıçramalarıyla karşılık veriyorlardı. Atını alan yem vermeğe gidiyordu.

Tarih 26 Ağustos 1071 günlerden Cuma sabahı.  Alparslan, her askeri gibi sabahın serinliğinde ilk iş olarak, Ak Atının bakımını yapmaya gider. Sultan Alparslan Malazgirt Ovasında büyük savaşa kendisini hazırlarken atını da en az kendisi kadar önemser. Atının yelesini düğüne gider gibi renkli iplerle örer. Onu kaşağılar. Sever. Okşar… Kuyruğunu topuz yapar. Geminden eyerine, nallarından üzengisine tüm koşumlarını özenle gözden geçirir. Onu hiçbir seyise güvenip teslim etmez. Atı ile kendisi arasındaki duygusal bağları iyice sağlamlaştırır. Böylece bineğini de savaşta en verimli sonucu alacak hale getirir.

Karargâhın güzel sesli müezzini Malazgirt Ovasını Cuma namazına davet eden ezanı okurken Süphan Dağı’nın vadileri sessizce dinliyordu. Bütün askerler ak çadırlarından çıkarak abdest aldılar. Sonra saf saf dizildiler. Sultan Alparslan, imamlık makamına geçti. Cuma namazını kılmak için tüm ordu O’na uydu. Cuma namazı bittikten sonra askerler harp safına geçtiler. Mızrak, yay, ok, kalkan ve kılıçtan sanki bir orman oluşmuştu.

Alparslan, gelinlik kız gibi süslenmiş görkemli Ak Atını okşayıp rahatlattıktan sonra sol üzengisine basıp gümüş işlemeli eyere oturdu. Ovaya yerleşen ordusunu her birini kucaklarcasına süzdü. Atının yelesini sağ eliyle sıvazlayarak askerin en önünde yerini aldı.

Sultan Alparslan, okunu ve yayını eyere asıp eline harp kılıcını ve kalkanını aldı. Alparslan, beyaz bir elbise giymiş, üzerine kokular sürmüştü. Sonra askere dönerek:

-Eğer mağlup olursam, bu beyaz elbise şehitlik kefenim, Malazgirt de bana mezar olsun! dedi. Askerlerini coşturan bu konuşmadan sonra Ak Atını düşmanın üstüne sürdü.

Tarihin şahit olduğu bu olayda, bir Türkün atıyla nasıl özdeşleştiğini görmek mümkündür.     

 

 

 

[1] https://www.gzt.com/nihayet/gercek-ve-efsane-arasinda-atcilik-3530766

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00