DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-3

Kemal DENİZ

02-07-2025 13:00

6 Şubat depremleri yalnızca şehirleri değil, hayatları da yerle bir etti. O gece, Malatya başta olmak üzere 11 ilimizde binlerce insanın evi, işi ve düzeni altüst oldu. Biz gazeteciler ise o gün yalnızca haber peşinde koşmadık, aynı zamanda insanlığımızı da ortaya koyduk. Depremin birinci günü, haberin merkezi olarak Kent Konseyi binası seçilmişti. Ulusal ve yerel medya temsilcileri burada bir araya gelerek kimi ulusal kanallarına, kimi internet sitelerine haber geçmeye çalışıyordu. Ancak elimizde basılı gazete çıkarma imkânımız kalmamıştı. Çünkü başta bizim matbaamız olmak üzere, şehir içindeki küçük sanayi sitesinde bulunan birçok matbaanın damı çökmüş, makineler enkaz altında kalmıştı.

Basın İlan Kurumu'nun izniyle bir süre gazeteleri yayımlayamadık. Sonrasında haftada bir yayın yapabilecek duruma gelebildik. Bu süreçte basın camiası, yaşadığı maddi ve manevi kayıplarla depremden en çok etkilenen meslek gruplarından biri haline geldi. Bugün 2025 yılının Mayıs ayındayız ve hâlâ Malatya’da 21 metrekarelik bir konteynerde habercilik yapmaya çalışan gazeteci arkadaşlarımız büyük bir fedakârlıkla mesleklerini sürdürmeye çalışıyorlar. Yaralarımızı yavaş yavaş sarmaya, yeniden ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Malatyalıların özgürce haber alacağı ortamın yok olmaması için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz.

Deprem, yalnızca binaları değil, iletişim araçlarımızı da vurdu. Bilgisayarlarımız, internet bağlantılarımız, kullandığımız tüm teknolojik ekipmanlarımız enkaz altında kaldı. Herkes bir şekilde toparlanmanın, işine geri dönmenin yollarını aradı. Bu zor dönemde, gazetecilerin bu süreçten önemli dersler çıkardığını düşünüyorum. Daha iyi, daha olgun ve insani haberler yazabileceklerine, mesleklerini daha bilinçli bir şekilde yapacaklarına inanıyorum.

Deprem sürecinde gazeteci arkadaşlarımız sadece haber peşinde koşmadılar. Yardım kolilerinin dağıtımında görev aldılar, ilk günlerde enkazdan yaralı ve sağ kurtarılmayı bekleyenleri çıkarmaya çalıştılar. Gazeteci, bir yandan kendi mesleki sorumluluğunu yerine getirirken, diğer yandan insani ve vicdani görevini de üstlendi. Malatya basını, bu olağanüstü koşullarda nasıl habercilik yapılması gerektiği konusunda önemli bir deneyim kazandı. Sadece deprem değil, sel felaketi, yangın ve savaş gibi afetlerde de basının nasıl hareket etmesi gerektiğini öğrenmiş olduk.

Bu süreçte haber yazarken afetzedelerin duygularını zedelememeye, onurunu kırmamaya özen gösterdik. Çünkü böylesi felaketlerde haber yapmak, yalnızca bilgi aktarmak değil, aynı zamanda toplumsal duyarlılığı da korumaktır. Malatya’ya gelen ulusal ve uluslararası medya mensuplarına da yerel gazeteciler olarak hem rehberlik yaptık hem de şehrimizle ilgili doğru bilgi ulaştırmaya çalıştık. Ancak yine de Malatya’nın yaşadığı büyük yıkım, ulusal medyada yeterince yankı bulmadı. Depremden iki ay sonra bazı kamu görevlileri ve medya kuruluşlarının ancak Malatya’daki gerçek tabloyu fark ettiğini görmek acı vericiydi.

O günlerde Habertürk’ten Fulya Hanım’ın, karanlığa gömülen Malatya’nın görüntülerini ekrana getirmesiyle Türkiye’nin dört bir yanında yankı bulan tepkileri hatırlıyorum. İşte o an, Malatya’nın da bu felaketten ağır yara aldığını toplum fark etti.

Aslında bizler uzun yıllardır Malatya’nın depreme hazırlıklı olmadığını defalarca yazdık. Gazetemde ve sonrasında birleşen gazetelerimizde, toplanma bölgelerinin eksikliğini, deprem anında insanların temel ihtiyaçlarını nereden karşılayacaklarının bilinmediğini, yetkililere ve halka duyurmaya çalıştık. Ancak genellikle, okullarda yapılan tatbikatlar gibi göstermelik önlemlerle avunuldu. Oysa afetlerin gerçek yüzünü gördüğümüzde, yapılması gerekenin çok daha fazla olduğunu bir kez daha anladık.

Deprem sonrası gazeteciler olarak yalnızca haber yapmakla kalmadık, yeni inşaatların güvenliği, altyapı eksiklikleri gibi konuları da gündeme taşımaya çalıştık. Böylece kamuoyunda daha dikkatli ve duyarlı bir şehirleşme anlayışının oluşması için çabaladık. Öte yandan, deprem sonrası dijital gazeteciliğe yönelim hız kazandı. Aslında bu geçiş zaten başlamıştı. Ancak afet koşulları, dijital haberciliğin önemini ve gerekliliğini bir kez daha gösterdi. İletişim teknolojileri sayesinde dünyanın dört bir yanından haberlere ulaşabiliyor, farklı toplumların kültürlerini tanıyabiliyoruz.

Türkiye’de gazetecilik 1940’lı yıllardan itibaren ihtisas alanlarına ayrılmaya başladı. Spor, ekonomi, dış haberler, diplomasi gibi branşlarda uzmanlaşan gazeteciler yetişti. Şimdi ise bir deprem ülkesi olarak afet gazeteciliğinde uzmanlaşmış habercilere ihtiyacımız var. Toplumun sosyal ve ekonomik düzenini etkileyen felaketlerden sonra haberciliğin daha sağlıklı ve sorumlu yürütülebilmesi için, medya kuruluşlarının kendi bünyelerinde bu alanda eğitimli, deneyimli gazeteciler yetiştirmesi şart.

Türkiye’nin dört bir yanında yaşanan depremler bize bir kez daha gösterdi ki, bu topraklarda küçük ya da büyük deprem yoktur. Her sarsıntı bir felakete dönüşebilir. Gazeteciler olarak barınma yerlerimizin, çocuklarımızın okuyacağı okulların ve çalıştığımız iş yerlerinin depreme dayanıklı olup olmadığını sorgulamalı ve bu konuda işverenlerimizden taleplerde bulunmalıyız. Aynı zamanda afet bilincini kamuoyuna yansıtacak haberler yaparak toplumu bilinçlendirmek de bizim görevimizdir.

Bu felaket günleri bize yalnızca gazetecilik yapmayı değil, insan olmayı da öğretti. Şimdi daha güçlü, daha bilinçli ve daha duyarlı bir basın anlayışıyla yolumuza devam etme zamanı.

DİĞER YAZILARI Garip Kanarya 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-2 01-01-1970 03:00 DEPREM SONRASI MALATYA BASINI-1 01-01-1970 03:00 ŞİİR VE ÖNEMİ 01-01-1970 03:00 Ailemiz Bu Toplumun Temelidir 01-01-1970 03:00 GÜZEL TÜRKÇEMİZ 01-01-1970 03:00 DEĞİŞEN MALATYAMIZIN DEĞİŞMEYEN YAŞAM KÜLTÜRÜ 01-01-1970 03:00 AĞITLAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL TELLERİ 01-01-1970 03:00 DAİMA ŞİMDİKİ ZAMAN 01-01-1970 03:00 SÜNNET (2) 01-01-1970 03:00 SÜNNET 01-01-1970 03:00 “Şiirin beni, bizi anlatmasını isterim” 01-01-1970 03:00 DENİZ'İN COŞKUSU 01-01-1970 03:00 BİR'İ SEVMEK ÇOĞU SEVMEKTİR 01-01-1970 03:00 IŞIK KOKUSU 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI 01-01-1970 03:00 MALATYA HALK OYUNLARI (1) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (5) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (4) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (3) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 HEKİMHAN YÖRESİNDE BEREKET İNANIŞINA BİR ÖRNEK: EŞE-FATMA TAŞI ve UĞUR BÖCEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BİR KIŞ YARISI TÖRENİ: HAYADANA ÇIKMAK (2) 01-01-1970 03:00 Malatya’da Bir Kış Yarısı Töreni: Hayadana Çıkmak (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (2) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA BAKIRCILIK MESLEĞİ (1) 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA CİRİT 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Yılanlar ve İnsanlar (1) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Seyyid Battal Gazi (1) 01-01-1970 03:00 Abdulvahap Gazi (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (2) 01-01-1970 03:00 Şiro Çayı - Sülük Gölü (1) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (3) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (2) 01-01-1970 03:00 Efsane Atlar (1) 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kutlu Pınarları (1) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (2) 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Puluşağı (1) 01-01-1970 03:00 Emiroğlu Konağı ve 1071 Tarih Parkı 01-01-1970 03:00 ABDURRAHMAN-I ERZİNCANİ EFSANESİ 01-01-1970 03:00 Kuruçay(1) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (2) 01-01-1970 03:00 Göldağı ve Şah İsmail (1) 01-01-1970 03:00 Tohma 01-01-1970 03:00 Eşe-Fatma Taşı ve Uğur Böceği 01-01-1970 03:00 Sarıkız 01-01-1970 03:00 Çift Başlı Kartal 01-01-1970 03:00 Ballıkaya 01-01-1970 03:00 Arslantepe - Melid 01-01-1970 03:00 Taş Han ve Hekimhan’ın Kuruluşu 01-01-1970 03:00 Fatmacık Kayası 01-01-1970 03:00 Oğuz Yıldızı 01-01-1970 03:00 Kubbe Dağı ve Sevserek Han 01-01-1970 03:00 Ayranca Dağı 01-01-1970 03:00 Leylek Dağı ve Leylek Baba 01-01-1970 03:00 Kırk Kardeşler Efsanesi 01-01-1970 03:00 Pusu 01-01-1970 03:00 Orduzu Kayja 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Avlulu Evleri 01-01-1970 03:00 Koca Vaiz 01-01-1970 03:00 Süt Pınarı Efsanesi 01-01-1970 03:00 Mercimek Hatun 01-01-1970 03:00 İspendere / Bakırsu 01-01-1970 03:00 Cennet Meyvesi Kayısı 01-01-1970 03:00 Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kuruluşu ve Adı 01-01-1970 03:00 Atmalı Kalesi ve Altın Beşik 01-01-1970 03:00 DEMİRCİ YUSUF USTA 01-01-1970 03:00 SULTANSUYU HARASI 01-01-1970 03:00 Yeşilyurt Tekstil Müzesi 01-01-1970 03:00 KAHVE KONAĞI 01-01-1970 03:00 Ballık Deresi 01-01-1970 03:00 ÇOBAN GELİN VE YEŞİLYURT ÇOBAN MÜZESİ EFSANESi 01-01-1970 03:00 Gelin Yurdu / Düğün Yurdu 01-01-1970 03:00 Yel Köprü 01-01-1970 03:00 Abdulharap Gölü 01-01-1970 03:00 Pınarbaşı Derme 01-01-1970 03:00 Büyük Said Hoca (Âşık Sultan) 01-01-1970 03:00 Horasan Baba –Çoban Dede 01-01-1970 03:00 Fırat ile Dicle’nin Aşkı 01-01-1970 03:00 Beydağı ve Altın Saban 01-01-1970 03:00